--°Van
DOLAR47,38
EURO53,95
GRAM6.168
ÇEYREK10.108

Yakup ASLAN, Konya katliamını yazdı

Yakup ASLAN, Konya katliamını yazdı
"Konya Meram’da oturan bir arkadaşla görüştüm. Kürtlere yönelik ırkçı yaklaşımın, terörist algısının uzun zamandır sürdüğünü söyledi ve devamla bizim yerleşik olduğumuz yerler belirgindir, o aile ırkçıların yoğunlukta olduğu kesime gidip yerleşmişler. Defalarca ülkücüler tarafından tehdit edilmişlerdi, ama onlar yerlerini bırakmak istemiyorlardı. ‘Yapılan ilk saldırı, toplumsal bir baskıyla karşılaşsaydı bu katliamın olmayacağını' söylüyordu."

KONYA KATLİAMINI LANETLİYORUM

Adamı dinliyorum. Sıradan biri değil. İyi okumuş, dünyayı tahlil ederken kendi açısından tutarlı açıklamalar yapıyor. Devletin üst aklında böyle adamların olmasına seviniyorsun. Neticede sorun da sorunun çözümü de belli. Afganistan’da Türk askerinin kalma ısrarı, İran, Rusya, Ermenistan’a karşı Türkiye’nin Azerbaycan yanında olaya müdahil olması, Kıbrıs, Ak Deniz, Mısır, Libya, Suriye konusunda büyük devlet olmanın gereği tarzında açıklama yapıyor. Suriyeli mülteciler konusunda da Türkiye’nin İMF ve Batı bankalarından kredi alması dolayısıyla onların Türkiye’ye masrafları batının karşılaması şartıyla mültecileri Türkiye’de tutma şartı koştuklarını Türkiye’nin de buna mecbur olduğunu söylüyor.

Buraya kadar büyük devlet, Turancılığın dünya tahayyülü konusunda mantıklı açıklamalar yapıyor. Suriyeliler konusunda, “İstediğimiz zaman onları çıkarırız” diyor çokbilmiş mesele Konya’daki katliama gelince dalga geçer gibi “anlamadık ölen 6 kişi mi, 7 kişi mi. Arada kaldık.” diyor.

Konu yine Suriyeli mültecilere geliyor. Türkiye’nin kasasından tek kuruş ödemediğini Avrupa’nın bu masrafları karşıladığını söylüyor. “Suriyeliler, Afganlılar geldikleri yere geri dönsünler, insanlar açken bunları doyurmak ihanettir diyenler provokatörlerdir. Mültecileri göndeririz, kolay peki ülkedeki 20 bin vatan haini teröristi ne yapacağız?” diyor.

Basit sıradan ırkçı bir hezeyan sananlar olabilir. Doğrusunu isterseniz yanlış bir sanı. Yıllardır birçok tanıdık, entelektüel, radikal kesimle sohbet ediyoruz… Satır aralarında bilinçaltlarını kusmalarına veya yukarıda anlatılan eksende retorik geliştirmesine şahid oluyoruz. İktidarın mültecileri Yunan sınırına saldırtması, Azerbaycan savaşı, Balkanlar ve benzeri olaylardaki tavırlarını, sistemle işbirliğinde sorun görmemelerini, birlikte hareket etmelerini, olayları resmi ağızdan okumalarını, seçimlere, yaşam içerisindeki gelişmelere bakışlarını yakından okuyabiliyoruz. Birçok mahfilde kendileri gibi düşünmeyen bütün Kürtleri terörist görmekte pervasızlar. Linç, katliam, kundaklama, işkence, tutuklanma ve benzeri olaylarda resmi ağızla konuşuyorlar. Hakkaniyet renginde göstermeye çalıştıkları olayın içine de zehirlerini serptiklerini çoğu insan fark etmez bile… Buna yüzlerce örnek verebilirim.

Konya Meram’da oturan bir arkadaşla görüştüm. Kürtlere yönelik ırkçı yaklaşımın, terörist algısının uzun zamandır sürdüğünü söyledi ve devamla bizim yerleşik olduğumuz yerler belirgindir, o aile ırkçıların yoğunlukta olduğu kesime gidip yerleşmişler. Defalarca ülkücüler tarafından tehdit edilmişlerdi, ama onlar yerlerini bırakmak istemiyorlardı. ‘Yapılan ilk saldırı, toplumsal bir baskıyla karşılaşsaydı bu katliamın olmayacağını' söylüyordu.

Konya’da Kars’tan 20 sene önce göç etmiş bir Kürd ailenin 7 ferdini kendilerine ülkücü diyen katiller katlettiler. Kendilerini hukuktan, yasalardan daha üstün gören bir ırkçı grup, bir aileden 7 kişiyi katlettiler ve devamında resmi açıklamalar olayı sulandırmaya, bahanelerle hafifletilmeye, saptırmaya kitlendi. Kürtlerin tamını terörist gören algıyı oluşturanlar “yaşlısına, kadınına, çocuğuna acımayın” diyen zihniyet değil miydi? Yanan ormanlar çevresinde oluşturulan algının sonucu bu katliamdır. Çıkan yangınların günah keçisi yine Kürtler olmadı mı? Üst akıl “ülkede 20 milyon vatan haini, terörist var! Bunların hepsi terörist” diyor, sıradan sürü muamelesi gören reaya ne yapsın? Konya’da katledilen Yaşar Dedeoğulları, daha önce yayınlanmış bir video görüntüsünde resmi algıyı yalanlarcasına şöyle diyordu: "Biz ülkücüyüz, siz Kürt’sünüz sizi buradan çıkaracağız… 12 yıldır söyledikleri bu, Kürtleri burada barındırmayacağız diyorlar…" Sorumsuzca “aralarında husumet vardı” şeklindeki resmi açıklamanın cevabı budur.

Aile ilk olarak 12 Mayıs’ta 50-60 kişilik bir grubun saldırısına uğramış, 7 kişi tutuklanmıştı. Ancak her hafta birer-ikişer kişi serbest bırakıldı. Yeni tutuklamalar talep ederken herkes serbest bırakıldı… Bu olaylar, ırkçılığın belirginleştiği son 5 senedir geçmiş hükümetlerin 100 yıldır uyguladıkları ektikleri imha ve inkar politikaları perspektifindeki ırkçılık tohumlarının bir sonucudur. Hassas bir süreçten geçiyoruz. İbrahim Melih Gökçek, Cübbeli Ahmet efendi ve korosunun gün boyu algı operasyonu yapmasının ardından 60 kişilik ülkücü çete, katliam yaptı. Kendilerini "provakasyonsavar" sanan ahmak sürüsü ise olayı sulandırmak için her yola başvuruyor. Bu ırkçı saldırılar ilk defa olmuyor ki… Sanırsın bu ülkede ırkçılığı pompalayan onlar değilmiş gibi. Evet yasalarda suç sayılan ırkçılık yapılıyor, nefret suçu işleniyor. Bölücülük yapıyorlar, insanları tehdit edip öldürüyorlar. Zor bir süreçten geçiyoruz. Arap Baharı’nın devamında hedefte Türkiye var. Bunun provası olacağı gibi, çatışma süreci başlamadan önce birçok mahfilde dillendirilen, kontrollü bir iç çatışma ve kargaşa ile Kürtlerin batıdan tamamen temizlenmesi ve varlıklarının müsadere edilmesi riski canlılığını koruyor. Bunun ilk provasını Fetullah Gülen cemaatine yönelik yaptılar. Bütün mal varlıklarına el koydukları gibi yaşlı, hasta, çocuk, kadın demeden tamamına yargı ve güç intikam aracı olarak kullanıldı. 15 Temmuz ise ayrı bir muamma… Yaşadıklarımız risklerin, çok da fantezi olmadığını gösteriyor. Barış sürecinden sonra yaşananlar, Kobanî olayları yaşamın tecrübelerinden sadece bazıları.

Açıktır ki, kendisini derin devlet ve bu ülkenin sahibi gören ırkçılık iktidarın en güçlü ortağıdır ve bu ülkede her zeminde kendisini imtiyazlı görmekte, topluma yön vermeye çalışmaktadır. Onların paranoya haline gelen korkularının hezeyanından Kürtler, Aleviler, mülteciler kendilerini güven içerisinde görmüyorlar. Irkçılar kandan, saldırganlıktan, nifaktan, bölücülükten besleniyor ve bu hallerinden hoşnut olmalılar ki, “Ne Mutlu Türküm!” sloganının arkasına sığınıyorlar. Ülkenin tamamında yaptıkları bölücülük neticesinde toplumun önemli bir kesimi Kürtlere vatan haini, terörist gözüyle bakıyor, iktidarlar ayrıştırıcı, ırkçı söylemleriyle bir kesimi düşmanlaştırıyor ve bunun neticesinde şimdiye kadar katledilen yüzlercesine Konya’da 7 kişilik bir ailenin katledilip, evlerinin ateşe verilmesi eklenmiş oldu.

Konya ve çevresine Kürtlerin ilk yerleşmeleri 1100 yılları arasında gerçekleşmiştir. Bitlis’ten büyük Kürt aşireti olan Rojkanlılar’dan üç kabile Yunak’a gelmişlerdir. Yavuz Sultan Selim döneminde ise birçok Kürt aşireti Anadolu’ya ve Konya’nın birçok bölgesine yayılmıştır. Kürd meselesi Türkiye’nin en büyük sorunudur ama asıl sorun Kürtler değil asıl sorun Türkiye’de ırkçılığın bir devlet politikası olması meselesidir. Küçük bir şaibe veya trollerin sosyal medyadaki ajitasyonu kontrollü bir kargaşaya, karmaşaya veya az yoğunluklu bir iç savaşa sebep olabilir. Bunun neticesi sıkıyönetim OHAL ve baskıcı yönetim olur.

İktidar ve gücü ellerinde tutamazlarsa onlar açısından ciddi sıkıntılar olacak. Herhalukarda kazanmaya odaklanmışlar. Yoksa bir tek kendileri değil kendileri ile birlikte 100 bin aile şirketi içerisinde beslenen büyük bir kitle de yok olacak. Bu ara rejimde her istediklerini uygulayabilirler. İktidara bağlı yüzbinlerin çıkarının korunması maksadıyla ırkçılık daha fazla köpürtülerek, alan hakimiyeti sağlanma yoluna gidebilirler. BOP projesi devam ediyor mu, bilinmez ama ta Özal zamanında sözkonusu olan projenin zemininin giderek hazır hale geldiği anlaşılıyor. Bir akıl adeta ısrarla ülkeyi kamplaştırmaya, ayrıştırmaya, asimilasyon politikalarını en ince ayrıntısına kadar uygulamaya ve belli bir kesimi toplumsal zeminde düşmanlaştırmaya devam ediyor. Ne yazık ki, bu akıl tutulması bir asırdan fazladır ne Türkü ve ne de Kürdü mutlu edebildi. Kandan beslenen ırkçı vampirler ve onların her renge girebilen türevleri bu ülkenin gün yüzü görmemesi için hiç boş durmadılar…

Konya'nın Meram ilçesinde daha önce saldırıya uğrayan Dedeoğlu ailesinden 7 kişinin ırkçı saiklerle vahşice katledildiği saldırıyı, katliamı ve ırkçılığın devlet desteğinde köpürtülmesini kınıyor ve lanetliyorum.

Bu kan donduran vahşeti gerçekleştirenler insan olamazlar.

Yakup Aslan - Mazlum-Der Van eski Şube Başkanı


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN
Prof. Dr. Ahmet ÖZER: ZULÜM DOLU ZALİM DÜNYA...!Önceki Haber

Prof. Dr. Ahmet ÖZER: ZULÜM DOLU ZALİM D...

Zekeriya EKİNCİ yazdı: ÇARE ABC Kitabının Yazarını KaybettikSonraki Haber

Zekeriya EKİNCİ yazdı: ÇARE ABC Kitabını...

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar