
Türkiye Çevre Platformu (TÜRÇEP), Uluslararası Kıyı Temizliği Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, kıyıların yalnızca insanların dinlenme ve piknik alanları olmadığını, tüm canlılar için hayati öneme sahip ekosistemler barındırdığını vurguladı. TÜRÇEP Genel Sekreteri Ali Kalçık, kıyıların kirletilmesine, doldurulmasına, işgal edilmesine ve bilinçsiz yapılaşmaya karşı ortak mücadele çağrısında bulundu.
VANMED HABER MERKEZİ - Türkiye Çevre Platformu (TÜRÇEP) Genel Sekreteri Ali Kalçık, Uluslararası Kıyı Temizliği Günü dolayısıyla yazılı bir açıklama yayımladı.
Kıyıların yalnızca insan odaklı dinlenme veya piknik alanları olmadığını belirten Kalçık, bu alanların çok sayıda canlı türü için yaşam, üreme ve beslenme alanı olduğunu ifade etti. Kalçık, kıyıların korunması için kirliliğin kaynağında önlenmesi ve ekosistem bütünlüğünü tehdit eden uygulamalara karşı etkin mücadele yürütülmesi gerektiğini söyledi.
“Bir gün temizlemek yetmez, kaynağında önlemeliyiz”
1986 yılında ABD’nin Teksas kıyılarında başlayan Uluslararası Kıyı Temizliği Hareketi’ne dikkat çeken Kalçık, kıyı temizliği çalışmalarının toplumsal farkındalık açısından önemli olduğunu ancak tek başına kalıcı çözüm sağlamadığını belirtti.
Kalçık, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Kıyı temizliği farkındalık yaratması bakımından son derece değerlidir. Ancak kıyıları bir gün temizleyip ertesi gün yeniden kirlenmesine seyirci kalmak kalıcı bir çözüm sunmaz. Asıl hedef kirliliği kaynağında önlemek, kıyıları tahrip eden uygulamalara engel olmak ve toplumsal duyarlılığı sürdürülebilir kılmaktır.”
“Kıyılar yalnızca deniz kenarı değildir”
Kıyı kavramının yalnızca deniz ve göl kenarlarıyla sınırlandırılmaması gerektiğini ifade eden Kalçık, akarsular, dereler ve sulak alanların da su ile karanın buluştuğu ortak yaşam sisteminin önemli parçaları olduğunu belirtti.
Kıyıların içinde bulunduğu doğal havzadan ayrı değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Kalçık, bu alanların su canlılarının üreme ve beslenme alanları ile kuşların konaklama merkezleri açısından önemli ekolojik işlevler üstlendiğini kaydetti.
“Van Gölü Havzası alarm veriyor”
Kıyı tahribatının somut sonuçlarına örnek olarak Van Gölü Havzası’nı gösteren Kalçık, bölgedeki ekolojik tehditlere dikkat çekti.
Kalçık, havzadaki başlıca sorunları şöyle sıraladı:
- Göllerin çekilmesi ve kıyı tahribatı: Göl sularındaki çekilme ve sulak alanların daralmasının ekosistem üzerinde doğrudan etkiler oluşturduğu belirtildi.
- Atık ve moloz baskısı: Kıyıların atık ve molozlarla doldurulmasının doğal yaşam alanlarını tehdit ettiği ifade edildi.
- Yapılaşma ve dolgu alanları: Kıyılardaki yapılaşma ve dolgu baskısının yalnızca görsel açıdan değil, ekolojik bütünlük açısından da sorun oluşturduğu kaydedildi.
Kıyıların korunması kimlerin sorumluluğunda?
Kıyıların korunmasının yalnızca bireysel duyarlılığa bırakılamayacağını belirten Kalçık; kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversiteler, meslek örgütleri, sivil toplum kuruluşları ve yurttaşlara ortak hareket etme çağrısında bulundu.
Kalçık, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Doğadan yararlanırken arkamızda bıraktığımız izlerin diğer canlıların yaşamına zarar verebileceğini unutmamalıyız. Kıyıya nasıl gittiğimiz kadar oradan nasıl ayrıldığımız da doğaya karşı sorumluluğumuzun göstergesidir. Kıyıların korunması bilimsel bilgiye, etkin denetime, kamu yararını esas alan planlamaya ve havza bütünlüğünü gözeten bir anlayışa dayanmalıdır. Kıyıyı kullanmak bir haksa, onu korumak da bir sorumluluktur. Çünkü kıyılar yaşamdır.”
Uluslararası Kıyı Temizliği Hareketi nedir?
1986 yılında ABD’nin Teksas kıyılarında başlayan Uluslararası Kıyı Temizliği Hareketi, kıyılardaki atıkların toplanması, kirlilik kaynaklarının kayıt altına alınması ve kirliliğin kaynağında önlenmesine yönelik farkındalık oluşturulmasını amaçlayan küresel bir çevre hareketi olarak yürütülüyor.
Uluslararası Kıyı Temizliği Günü ise her yıl eylül ayının üçüncü cumartesi günü düzenleniyor. Dünya genelinde gönüllülerin katılımıyla gerçekleştirilen etkinliklerle kıyı kirliliğine dikkat çekilmesi ve atıkların kaynağında azaltılmasına yönelik toplumsal farkındalığın artırılması hedefleniyor.












































Yorum Yazın