--°Van
DOLAR48,47
EURO56,45
GRAM6.902
ÇEYREK11.152

Ters kelepçedeki eğitim: Güvenpark’tan yansıyan acı tablo

Ters kelepçedeki eğitim: Güvenpark’tan yansıyan acı tablo
Nureddin Şimşek yazdı...

Ankara Güvenpark’ta yaşanan ve kamuoyuna yansıyan görüntüler yalnızca bir gözaltı işlemini değil, Türkiye’de eğitimin, eğitim emekçilerinin, hukukun ve demokrasinin içine sürüklendiği tabloyu da gözler önüne sermektedir.

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası'nın çalışma koşullarının iyileştirilmesi, özlük haklarının güvence altına alınması ve daha önce verilen sözlerin yerine getirilmesi talebiyle gerçekleştirmek istediği eyleme yönelik polis müdahalesi, eğitim emekçilerinin yıllardır yaşadığı değersizleştirme politikalarının son halkası olarak tarihe geçmiştir.

Kamuoyuna yansıyan görüntülerde, eğitimcilerin ters kelepçeyle gözaltına alınması, yerde sürüklenmesi ve bir suçlu muamelesine maruz bırakılması, sadece bireylere yönelik bir müdahale değildir. Bu görüntüler, aynı zamanda bir ülkenin öğretmenine, eğitimine ve geleceğine nasıl baktığının da fotoğrafıdır.

Aralarında Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Başkanı Eren Edebali ile Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal İrmak'ın da bulunduğu eğitim emekçilerinin maruz kaldığı muamele, demokratik hakların kullanımına yönelik tahammülsüzlüğün ulaştığı noktayı göstermektedir.
Bir ülkede insanlar daha iyi çalışma koşulları istemek için meydanlara çıktığında karşılarında müzakereyi değil copu, diyaloğu değil barikatı buluyorsa; orada yalnızca bir sendikal hak ihlali değil, aynı zamanda demokrasi sorunu vardır.

Dün Okullarda, Bugün Meydanlarda.

2025-2026 eğitim öğretim yılı boyunca özellikle Urfa ve Maraş'ta yaşanan saldırılar, okul ortamlarında meydana gelen şiddet olayları ve kaybettiğimiz eğitim emekçileri hafızalarımızdaki yerini koruyor.
O günlerde dile getirdiğimiz temel gerçek şuydu:
"Eğitim emekçilerinin bu ülkede güvenliği dahi garanti altında değildir."

Ne yazık ki bugün Ankara'dan gelen görüntüler bu tespitin ne kadar haklı olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur.

Dün okul koridorlarında şiddete maruz kalan öğretmenler vardı.
Bugün ise anayasal haklarını kullanmak isteyen öğretmenler polis müdahalesiyle karşı karşıya kalmaktadır.

Sorun yalnızca bir güvenlik sorunu değildir. Sorun, eğitim emekçisine yönelik bakış açısıdır.

Hukukun Üstünlüğü Yerine Gücün Üstünlüğü.

Demokratik toplumlarda sendikalar, çalışanların hak arama araçlarıdır. Sendikal faaliyetler suç değil, anayasal güvencedir.
Ancak Güvenpark'ta ortaya çıkan görüntüler, hukukun üstünlüğünün yerini giderek gücün üstünlüğüne bıraktığını düşündürmektedir.

Bir hukuk devletinde insanların taleplerini dile getirmesi nedeniyle ters kelepçelenmesi, yerde sürüklenmesi ve gözaltına alınması kabul edilemez.

Çünkü hukuk devletinin ölçüsü, iktidara yakın olanların değil; hak talep edenlerin nasıl muamele gördüğüdür.

Hukukun üstünlüğünün zayıfladığı yerde demokratik haklar daralır, örgütlenme özgürlüğü baskı altına alınır ve toplum korkuyla yönetilmeye başlanır.

Oysa eğitimciler bu ülkenin düşmanı değil; geleceğini inşa eden insanlardır.

Öğretmene Saygı Söylemde Kaldığında
Toplumda sıkça Hz. Ali’ye atfedilen "Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum" sözü hatırlatılır.

Öğretmenler Günü’nde yapılan konuşmalarda eğitim emekçilerinin fedakârlıklarından söz edilir.

Ancak gerçekler çoğu zaman kürsülerde söylenen sözlerden farklıdır.

Bir yanda öğretmeni kutsayan söylemler...
Diğer yanda yoksulluk sınırının altında yaşamaya çalışan eğitimciler...

Bir yanda öğretmenin toplumdaki önemine dair nutuklar...

Diğer yanda okulda şiddete, sokakta gözaltına maruz bırakılan eğitim emekçileri...

İşte Ankara'daki görüntüler, söylem ile gerçek arasındaki derin uçurumu göstermektedir.

Sınıftaki Şiddet ile Meydandaki Şiddet Aynı İklimin Ürünüdür...

Son yıllarda sosyal medyada sıkça öğretmenlere yönelik kabul edilemez görüntülerle karşılaşıyoruz.

Sınıfta öğretmenine hakaret eden, ders ortamını sabote eden, şiddete yönelen bazı öğrencilerin görüntüleri milyonlarca kez paylaşılıyor.

Bu görüntüler çoğu zaman bireysel olaylar gibi değerlendirilse de aslında daha büyük bir sorunun parçasıdır.

Öğretmenin itibarsızlaştırıldığı, değersizleştirildiği ve yalnız bırakıldığı bir toplumda saygı kültürü de aşınır.
Bugün sınıfta öğretmenine hakaret eden gençlerle, yarın kamusal alanda eğitim emekçilerine şiddeti meşru gören anlayış arasında güçlü bir ilişki vardır.

Çünkü şiddet yalnızca fiziksel bir eylem değildir; aynı zamanda bir kültür ve zihniyet meselesidir.
Güvenpark'tan Yükselen Soru
Ankara Güvenpark'ta ortaya çıkan görüntüler aslında hepimize aynı soruyu sormaktadır:

Bir ülke öğretmenine bunu yapıyorsa, geleceğine ne yapmaktadır?

Eğitim emekçilerinin ters kelepçeyle gözaltına alınması yalnızca bir sendikanın ya da belli bir kesimin sorunu değildir. Bu durum, hukuk devleti, insan hakları, örgütlenme özgürlüğü ve demokratik toplum ilkeleri açısından değerlendirilmesi gereken ciddi bir meseledir.

Bugün öğretmenlerin yaşadığı bu tablo karşısında sessiz kalmak, yarın aynı uygulamaların toplumun diğer kesimlerine yöneltilmesine de zemin hazırlayacaktır.

Eğitimin itibarı yalnızca okul binalarıyla, müfredatlarla ya da sınav sistemleriyle korunmaz. Eğitimin itibarı, öğretmenin gördüğü saygıyla ölçülür.

Ve ne yazık ki Güvenpark'tan yansıyan görüntüler, Türkiye'nin eğitim emekçilerine ilişkin karnesinde ağır bir kırılmaya işaret etmektedir.
Bir toplum öğretmenini yere yatırıp ters kelepçelediği gün, aslında biraz da kendi geleceğini kelepçelemiş olur.


  • 0
    SEVDİM
  • 6
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN
Silivri Belediye Başkanı tutuklandıÖnceki Haber

Silivri Belediye Başkanı tutuklandı

Neçirvan Barzani ile Mazlum Abdi bir araya geldiSonraki Haber

Neçirvan Barzani ile Mazlum Abdi bir ara...

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar