Misbah Eratilla

Misbah Eratilla

Mail: m.eratilla@gmail.com

Zehra Dülek’in azmi

Bediüzzaman, Denizli’den Emirdağ’a sürgün geldiğinde baskıların rengi değişmiş şiddetin tonu en üst seviyeye çıkmıştı.

Yanına gitmenin, görünmenin, konuşmanın ve en küçük insanî bir yardım dahi büyük suç teşkil ediyordu. Sıkı güvenlik tedbirleri ile “çok tehlikeli biri” diye büyük bir korku havası estiriliyordu. Bütün bu olumsuzluklara rağmen korkmadan çekinmeden her şeyi göze alarak yardımına koşanlar da olmuyor değildi.

Bu zor günler her yerde hükmünü sürdürürken Zehra Dülek, İzmir’de aklının ve ruhunun manevî ihtiyacını karşılamak için bir arayış içine girer ve bir yol ararken bir arkadaşıyla İzmir’de Nakşi tarikat şeyhi Mustafa Hilmi Efendi’yi ziyarete giderler. Kısa bir konuşmadan sonra Şeyh ona “Evlâdım ben sana ulaşamıyorum bir perde var ruhuna inemedim. Seni tanıdığım bir mürşide havale ediyorum. Sen Bediüzzaman Hazretleri’ne git. Senin derdine o çare olur” dedikten hemen sonra Zehra Dülek aynı mahallede oturan Emine Hanım, Nazmiye Hanımla Emirdağ’a Bediüzzaman Hazretleri’ni ziyarete giderler. 

Emirdağ’a geldiklerinde her ziyaretçi hanımın yaptığı gibi onlarda Firdevs Hanımın evine misafir olurlar. Bir gün sonra Bediüzzaman Hazretleri Emirdağ’dan ayrılınca Firdevs Hanım misafirleri ile Bediüzzaman Hazretleri’nin evini toparlayıp temizlemeye giderler. Ceylan Çalışkan evin kapısını çalarak onlara “Üstadımın İzmir’den gelen Zehra hanımlara selâmı var. Burada pek durmasınlar. Yarın ben Bolvadin’e gideceğim. Yola çıksınlar orada görüşelim. Evde kabul edemiyorum” diye söyler. Zehra Dülek de Bediüzzaman Hazretleri’ne verilmek üzere Ceylan Çalışkan’a bir kazak verir. Getirdiği limonları vermeyi unutur. Temizlik işi bittikten sonra Zehra ve arkadaşları Firdevs Hanımın evine geri dönerler. Ceylan bu defa Firdevs Hanımın evine gelir ve kapıyı çalar. Kapıyı açtıklarında Zehra Dülek “Üstad kazağı geri gönderdi, kolları kısaltsın, abdest alırken kolları sıvarken zorluk çekiyorum” dedikten sonra “Zehra çantasındaki limonları da göndersin” der. Ceylan Çalışkan, Zehra Düven’e getirdiği hediyelerin karşılığı olarak ortası delik iki buçuk liradan birçok para verirken “Üstad gönderdi” der. Ertesi gün Zehra ve iki arkadaşı Bolvadin yoluna çıkarak yol kenarında Bediüzzaman Hazretleri’ni beklemeye başlarlar. Araba gelip yanlarında durunca pencere açılır ve Bediüzzaman Hazretleri “hoş gelmişsiniz evlâtlarım. Burada fazla durmayın. Sizi sıkıntıya sokabilirler. Ziyarete lüzum yok. Risaleleri okuyun” der ve onlara el yazması bir Uhuvvet Risalesi verir. Ayrıca onlara “Okuyun, yazmaya çalışın. Hanım talebelerim var benim. Onları bulup konuşun. Onlarla istişare edin. Hiç olmazsa iki üç kişi bir araya gelip Risale-i Nur okuyun. Benimle konuşmaktan ziyade Risale-i Nur’dan bir sayfa okumak sizin için daha istifadeli olur” der. Bediüzzaman Hazretleri bu konuşmaları yaparken Zehra’ya hep Zühre diye hitap eder. Ziyaretten sonra Zehra Dülek ve arkadaşları Emirdağ’dan ayrılarak İzmir’e dönerler. Zehra Dülek İzmir’e döndükten sonra çöl ortasında su bulmuş gibi aklını ve kalbini büyük bir şevkle Risale-i Nur’u okuyarak içindeki susuzluğu gidermeye çalışır. 

Daha sonraki günlerde Risale-i Nur Talebelerini bulur ve hayatının birinci önceliği olarak iman ekseninde kendine bir hayat kurar. Coşkulu bir hayata yelken açarken onu izleyen eşi ve annesi “Buna ne oldu, delirdi” diye onun eski günlerine dönmesi için günlerce dil dökerler. Örtüsüne ve namazına hastalık ve delilik diye bakarak günlerce onu vazgeçirmeye çalışırlar. Zehra Dülek mahalle baskısıyla yalnızlığa gömülerek pes ettirilmek istenir. Annesi ve eşi bu durumu kabullenmeyerek Zehra’yı akıl hastanesine yatırır. Zehra Dülek Hastane koğuşunda beklemediği bir ortamla karşılaşır. Burada hastalardan bazısı Kur’ân bazısı da ilâhî okumaktadır. Zehra burada aradığını bulmuştu. İbadetini rahat yapabiliyordu. Doktoru Zehra için “Sabahtan akşama kadar ibadeti bitmiyor” diye onu ailesine şikâyet eder. 

Doktor yaptığı gözlem sonrası Zehra’ya namazın rekâtlarını sorar ve doğru cevabı alınca bu defa da başına elektrik vermeye çalışır. Zehra doktora sert çıkışarak “Sen bana ne yapıyorsun?” diye karşı çıkar. Doktor “Başını iyileştiriyorum” deyince Zehra “Sen önce kendi başını iyileştir” diyerek doktorun tedavisini kabul etmez. Zehra bir müddet akıl hastanesinde kaldıktan sonra taburcu olur ve evine döner. Bu arada Zehra’nın eşi ve annesinin baskıları da devam eder. Bir gün eşi bir rüya görür. Rüyada ne gördüyse Zehra’dan hemen özür dileyerek bir daha onun yaşantısına karışmaz. Daha sonra Zehra’nın eşi Bediüzzaman Hazretleri’ne de bir mektup yazar. Bediüzzaman Hazretleri cevabî mektubunda onu talebeliğe kabul ettiğini kızı Müfide Kaygaz’a söyler.

Risale-i Nur kitap sıkıntısı çeken Zehra Dülek’e Bediüzzaman Hazretleri İzmir’e kızının doğumuna giden Kevser Hanım ile hemen kitap gönderir. Zehra Dülek coşkulu hizmeti içinde toplam üç defa Bediüzzaman Hazretleri’ni ziyaret eder. Tek parti döneminde ve en sıkı zamanlarda İzmir ve çevresine Risale-i Nur’u çekinmeden korkmadan hanımlara tanıtır. Zehra Dülek fıtratı gereği yazmaktan çok kitap dağıtımını yaptı. Kızı dört yıl boyunca annesini Risale-i Nur hizmetinden dolayı görmediğini söyler. 1967 tarihinden sonra Medine’ye yerleşir. 1912 tarihinde Ödemiş’in Birgi beldesinde doğan Zehra Dülek 35 yıl kaldığı Medine’de 7 Şubat 2002 tarihinde vefat eder ve Medine’de Cennetü’l-Baki’de defnedilir.

Kaynak: Ağabeyler Anlatıyor-5, Ömer Özcan

 

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar