--°Van
DOLAR47,35
EURO53,89
GRAM6.171
ÇEYREK10.108

Ekoloji Platformlarından "Talan Yasası" Açıklaması: "Yaşam Alanları Tüm Canlıların Ortak Mirasıdır"

Ekoloji Platformlarından "Talan Yasası" Açıklaması: "Yaşam Alanları Tüm Canlıların Ortak Mirasıdır"
Zilan Ekoloji Platformu ile Mezopotamya Çevre ve Ekoloji Platformu, kamuoyunda "talan yasası" olarak anılan 7554 sayılı Maden Yasası'nın yürürlüğe girişinin birinci yılı dolayısıyla ortak bir basın açıklaması yayımladı. Platformlar, yasanın kamu yararını değil, maden ve enerji şirketlerinin çıkarlarını öncelediğini savunarak yaşam alanlarını koruma mücadelesini sürdüreceklerini belirtti.

VANMED HABER MERKEZİ - Açıklamada, yasa görüşmeleri sırasında Türkiye'nin dört bir yanından yaşam savunucuları, köylüler, ekoloji platformları, meslek odaları ve demokratik kitle örgütlerinin ortak bir mücadele yürüttüğü hatırlatıldı. TBMM önünde gerçekleştirilen eylem ve açıklamaların doğayı, yaşam alanlarını ve halkın geleceğini savunmayı amaçladığı belirtilirken, Zilan Ekoloji Platformu ile Mezopotamya Çevre ve Ekoloji Platformu'nun da bu sürecin içinde yer aldığı ifade edildi.

Platformlar, bilim insanlarının, halkın ve yaşam savunucularının uyarılarına rağmen yasanın yürürlüğe girdiğini belirterek, geçen bir yıllık sürecin dile getirilen kaygıları doğruladığını ileri sürdü.

Açıklamada, Akbelen'den Kazdağları'na, Cerattepe'den Munzur'a kadar birçok bölgede yaşam alanlarının madencilik ve enerji projelerinin baskısı altında olduğu ifade edilirken, benzer uygulamaların Kürdistan coğrafyasında da ekolojik yıkımı derinleştirdiği savunuldu.

Platformlar, Sümbül Dağı'ndaki madencilik faaliyetleri, Gabar'daki petrol çalışmaları, Diyadin'deki altın madenciliğinin Murat Nehri aracılığıyla Muş Ovası'nın içme ve sulama suları üzerinde oluşturduğu belirtilen riskler ile Sarım Havzası'ndaki bakır madenciliğine dikkat çekti. Açıklamada, Van Gölü Havzası'ndan Zilan Vadisi'ne, Dicle ve Fırat havzalarından Ağrı, Süphan ve Cudi dağlarına kadar uzanan geniş coğrafyada yürütülen projelerin su kaynakları, biyolojik çeşitlilik, tarım ve hayvancılık üzerinde olumsuz etkiler yarattığı öne sürüldü.

Koçerlerin yaşam alanlarının da madencilik, petrol ve enerji projelerinden etkilendiği belirtilen açıklamada, yüzyıllardır doğayla uyum içinde sürdürülen göç kültürünün ve yayla yaşamının giderek daraldığı, bunun kadim bir yaşam biçimini tehdit ettiği ifade edildi.

Ekolojik yıkımın farklı bölgelerde yaşansa da aynı anlayışın ürünü olduğu savunulan açıklamada, Akbelen, Kazdağları, Cerattepe, Sümbül Dağı, Gabar ve Sarım Havzası'nda yürütülen çevre mücadelelerinin ortak bir yaşam mücadelesinin parçaları olduğu vurgulandı.

Platformlar, 24 Temmuz'un yalnızca yasanın yürürlüğe giriş tarihi değil, toprağı, suyu, ormanı, merayı, yaylayı ve tüm yaşam alanlarını savunanların ortak mücadele günü olduğunu belirterek, Türkiye'nin dört bir yanındaki ekoloji örgütleri, meslek odaları ve demokratik toplum güçleriyle dayanışmayı sürdüreceklerini kaydetti.

Açıklama, "Yaşamı savunmak suç değil, geleceğe karşı sorumluluğumuzdur" ve "Yasa şirketlerin olabilir; ama yaşam alanları tüm canlıların ortak mirasıdır" mesajlarıyla sona erdi.


  • 0
    SEVDİM
  • 1
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN
TÜRÇEP: "Yasa Şirketlerin Olabilir, Topraklar Bizim"Önceki Haber

TÜRÇEP: "Yasa Şirketlerin Olabilir, Topr...

Marc Cucurella'nın uzun saçlarının sırrını gözyaşları ile anlattılar!Sonraki Haber

Marc Cucurella'nın uzun saçlarının sırrı...

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar