
Amedspor şampiyon oldu, şampiyonluk kutlamaları ise haftaya damgasını vurdu. Ortaya çıkan coşku ise, bize “Amedspor bir takımdan fazlasıdır” sözlerini söyletti.
Neden?
Çünkü, Amedspor coşkusu sadece Diyarbakır’daki stadyumla sınırlı kalmadı, stadyum dışına taşan Kars’tan Mardin’e, Dersim’den Hakkâri’ye uzanan geniş bir coğrafyaya yayılan içtenlikli, gerçek bir coşkuya dönüştü de ondan.
Peki, neden bu coşkuyu tanımlarken adet olduğu üzere, Edirne’den Kars’a ifadesini kullanmadım?
Açıklayayım o zaman.
Önce Bursa’dan başlayayım isterseniz.
Belki hatırlarsınız, Bursaspor-Amedspor maçında stadyuma faili meçhullerin baş faillerinden ‘Yeşil’ kod adlı Mahmut Yıldırım’ın ve yine 90’larda faili meçhul olaylarda kullanılan Beyaz Toros fotoğrafları asılmıştı. Futbolcular maç öncesinde neredeyse kaldıkları otelde linç edileceklerdi. Yine ırkçı sözlerle karşılanmışlardı. Tabi bununla sadece bir takıma değil, bu takımla özdeşleşen bir halka bir futbol maçı vesilesiyle bir kez daha gözdağı verilmek istenmişti. Bu bir halka duyulan kinin ve öfkenin ifadesiydi bu tepkiler. Zaten o nedenle Amedspor halklaştı.
Sadece Bursa’da değil, Amedspor sonrasında gittiği batı illerindeki birçok deplasman maçında “terörist takım” nitelemelerine maruz kaldı, bazı futbolcular isimleriyle anılarak bire bir hedef gösterildi. 90’larda Kürdün yazarına, çizerine, sanatçısına, aydınına, siyasetçisine, iş insanına yapılanlar futbol sahalarında psikolojik saldırılarla yapılmak istendi.
Yani anlayacağınız Amedspor hiçbir zaman Edirne’den Kars’a ifadesine sığdırılacak bir ilgiyle karşılaşmadı, hep ötekileştirildi ve takıma futbol sahalarında kendini ifade etme imkanı tanınmadı. Sıradan bir futbol başarısı Diyarbakır takımına çok görüldü. İstenmeyen bir halkın simgesini oluşturduğu için Amedspor, bir başarı elde etmesin diye herkes elinden geleni yaptı.
İşte, bu nedenle Amedspor bir takımdan fazlası oldu. Taraftarı sıradan bir takımın taraftarı olmaktan çıkıp, geniş bir coğrafyadaki taraftara dönüştü. Kars’tan Mardin’e, Dersim’den Hakkâri’ye dememin sebebi o. Yoksa Edirne’den Kars’a demek isterim, ama ne yazık ki bunu birilerinin bize söyletmesi ve yazdırması gerek. Zorla değil tabi, ispatlayarak…
İşin coşku boyutuna gelirsek, Amedspor’un şampiyonluk coşkusu tüm bu alandaki illerde canlı olarak kendini his ettirdi. Belki televizyon ekranlarına fazla yansımadı, ama sosyal medya buna büyük oranda tanıklık etti. Ama batının umurunda olduğunu hiç sanmıyorum.
Tabi bu coşkuyu biraz değerlendirmekte fayda var. Bana göre Amedspor şahsında ortaya çıkan coşku hor görülenlerin bir hedefe varabilmesiyle ilgilidir. Amedspor ile birlikte Erokspor da şampiyon oldu aynı gün, ama kimse bunu his etmedi bile. Çünkü Erokspor sadece bir takımdı ve bir üst lige çıkmış oldu. Sevinen sınırlı bir taraftarı ve yönetimi vardı ama bir takımdan fazlası olamadı, çünkü kimse ona ve taraftarına şimdiye kadar ne “öteki” muamelesi ne de “terörist” yakıştırması yapmadı.
Bu yönüyle Amedsporla ortaya çıkan coşku bir halkın kendini bulduğu anı tarif ediyor. Sürekli tehdit edilen, hapisle, ölümle korkutulan bir halkın coşkusu ona ait olduğunu bildiği bir takımın başarısında somutlaştı. Çünkü o zamana kadar Amedspor’a kusulan kin, aslında bir halka kusulan kindi ve bunu bilmeyecek kadar da insanlar artık duyarsız ve bilgisiz değil.
Aslında Diyarbakır stadyumunda bir halk şampiyon oldu. Bir şeyi başarabildiğini gördü o halk. Başarabilmenin sevinciydi o. Kendisini tehdit edenlerin üstesinden gelmiş olmanın sevinciydi.
Ve bu başarıyla bir ışık doğdu, bir güven geldi insanlara; istersek başarabiliriz, kendimizi yönetebiliriz, zorlukların üstesinden gelebiliriz düşüncesi hâsıl oldu kafalarda.
Aslında Diyarbakır stadyumunda bir halkın öfkesi dindi. Amedspor’un başarısıyla herkese kinden, nefretten arınma imkânı doğdu. Bu imkânı ırkçılar ve provokatörler değerlendirmeyebilir, ama stadyumları dolduran yoksul halk çocukları, önümüzdeki sezon 1. Lig’de top koşturacak olan Amedspor’a ve takım şahsında bir halka karşı daha duyarlı ve daha vicdanlı davranır umudunu taşıyorum.
Bu ülkede de spor barışın simgesi olsun artık, hele futbol daha çok. Birinci ve İkinci Dünya savaşında bile düşman devletlerin takımları spor ahlakına uygun olarak birlikte maç yapabilmişti, birbirlerini yenmişti, biri galip, biri mağlup olarak sahadan ayrılmıştı, ama sergiledikleri olgunlukla eminim ki savaşanların dikkatini barışa çekebilmişlerdi.
Şimdi bu ülkede belki ortada bir savaş yok ama bazı sorunlarımızı aşmak için neden spor buna ışık olmasın? Neden spor kavganın, kinin, yok etmenin değil de yaşatmanın, barışın ve sorunları çözmenin yöntemi yapılmasın?
Irkçılar ve provokatörler aşılırsa, eminim ki olur…























Yorum Yazın