
Di festîvalê de her roj gelek semîner, konser, pêşengehên kitêb û wêneyan li dar dikevin. Gelek nivîskarên weşanxaneyên cihêreng li standan kitêbên xwe ji bo xwendevanan îmze dikin.
Mihrîcana ku bi dirûşma “Li Tetwanê Çand Heye, Huner Heye, Em Hene” di 31ê Tîrmehê de dest pê kir û bi coşeke mezin berdewam dike, wê di 9ê Tebaxê de bi dawî bibe.
Gelek nivîskaran kitêbên xwe îmze kirin
Mihrîcana navborî bi pêşengiya Şaredariya Tetwanê, Fûara Tetwanê û Organîzasyona Sanatçayê pêk tê. Di mihrîcanê de heta niha gelek nivîskaran li standên weşanxaneyên Nûbihar, Sîtav, Lîs, Belkî, Do, Zarg, Aryen, Morî, Ar, Dara, Aram, Vesta, Lûvî û J&J’yê kitêbên xwe îmze kirine. Di van du rojên dawî de jî wê çalakiya îmzekirinê û semînerên nivîskaran berdewam bikin.
Çend ji wan nivîskarên ku beşdarî mihrîcanê bûne, tevli semîneran bûne yan jî kitêbên xwe îmze kirine (û wê di van du rojan de jî berdewam bikin) ev in:
Salih Kevirbirî, Mîrze Mihemedê Şêrwî, Bedirxan Epozdemîr, Miraz Ronî, Dîba Keskîn, Salîha Ayata, Dîlawer Zeraq, Kevok Mizgîn, Mulkiye Tekin, Leyla Mîhrînaz Engîn, Servet Ozkan, Herdem Merwanî, Veysî Ulgen, Reşatê Şamo, Azad Zal, Mehmet Gur, Muhsin Ozdemir, Mehmet Avşar, Faysal Yacan, Alî Oruç, Mihemed Emîn Sarî, Mehmet Can Demîr, Neslîhan Urzum, Mehmet Şahîn, Nîzamettîn Ozturk, Abdurrahman Çagan, Ronî War, Muhtullah Dag û Orhan Sakçî. Beşek ji van nivîskaran wê heta dawiya mihrîcanê amade bin û kitêbên xwe îmze bikin.
Îro, yanî 8ê Tebaxa 2026an, îmzekirina kitêban berdewam dike. Sadullah Taşan û Newzat Engîn îro; Salih Kevirbirî jî îro û sibe (şemî û yekşem) li Standa Nûbiharê derdikevin pêşberî xwendevanên xwe û kitêbên xwe îmze dikin. Şayanê gotinê ye ku di navbera nivîskar û xwendevanan de sohbet û nîqaşên gelekî berhemdar pêk tên.
Mihrîcan bûye qada konseran jî
Li hêla din, di çarçoveya mihrîcanê de gelek konser jî pêk hatine û di van du rojên dawî de jî wê berdewam bikin. Hunermend û komên ku heta niha derketine ser sehneyê û yên ku wê derkevin ev in:
Şahê Bedo, Neslîhan Edîş, Serhado, Rûken Yılmaz, Mehmet Atlı, Koma Agirê Jiyan, Delîl Dîlanar, Dîwana Dengbêjan (Xalîde, Evîn Sindî, Mihemedê Serhedî), Koma Rengîn, Cevdet Bağca, Koma Agirê Zerdeşt, Eylül Nazlıer, Murat Demîr, Siya Şevê, Servet Kocakaya, Ayfer Düztaş, Bajar, KasedJin Koma Erbaneyê, Arjîn Koma Govenda Jinan, Mizgîn Turan, Tara Mamedova, Serdar Canan, Kamkars, İlkay Akkaya û Koma Amed.
Tevahiya van çalakiyên Tetwanê li ber peravên Gola Wanê pêk tên û di nav bernameyê de nîşandana fîlman jî cih girtiye.
Tatvan 58. Kültür ve Sanat Festivali büyük coşkuyla devam ediyor
Bazı şehirler vardır; yalnızca sokakları, caddeleri ve meydanlarıyla değil, insanlarının kültüre, sanata ve birbirine verdiği değerle anılır. Tatvan da bu anlamda son günlerde bambaşka bir hareketliliğe sahne oluyor.
31 Temmuz’da “Tatvan’da Kültür Var, Sanat Var, Biz Varız” sloganıyla başlayan 58. Kültür ve Sanat Festivali, kentin yalnızca sosyal hayatına değil, kültürel hafızasına da önemli bir iz bırakıyor. Van Gölü’nün kıyısında gerçekleştirilen festival, bir yandan sanatçıları ve yazarları okurlarıyla buluştururken diğer yandan konserler, seminerler, sergiler ve film gösterimleriyle Tatvan’ı adeta açık hava kültür merkezine dönüştürüyor.

Bir festivalin başarısını yalnızca sahneye çıkan sanatçıların sayısıyla ölçmek elbette mümkün değil. Asıl mesele, insanların bir araya gelmesi, birbirini dinlemesi, farklı düşüncelerle karşılaşması ve kültürün günlük hayatın bir parçası haline gelmesidir.
Tatvan’da son günlerde yaşanan tam da budur.
Kitapların arasında kurulan köprü
Festival alanındaki yayınevi stantları, etkinliğin belki de en kıymetli bölümlerinden birini oluşturuyor. Nûbihar, Sîtav, Lîs, Belkî, Do, Zarg, Aryen, Morî, Ar, Dara, Aram, Vesta, Lûvî ve J&J gibi yayınevlerinin stantlarında okurlar kitaplarla, kitaplar da yazarlarla buluşuyor.
Salih Kevirbirî, Mîrze Mihemedê Şêrwî, Bedirxan Epozdemîr, Miraz Ronî, Dîba Keskîn, Salîha Ayata, Dîlawer Zeraq, Kevok Mizgîn, Mulkiye Tekin, Leyla Mîhrînaz Engîn, Servet Ozkan, Herdem Merwanî, Veysî Ulgen, Reşatê Şamo, Azad Zal, Mehmet Gur, Muhsin Ozdemir, Mehmet Avşar, Faysal Yacan, Alî Oruç, Mihemed Emîn Sarî, Mehmet Can Demîr, Neslîhan Urzum, Mehmet Şahîn, Nîzamettîn Ozturk, Abdurrahman Çagan, Ronî War, Muhtullah Dag û Orhan Sakçî gibi çok sayıda yazarın festival kapsamında okurlarıyla bir araya gelmesi, aslında bir imza etkinliğinden çok daha fazlasını ifade ediyor.
Çünkü kitap imzalamak, yazarın kitabının ilk sayfasına attığı imzadan ibaret değildir.
Bir yazarla okurun aynı masada oturması, birkaç cümlelik de olsa sohbet etmesi, bir kitabın nasıl yazıldığını, hangi duygudan doğduğunu konuşması; kültürün canlı kalmasını sağlayan en önemli temaslardan biridir.
Bugün, 8 Ağustos’ta Sadullah Taşan ve Newzat Engîn’in; bugün ve yarın ise Salih Kevirbirî’nin Nûbihar Standı’nda okurlarıyla buluşması da bu açıdan önemli. Festivalin son günlerine girilirken kitapların etrafında kurulan bu sohbetlerin, etkinliğin kalıcı hatıralarından biri olacağına kuşku yok.

Sahne ışıkları Van Gölü’ne vuruyor
Tatvan’ın kültür ve sanatla buluşmasının bir başka yüzü ise konserler.
Şahê Bedo’dan Neslîhan Edîş’e, Serhado’dan Mehmet Atlı’ya, Koma Agirê Jiyan’dan Dîwana Dengbêjan’a, Cevdet Bağca’dan Servet Kocakaya’ya, Bajar’dan İlkay Akkaya’ya kadar çok sayıda sanatçı ve grubun yer aldığı program, farklı müzik anlayışlarını aynı festival çatısı altında buluşturuyor.
Burada dikkat çekici olan yalnızca sahne alan sanatçıların çeşitliliği değil. Farklı seslerin, farklı müziklerin ve farklı kültürel birikimlerin aynı mekânda yan yana gelebilmesi.
Ve bütün bunların Van Gölü kıyısında gerçekleşmesi, festivale ayrı bir anlam katıyor.
Gündüz kitapların, resimlerin ve sohbetlerin arasında dolaşan insanlar; akşam olduğunda müziğin ritmiyle göl kıyısında buluşuyor. Bir şehrin kültür hayatı açısından bundan daha güzel bir tablo düşünmek kolay değil.
Festivalin asıl kazanımı ne?
Bence böyle etkinliklerin en önemli kazanımı, festival bittikten sonra ortaya çıkar.
Çünkü konserin sesi bir süre sonra susar, sergiler kapanır, stantlar toplanır ve festival alanı eski haline döner. Fakat insanların zihninde kalan anılar, kurulan dostluklar, okunan kitaplar, dinlenen müzikler ve yapılan sohbetler yaşamaya devam eder.
İşte kültürün gücü tam da burada ortaya çıkar.

Tatvan’ın 58. Kültür ve Sanat Festivali, bu nedenle yalnızca birkaç günlük bir etkinlik olarak görülmemeli. Bu organizasyon, kentin kültürel potansiyelini göstermesi açısından da önem taşıyor.
Tatvan’ın kültürle, sanatla, edebiyatla ve müzikle daha fazla buluşmaya ihtiyacı var. Çünkü şehirler yalnızca yollar, binalar ve alışveriş merkezleriyle büyümez. Şehirleri şehir yapan; meydanlarında konuşulanlar, sahnelerinde söylenen şarkılar, kütüphanelerinde okunan kitaplar ve insanların birbirleriyle kurduğu bağlardır.
“Biz Varız” demek
Festivalin sloganındaki “Biz Varız” ifadesi üzerinde özellikle durmak gerekiyor.
Çünkü kültür ve sanatın yaşaması için yalnızca sanatçıların, yazarların veya organizatörlerin varlığı yetmez. Okurun, dinleyicinin, izleyicinin, çocuğun, gencin, yaşlının; kısacası toplumun kendisinin de o kültürün parçası olması gerekir.
“Biz varız” demek biraz da “Bu kültüre sahibiz, bu sanata değer veriyoruz, bu şehrin hikâyesinde bizim de sözümüz var” demektir.
Tatvan’da festival boyunca yaşanan kalabalıklar, kitap stantlarında yapılan sohbetler, konserlerde yükselen sesler ve sanat etkinliklerine gösterilen ilgi, bu sözün karşılığının olduğunu gösteriyor.
Festival 9 Ağustos’ta sona erecek.
Ama dileğimiz, festivalin yalnızca takvimdeki bitiş tarihiyle sona ermemesi.
Tatvan’da kitapların daha çok konuşulduğu, sanatın daha çok desteklendiği, gençlerin kültür etkinliklerine daha fazla katıldığı ve farklı düşüncelerin aynı meydanda özgürce buluşabildiği günlerin çoğalması…
Çünkü bir şehrin en büyük zenginliği yalnızca sahip olduğu doğal güzellikler değildir.
Bir şehrin asıl zenginliği, o güzelliklerin etrafında ürettiği kültürdür.
Ve bugün Tatvan’da Van Gölü kıyısından yükselen ses, bize tam olarak bunu hatırlatıyor:
Tatvan’da kültür var. Sanat var. Ve evet, biz varız...























Yorum Yazın