Prof. Dr. Ahmet Özer

Prof. Dr. Ahmet Özer

Mail: a.ozer@vanmed.net

ZAMANA DİRENEN İNSAN...!?

Zaman ve İnsan: Zaman ne ki?

Zaman dediğin hayat hırsızı, üstelik de farkettirmeden çalan, farketsen de elinden bir şey gelmez zaten; mecbur kabullenip boyun eydiğin yegane bir afeti devrandır zaman

Zaman...

Geçmiş ile gelecek arasında duran bir an. Geçmiş geçtiği için artık geri getiremezsin; gelecek gelmediği için hükmün geçmez, içinde bulunduğun kısacık an; biraz önce “gelecek” iken biraz sonra “geçmiş” olan bir ömür yutan.

Telafi edemeyeceğiniz dört durumdan biridir zaman:

1) Taş atıldıktan sonra

2) Söz ağızdan çıktıktan sonra

3) Fırsat kaçtıktan sonra

4) Zaman geçtikten sonra,

geri gelmez.

Zamanda bi zamanım

İki dünyada bi gümanım

Mansur’em dara geldim

Herşeyin müsveddesi vardır ama geçen zamanın yoktur; olmadı başa sarayım diyemezsin, desen de bir işe yaramaz.

Peki ne yapmak lazım?

Bunlara takılmamak, bunlar yokmuş gibi yaşamak mı lazım.?

Geçmişi değiştiremeyiz ama gelecekte yapacağımız işlerle bunu telafi edebiliriz.

Yoksa geleceğin belirsizliği ile geçmişin kederi bir mengeneye dönüşür sende, kurtulamaz heder edersin sana bir armağan gibi sunulmuş ömrü.

Artık yaş uzuyor, her ne kadar bu Corona belası uzun yaşa kafa tuttuysa da ölümden dolayı yaşamı seven insanoğlunun bu duygusunu tam kökten sarsamadı.

Eskiden (bir yüzyıl önce) ortalama ömür 30-40 yıl idi, yieminci yüzyıl bunu ikiye katladı, şimdilerde gelişmiş ülkeler 100 yıl hedefini aştı, gelecekte bu ivmenin devam edeceği ve tabi beraberinde bir çok da sorun getireceği bekleniyor. (Bu bahis başka bir yazının konusu)

Ömür dediğin nedir?

30’a kadar İnsanın kendini şarz etme süreci; temel bu...

30-60 arası insanın kendini inşa süreci. Temelin üzerine kuruyorsun bunu. Ne olacaksa ve “ne olacaksan” bu dönemde oluyor...

60-90 arası, önce olgunluk sonra yaşlılık dönemi. Yavaşlama başlıyor, daha ağırbaşlı oluyor insan. Ego azalıyor, dünyanın bendini kavrayıp kendini hayatın akışına bırakıyor insan...

90 ve sonrası dinlenme ve bekleme dönemi. Yapabilirsen huzur içinde ölümü bekleme dönemi...

Ölüm toprağın gözü, her daim gözetleyip durur bizi. İnsanoğkunun ödü kopuyor ölümden. Bunun için din(ler)e sarılmış dört elle kalu beladan beri. Lakin yaşamın da güzelliği ölümdedir; ölüm olmasaydı zinhar yaşam çekilmezdi.

Şu da söylenebilir; önemli olan ne kadar yaşadığın değil, nasıl yaşadığıdır insanın? Geçip giderken bu darı dünyadan arkanda iz bırakabilmektir aslolan. Değer yaratmak, iz bırakmaktır, iz bırakmak ise zorlu bir süreçtir; o yüzden her babayiğidin karı değildir bu. Bu yüzden kimi bir mezarlıkta sadece bir mezar taşına sahipken, kimi ise dünya durdukça söylenmekte konuşulmaktadır.. yaptıkları ve söyledikleri ile.

Cesur ve azimli olmak.. İlişkilerinde adil olmak, insana ve doğaya sevgiyle bakabilmek. Bunlar erdemlerin en yücesi. Tabi her şeyin bir bedeli var. Bedel ağırlaştıkça ölümsüzlük de artmakta.

Bütün bunlar için sevgiyle büyümek gerekir. Lakin sevgiyle büyüyen her insan iyi bir insan olur.

“İyi insan” kimdir?

İyi insan Mahşerin dört atlısının (Servet-Şöhret-Kudret-Şehvet) tuzağına düşmeyen insandır. Kendini geliştiren, ailesine sahip çıkan, topluma faydalı olan, insanlığın gelişmesine katkıda bulunandır.

Bunun için gayret gerek; çünkü kader gayrete aşıktır. Hedefi belli olan bir gayret. Topluma ve insanlığa katkısı olan hedefler. Bunlara ulaştıracak yol ve yordam...

Fakat kişi hedef için yolu harcamamalı. Lakin bazen Everest çıkmak için katedilen yol, çekilen zahmet zirvede beş dakika durmaktan daha heyecan verici olabir.?

Acele etmeden, emin adımlarla yürümek önemli, çünkü acele ağacının meyvesi pişmanlıktır; cahilliğin ise hadbilmezlik..

Mevlana’ya sormuşlar; şimdiye değin ne bildin? Mevlana: “Haddimi bildim” demiş. Einstein’e sormuşlar; bu kadar sürede ne öğrendin? “Hiçbir şey bilmediğimi öğrendim” demiş.

Sonuç: İki anlamlı hayat vardır diyor usta bir düşünür: Ya yazılmaya değer bir yaşam yaşamalı insan (iyi bir iz bırakan, ki buna da mangal gibi yürek gerek) ya da bunu yapamıyorsa okunmaya değer bir eser bırakmalı insan. Lakin yazmak ölümün elinden bir şeyler kurtarmaktır. İkisi de iz bırakır.

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar