
Haber Merkezi - Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Su Ürünleri Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Akkuş, İnci Kefali avlanma yasağına ilişkin 15 Mart’tan bu yana izlenecek yol üzerinde çalışma yaptıklarını, bu seneki sloganı da, “Balığın sahibi sizsiniz” şeklinde belirlediklerini söyledi.Sadece, sodalı Van Gölü’nde yaşayabilen endemik bir balık türü olan İnci Kefali için her yıl üreme dönemi olan 15 Nisan-15 Temmuz tarihleri arasında avlanma yasağı uygulanıyor. Üremek için tatlı su derelerine doğru göçen İnci Kefali için yasak uygulaması bu sene de alınan önlemler çerçevesinde 15 Nisan günü start aldı.‘İKİ BAŞARILI YIL GEÇİRDİK’İnci Kefalinin Van ve havza için önemi, bundan önce alınan koruma önlemleri ve bu yıl planlanan önlemler hakkında gazetemize bilgi veren Van YYÜ Su Ürünleri Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Akkuş, son iki yılda alınan önlemlere değinerek, şunları söyledi:“Her yıl olduğu gibi bu yıl da havaların ısınmasıyla beraber, Nisan ayının gelmesiyle, Van Gölünün etrafında bir coşku, bir heyecan başladı; çünkü Van Gölünün etrafında havaların ısınması, baharın gelmesi demek yalnızca çiçeklerin açması, kelebeklerin uçması demek değil, Van Gölünde yaşayan İnci Kefallerinin üremek için derelere göç etmesi anlamına geliyor. Öncelikle şunu belirtmemiz lazım; koruma çalışmalarında çok başarılı iki yıl geçirdik. Bunu özellikle belirtmemiz gerekiyor, çünkü bu başarıda en büyük pay sahibi şüphesiz Van İl Jandarma Komutanlığı ve son iki yıldır konuya ayrı bir önem gösteren Tuğgeneral Yavuz Özfidan paşamız olmuştur.”PROF. DR. MUSTAFA SARI’NIN KATKISIİnci Kefalinin daha aktif bir şekilde korunması ve yaşamını sürdürmesinde Prof. Dr. Mustafa Sarı’nın ve Van YYÜ’nün büyük bir etkisi olduğunu belirten Akkuş, şöyle devam etti:“İnci Kefali, Van Gölü’nde insanlar için aslında ekmek demek, çünkü gölden 15 bin tane insan geçimini sağlıyor. İnci kefali demek, okullarda okuyan çocuklar, akşam insanların evinde kaynayan tencere, iş demek, aş demek. İnci kefali her ne kadar yaşamını Van Gölü’nde sürdürüyorsa da üremek için yaz aylarında sürüler halinde derelere doğru göç ediyor. Ve işte aslında filim de burada kopuyor. Çünkü insan oğlu kolay para kazanma hırsıyla beraber bir gecede doyabileceği kadar değil, avlayabileceği kadar balık avlıyor. Ve böyle bir avcılığın karşısında, dünyada hiçbir canlının durma şansı yok, eğer koruyamazsak. Bugün ülkemizde geçmiş yıllarda var olup şimdi ismini bilmediğimiz nice balık türleri var. İşte bugün aslında bu balık türünün ismini biliyorsak, bunun en büyük sebebi, bunu sağlayan Van Yüzünü Yıl Üniversitesi ve tabi ki Prof. Dr. Mustafa Sarı sayesindedir.”‘KRİZ ZAMANINDA KRİZİ YÖNETEBİLMEMİZ GEREKİYOR’İzlenecek yol konusunda önceki yıllarda daha rahat çalışma yürüttüklerini ancak bu yıl salgın nedeniyle daha temkinli davranmak zorunda kaldıklarını ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Akkuş, şunları söyledi:“Evet her yıl koruma çalışmalarıyla ilgili Mart ayı içerisinde toplantılar yapardık, değişik görüşmeler yapardık ve bir eylem planı hazırlardık. Fakat bu sene hem ülkemizde hem dünyada çok farklı bir sene yaşıyoruz. Koronavirüs vakası nedeniyle adeta bütün sektörler altüst oldu, adeta hayat durma noktasına geldi. Bir anda kendimizi bambaşka bir dünyada bulduk. Hiç düşünmediğimiz korkular hayatımızda yer edinmeye başladı. Tabi dünyadaki ekolojik takvimler işleyişini sürdürüyor. Mayıs ayının, Nisan ayının gelmesiyle beraber kardelenler açıyor ve balık göç hazırlığına başlıyor. Çünkü ekolojik saatlerde, ekolojik takvimlerde durma yok. İşte bu da bize şunu gösteriyor; Küreselleşmeyle beraber, aslında kriz zamanında krizi yönetebilmemiz gerekiyor. Nasıl ki Covid 19’la beraber ekonomik tedbirler açıklanıyor, bu süreci nasıl kazasız bir şekilde atlatmamız gerektiğini çözmeye çalışıyoruz, işte doğal kaynakların yönetiminde de tabi ki kriz zamanlarında bu süreci nasıl atlatacağımızı iyi hesaplamamız lazım. Bunun için yaklaşık Mart ayının 15’inden itibaren Prof. Dr. Mustafa Sarı öncülüğünde bir ekiple beraber, Covid 19'un çalışmalara etkisi nasıl olur, bu süreç nasıl yürütülür diye çalışmalar yürütüyoruz. Online, internet üzerinden toplantılar yapıyoruz, fikir alışverişinde bulunuyoruz. Ve dünyadaki diğer örneklerini inceliyoruz. Çünkü krizi yönetmemiz lazım. Evet, Covid 19 hastalığı var, insan hayatı bütün olguların önünde, fakat İnci kefaliyle ilgili elde ettiğimiz büyük kazanımlar var. İnci kefali bugün Van havzasının, hatta ülkemizin bir marka değeri haline geldi. 2000 yılında 1000 kişi ekmek yiyorken, aradan geçen 20 yıl içerisinde bu sayı 15 bine çıktı ve İnci Kefali en çok avlanan balık oldu. Tabi bunlar kolay kazanımlar değil, fakat takdir edersiniz ki yıkmak yapmaktan her zaman daha çok kolay, yani sizler bir binayı bir senede yaparsınız, ama bir gecede yıkabilirsiniz. İşte doğal kaynaklar tıpkı bunun gibi. 20 yıllık çalışmanızı, eğer korumazsanız birkaç yıl içerisinde geri dönülmez bir şekilde kaybedersiniz.”‘NASIL BİR EYLEM PLANI HAZIRLANDI?’Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Akkuş, hazırlanan eylem planına ilişkin olarak da, şu bilgileri verdi:“Peki, nasıl bir eylem planı hazırladık, nasıl bir yöntem düşünüyoruz? İnci Kefali ile ilgili bu sene şunu ön plana çıkaracağız; geçen seneki temamız ‘balığı avlamayalım, satmayalım, sattırmayalım’ diye bunun üzerinde kurguladık. Ama bu sene ön plana çıkartacağımız tema, ‘balığın sahibi sizsiniz’. Çünkü devlet bütün doğal kaynakları koruma faaliyeti yürütür ama doğadaki bütün doğal kaynakların gerçek sahibi halktır, gerçek sahibi insanlardır. Yani bugün buradaki kurumlarda insanlar değişebilir, fakat bu yöredeki insanlar binlerce yıldır buradalar, balığın aslında gerçek sahibi onlar. Dolayısıyla kritik alanlarda, gerilim bölgelerindeki, özellikle Muradiye ve Çelebibağ bölgesinde, Çitören, Amik kısmında, derneğimize üye gönüllü insanlarla sürekli olarak görüştük, gönüllüler belirledik. Ve bu sene şu tema üzerinde hep duracağız; diyeceğiz ki ‘balığın sahibi sizsiniz, çünkü çok ekstrem bir dönemden geçiyoruz’. Evet bugüne kadar balık hep jandarma tarafından, polis tarafından korundu, ama bu sene jandarma hem PTT şubelerinde para dağıtımıyla görevli, erzak dağıtımıyla görevli, karantina altındaki bölgelerin giriş çıkışını kontrol ediyor ve yollarda nöbet tutuyor. Ha keza polis teşkilatımız da böyle. Peki bu durumda ne yapacağız; balığımızı kaçak balıkçılara mı bırakacağız, balığımızı yok etmek isteyen insanlara mı bırakacağız, kesinlikle hayır! Bizler balığın gerçek sahibiyiz, aradan binlerce yıl geçebilir veyahut binlerce yıl geriye gittiğimiz zaman bugün ismini bile hatırlamadığımız nice uygarlıklar var bu bölgeden gelip geçmiş. Buradan gelip geçen uygarlıkların hiç birisi balığı yok etmedi. Adeta kendi çocukları gibi balığa baktı ve balığı bize teslim ettiler. Bu bize büyük bir sorumluluk yüklüyor. Bu dönemde yaşayan insanlar olarak özellikle geçmişte yaşayan insanlardan almış olduğumuz bir miras var, İnci Kefali ve gelecek insanlara devretmemiz gereken bir emanet üzerimizde İnci Kefali. Dolayısıyla biz toplum olarak hiçbir zaman emanete hıyanet etmeyen, emanete hıyanet etmeyi çok kötü algılayan bir toplumuz. Dolayısıyla balık bizim emanetimiz. Emanetimize sahip çıkacağız. Bu amaçla ifade ettiğim gibi bütün mahallelerde dernek olarak gezdik ve avcılığın yoğun olarak yapıldığı yerlerdeki insanlarla bunu konuştuk. Balığın sahibi sizsiniz, lütfen balığınıza sahip çıkınız, çünkü artık küreselleşme ile beraber çok farklı bir dünyanın bizi beklediğini anlıyoruz. Önümüzdeki yıllarda arzu etmiyoruz ama, belki çok daha kötü durumlarla karşı karşıya kalabiliriz. Çünkü artık küresel iklim değişimi olsun, ekonomik durumlar olsun, petrol kaynaklarının tükenmesi, su kaynaklarının tükenmesi, belki de çok çok daha zor günler bizi bekliyor. Evet arzu etmiyoruz ama bunlara hazırlıklı olmamız lazım. İşte, kriz anında doğal kaynakları nasıl yöneteceğiz sorusunun cevabını vermemiz lazım. Çünkü doğal kaynaklar olmasa maalesef yaşamamız söz konusu değil.”
‘İNCİ KEFALİ YOKSA VAN GÖLÜ RUHSUZ OLUR’İnci Kefalini Van Gölünün ruhu olarak niteleyen Akkuş, şunları söyledi:“Bunların hepsi geçecek, ama balığa sahip çıkmadığımız zaman, eğer Van Gölünde İnci kefali yoksa Van Gölü koskoca ruhsuz bir su parçasından ibaret olur. Çünkü Van Gölünün ruhu İnci Kefali, Van Gölünü Van Gölü yapan İnci Kefali... İnci Kefalinin Van Gölünde olmadığını bir düşünsenize, koskoca bir çölden ibaret olur. Bugünler elbette geçecek ama bu günler geçerken balığımızı korumamız lazım. Tabi bunları derken, şöyle anlaşılmayalım; yani jandarma hiçbir tedbir almayacak diye değil, jandarma geçen sene aldığı tedbirleri bu sene de aynen alıp, aynen uygulayacak. Yine merkezlerde polis, zabıta bunları uygulayacak. Ama bizim toplum olarak artık şunu iyi benimsememiz lazım, doğal kaynakların gerçek sahibi halktır. Çok sahip çıkması lazım, ‘bizim’ deyip sahip çıkması lazım. Yoksa her zaman buna devletin sahip çıkmasını beklersek maalesef önümüzdeki yıllarda, hani arzu etmiyoruz ama durum daha da kritik olacak gibi gözüküyor."'EN BÜYÜK ŞANSIMIZ VALİMİZ MEHMET EMİN BİLMEZ'Vali Mehmet Emin Bilmez'in balığa büyük önem verdiğine de işaret eden Dokdor Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş; "Tabi en büyük şansımızdan biri şu; Van Valimiz sayın Mehmet Emin Bilmez. Çünkü Van Valimiz Van’da, balığı en iyi bilen insanlardan birisi. Balığın 20 sene öncesindeki halini de biliyor, balığın şimdiki halini de biliyor. Dolayısıyla her ne zaman ihtiyaç duyduğumuzda desteğini yanımızda buluyoruz, yardımını yanımızda buluyoruz. Ve sayın valimizin balığa böylesine önem vermesi, bizi çok mutlu ediyor. Çünkü devlet, insanlarının doğal kaynaklarının öneminin farkında olması lazım. Bu nedenle bu sene en büyük şansımızı Van Valisi Mehmet Emin Bilmez olarak görüyoruz. Ve her zaman için hamiyet sahibi insanlarımızı görüyoruz, özellikle Van Gölü etrafındaki insanları. O nedenledir ki bu seneki temamız; ‘Balığın sahibi sizsiniz, balığınızı çaldırmayın’. Çünkü, balık gittiği zaman buraların hiçbir anlamı yok, hiçbir anlam ifade etmiyor!” diye konuştu.KORONANIN SAĞLADIĞI AVANTAJKoronavirüs salgınının dezavantajı olduğu gibi balığın kaçak avlanmasının önüne geçmesinde de bir avantaj yarattığını belirten Akkuş, son olarak şunları kaydetti:“Tabi Covid 19 salgınının bize dezavantajı var fakat bize sağlamış olduğu bazı artılar da var; özellikle bu artılar üzerinde çok sıkı yoğunlaştık. Nedir bu artılar? Artık yol kontrolleri çok daha sıkı, yani siz Van dışından Van’a gireceğiniz zaman ya da Van’dan dışarıya çıkacağınız zaman kontrol noktalarından geçmeniz lazım. İşte bunu bir artı olarak değerlendirdik ve bütün kontrol noktasındaki jandarma ekipleriyle sürekli irtibat halindeyiz, sürekli olarak durumu arz ediyoruz ve sahadan sürekli bilgi aktarıyoruz. Arzu etmiyoruz sokağa çıkma yasaklarını, bir an önce ülke olarak bunu atlatalım diyoruz, sokağa çıkma yasaklarının olması elbette ki kaçak avcılığı da önleyecektir. Çünkü, talep düştüğü zaman balık arzı da düşecektir. Dolayısıyla bu da bizim için krizi nasıl yönetebiliriz, doğal kaynakların korunması kriz zamanlarında nasıl yönetilir, işte ifade ettiğim gibi bir ay öncesinde hazırlığımızı yaptık, adım adım her türlü gelişmeye karşı B planımız hazır, yine üreme döneminde 24 saat sahada olacağız, her gece dere ağızlarındayız, durum nasıl gidiyor, günlük olarak bunları raporlayacağız. 90 günlük üreme yasağı sonunda, ‘bu sene çok iyi bir koruma sezonu geçirdik’ diyebilmeyi ümit ediyoruz.” Özel Haber: Adil Harmancı (Prestij)
‘İNCİ KEFALİ YOKSA VAN GÖLÜ RUHSUZ OLUR’İnci Kefalini Van Gölünün ruhu olarak niteleyen Akkuş, şunları söyledi:“Bunların hepsi geçecek, ama balığa sahip çıkmadığımız zaman, eğer Van Gölünde İnci kefali yoksa Van Gölü koskoca ruhsuz bir su parçasından ibaret olur. Çünkü Van Gölünün ruhu İnci Kefali, Van Gölünü Van Gölü yapan İnci Kefali... İnci Kefalinin Van Gölünde olmadığını bir düşünsenize, koskoca bir çölden ibaret olur. Bugünler elbette geçecek ama bu günler geçerken balığımızı korumamız lazım. Tabi bunları derken, şöyle anlaşılmayalım; yani jandarma hiçbir tedbir almayacak diye değil, jandarma geçen sene aldığı tedbirleri bu sene de aynen alıp, aynen uygulayacak. Yine merkezlerde polis, zabıta bunları uygulayacak. Ama bizim toplum olarak artık şunu iyi benimsememiz lazım, doğal kaynakların gerçek sahibi halktır. Çok sahip çıkması lazım, ‘bizim’ deyip sahip çıkması lazım. Yoksa her zaman buna devletin sahip çıkmasını beklersek maalesef önümüzdeki yıllarda, hani arzu etmiyoruz ama durum daha da kritik olacak gibi gözüküyor."'EN BÜYÜK ŞANSIMIZ VALİMİZ MEHMET EMİN BİLMEZ'Vali Mehmet Emin Bilmez'in balığa büyük önem verdiğine de işaret eden Dokdor Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş; "Tabi en büyük şansımızdan biri şu; Van Valimiz sayın Mehmet Emin Bilmez. Çünkü Van Valimiz Van’da, balığı en iyi bilen insanlardan birisi. Balığın 20 sene öncesindeki halini de biliyor, balığın şimdiki halini de biliyor. Dolayısıyla her ne zaman ihtiyaç duyduğumuzda desteğini yanımızda buluyoruz, yardımını yanımızda buluyoruz. Ve sayın valimizin balığa böylesine önem vermesi, bizi çok mutlu ediyor. Çünkü devlet, insanlarının doğal kaynaklarının öneminin farkında olması lazım. Bu nedenle bu sene en büyük şansımızı Van Valisi Mehmet Emin Bilmez olarak görüyoruz. Ve her zaman için hamiyet sahibi insanlarımızı görüyoruz, özellikle Van Gölü etrafındaki insanları. O nedenledir ki bu seneki temamız; ‘Balığın sahibi sizsiniz, balığınızı çaldırmayın’. Çünkü, balık gittiği zaman buraların hiçbir anlamı yok, hiçbir anlam ifade etmiyor!” diye konuştu.KORONANIN SAĞLADIĞI AVANTAJKoronavirüs salgınının dezavantajı olduğu gibi balığın kaçak avlanmasının önüne geçmesinde de bir avantaj yarattığını belirten Akkuş, son olarak şunları kaydetti:“Tabi Covid 19 salgınının bize dezavantajı var fakat bize sağlamış olduğu bazı artılar da var; özellikle bu artılar üzerinde çok sıkı yoğunlaştık. Nedir bu artılar? Artık yol kontrolleri çok daha sıkı, yani siz Van dışından Van’a gireceğiniz zaman ya da Van’dan dışarıya çıkacağınız zaman kontrol noktalarından geçmeniz lazım. İşte bunu bir artı olarak değerlendirdik ve bütün kontrol noktasındaki jandarma ekipleriyle sürekli irtibat halindeyiz, sürekli olarak durumu arz ediyoruz ve sahadan sürekli bilgi aktarıyoruz. Arzu etmiyoruz sokağa çıkma yasaklarını, bir an önce ülke olarak bunu atlatalım diyoruz, sokağa çıkma yasaklarının olması elbette ki kaçak avcılığı da önleyecektir. Çünkü, talep düştüğü zaman balık arzı da düşecektir. Dolayısıyla bu da bizim için krizi nasıl yönetebiliriz, doğal kaynakların korunması kriz zamanlarında nasıl yönetilir, işte ifade ettiğim gibi bir ay öncesinde hazırlığımızı yaptık, adım adım her türlü gelişmeye karşı B planımız hazır, yine üreme döneminde 24 saat sahada olacağız, her gece dere ağızlarındayız, durum nasıl gidiyor, günlük olarak bunları raporlayacağız. 90 günlük üreme yasağı sonunda, ‘bu sene çok iyi bir koruma sezonu geçirdik’ diyebilmeyi ümit ediyoruz.” Özel Haber: Adil Harmancı (Prestij) 









































Yorum Yazın