Sinemalı günlerimiz başladı

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
Sinemalı günlerimiz başladı
Zekeriya EKİNCİ - Ulusal ve uluslararası filmler; kısa metraj, belgesel ve uzun metraj kategorisinde yarışıyorlar. Uzun metrajın gösterimdeki ilk yarışma filmi Kar Kırmızı.

SİNEMALI GÜNLER

Sinemalı günlerimiz başladı

Her yıl olduğu gibi bu yıl da Ulusal Uzun Metraj Film Yarışmasında gösterimi hak kazanan filmlerin eleştirisini yazmak üzere 57’cisi yapılan Antalya Altın Portakal Film Festivalinin yolunu tuttum. Festivalin iç ve dış mekânlarında renkli görüntüler var. Covit 19 nedeniyle sıkı önlemler alınmış. Corona korkusu birçok alanda olduğu gibi sinema sanatında da ilgiyi hayli geriletmiş olacak ki sosyal mesafeye rağmen koltukların birçoğu boş göründü. Bu nedenle sinema seyircisi beklenenin çok altında. AKM çevresinde oluşturulan yazlık sinemalar biraz nostalji yaşattı desem yeridir. Dileğim bir hafta boyunca yağmurun yazlık sinema salonları üstüne yağmaması.

Ulusal ve uluslararası filmler; kısa metraj, belgesel ve uzun metraj kategorisinde yarışıyorlar.

Ulusal Uzun Metraj Film Değerlendirme Jürisi tanıdık yüzlerden. Geçmişteki kimi zamanların jüri üyelerinin aksine bu yılki değerlendirme jürisi sinema, tiyatro ve edebiyat alanında deneyim sahibi sanatçılar. Gülse Birsel, Kıvanç Sezer, Tamer Birsel ve Zeynep Oral’dan oluşan jürinin Ercan Kesal başkanlığında oluşturulması ayrıca güven verici.

Festivale katılan 47 film arasından seçilen 12 filmin daha ilk günkü iki gösteriminde değerlendirme jürisini hayli yoracağa benzer.

Filmlerin seyirciyle ilk kez buluşuyor olması da ayrıca sevindirici.

Uzun metrajın gösterimdeki ilk yarışma filmi Kar Kırmızı.

Senaryo ve yönetmenliği Atalay Taşdiken’e ait Kar Kırmızı filminde Mehmet Usta, Özge Gürel, Ahmet Mümtaz Taylan, Naran Seyhan, Rıza Sönmez, Ümit Çırak ve Hamdi Alp’ten oluşuyor. Mehmet Usta olağanın çok üstünde bir oyun sergiliyor. Ahmet Mümtaz Taylan’ın oyundaki ustalığı ve festivalin 50.sinde yine yönetmenliğini Atalay Taşdiken’in Meryem filmiyle en iyi müzik ödülünü alan Youki Yamamoto’nun başarılı müziği de eklenince film seyirciyi içine çekiveriyor. Ardahan yöresinin mekân seçildiği filmde Yusuf (Mehmet Uzun), işlemediği bir suçtan dokuz yıl hapis yatar. Evine döndüğünde hamile bıraktığı eşini bulamaz. Kızı şimdi sekiz yaşlarda olmalı. Kars’ın Ardahan ilçesinin dondurucu karları üstünde eşini ve çocuğunu ararken işlemediği suçla ilgili beklenmedik şeyler öğreniyor. Artık karların, üstüne atılan suçların günahını örtmeye gücü yetmeyecektir…

Görüntü ve ses efektlerinin uyumu ile başarılı görüntülere imza atan Gökhan Atılmış’ın dış mekân görüntüleri büyüleyici. Yusuf’un intikam bağlamındaki acımasız sertliği seyirciden onay alırken yörenin üstü kapalı sosyal yaşamın altını çizmesi de dikkat çekici.

Anlaşılacağı üzere, izlenmesi gereken filmlerden.

Uzun metrajın ikinci yarışma filmi Reis Çelik’in Ölü Ekmeği.

Reis Çelik, film öncesi yaptığı tanıtım konuşmasında dillerin ve geleneklerin unutulmasından yakındı. Bu yüzdendir belki de filmlerine doğduğu yer Ardahan’ı mekân seçerken yöresel ağız üzerinde durmayı da ihmal etmez kurgularında. Ölü Ekmeği film kadrosuna Azeri kökenli oyuncuları ağırlıklı seçmesi bundan olsa gerektir. Reis Çelik, sinema sanatı hayatına, 1996 yılında ilk uzun metrajlı filmi olan Işıklar Sönmesin filminden Ölü Ekmeği filmine kadar ulusal ve uluslararası bağlamda tam 41 ödül sığdırır. Birçok filminde olduğu gibi belgesel ağırlıklı olan bu yeni filminde de ödüllerine yeni ödüller katabilecek midir?

Dört yıllık bir çalışmanın ürünü olan Ölü Ekmeği filmi, halk âşıkları arasında lebdeğmez ve edebiyatın âşık geleneğinin unutulmaması gerektiğine bir sesleniştir aslında.

Edebiyat literatürü, Halk Edebiyatı Âşık Geleneğini 70’li yıllar sonrasında Âşık Veysel Şatıroğlu’nun ölümüyle bitirir. Ne var ki Reis Çelik, bu geleneğin sürdürülmesinden yanadır. Filmde mistik inanç ve yoksulluk arasına sıkıştırdığı saz âşığı bir ozanın yerine çırak yetiştirme çabası, bu geleneğin sürdürülmesindeki ısrarı nedeniyledir.

Senaryosu da Reis Çelik’e ait olan Ölü Ekmeği film kadrosunda Tarkan Omarov, Ziyaddin Aliev, Şilan Düzdaban, ve Mariam Butursvili adlı oyuncular yer alır.

Altmışlı yılların toprağın verim sağlamadığı, yoksulluğun kol gezdiği Anadolu’nun dağları, hayvancılık için tek geçim kaynağıdır. Doğu Anadolu geleneğinde bir köyde gün ortasında bir bacadan duman çıkarsa eğer ya ölüm vardır ya da düğün. Ölümü kendine yakın hisseden Âşık Ziyeddin (Ziyaddin Aliyev), mesleğinin devamı için Mustafa’yı (Tarkan Omarov) kendine çırak seçer. Ancak Mustafa, halk âşığı olmak için pir elinden bâde içmeden Gülbeyaz’a (Şilan Düztaban) sevdalanır. Mustafa Gülbeyaz’ın gönlünü çalabilecek midir?...

Filmin belgesel gidişatını Tarkan Omarov ile Ziyaddin Aliyev’in başarı yüklü oyunu hızlandırır. Mükemmel iç mekân görüntülerinin altmışlı yılları hatırlatılmasında Candan Murat Özcan’ın başarısı vardır.

Sosyolojik bir okuma görüntüsü veren Ölü Ekmeği, izlenmesi gereken filmlerden.

İyi seyirler!


TİKKO'nun Tunceli sorumlusu çatışmada öldüÖnceki Haber

TİKKO'nun Tunceli sorumlusu çatışmada öl...

Eski TÜİK Başkanı Birol Aydemir: Verilere benim de güvenim yok; büyüme de istihdam verisi de enflasyon da şüphelidirSonraki Haber

Eski TÜİK Başkanı Birol Aydemir: Veriler...

Yorum Yazın

Başka haber bulunmuyor!

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar