--°Van
DOLAR47,38
EURO53,95
GRAM6.168
ÇEYREK10.108
Nureddin Şimşek

Nureddin Şimşek

Mail: n.simsek@vanmed.net

Yoksulluğun Enflasyonlu Matematiği: Memur, İşçi, Emekli… Hepimiz Aynı Gemide Batıyoruz..

Yoksulluğun Enflasyonlu Matematiği: Memur, İşçi, Emekli… Hepimiz Aynı Gemide Batıyoruz..

TÜİK mart enflasyonunu açıkladı: Aylık %1,94, yıllık %30,87. Ekonomist beklentisi aylık %2,40, yıllık %31,46 idi. Yani “resmi” rakamlar yine beklentinin altında kaldı. Ama bir de ENAG var. Bağımsız akademisyenlerin hesabı çok daha acımasız: Aylık %4,10, yıllık %54,62.
Aradaki 24 puanlık uçurum, Türkiye’de iki farklı gerçeklik yaşadığımızın kanıtı.

Biri TÜİK’in tabloları, öteki market rafı, fatura, benzin pompası.

Memur, işçi, emekli… Yani “zar zor emeğiyle geçinen” milyonlarca insan, işte bu ikinci gerçekliğin içinde boğuluyor.

Ocak’ta aylık %4,84’lük sıçrama, Şubat’ta %2,9’luk artış ve martta ENAG’ın %4,10’u… Yıllık %54,62’ye ulaşan enflasyon, maaşların her ay eridiği, biriken borçların katlandığı, geleceğin ipotek altına alındığı bir düzeni anlatıyor.

Düşünün: Bir memurun ya da işçinin maaşı ocak ayında zamlandı diyelim. O zam, mart itibarıyla ENAG’a göre %54,62’lik enflasyonun altında kaldıysa, cebine giren para daha cebine girmeden erimiş demektir.

 Emekli ise zaten “en düşük emekli maaşı” tartışmalarının gölgesinde, markete her gidişinde “bu ne ya” diye mırıldanıyor. Çünkü zamlar artık “aylık” değil, “günlük” hale geldi.

Akaryakıtta her sabah yeni bir fiyat. Benzin, motorin, LPG… Her zam, nakliye maliyetini, markete gelen malın fiyatını, dolayısıyla ekmek, süt, yumurta fiyatını doğrudan vuruyor.

Şoför esnafı, kurye, taksici, otobüsçü… Hepsi aynı cümleyi kuruyor: “Zam gelmeden önce doldurdum, yarın ne olacak bilmiyorum.”

Elektrik ve doğalgaz zamları da cabası. “Kalan zamlar” dedikleri şey, aslında taksit taksit gelen fatura şoku. Kış bitti ama faturalar hâlâ yazın ortasındaymış gibi yüksek. Sanayi üretimini, küçük esnafı, ev kadınını doğrudan etkiliyor.

Fırıncı “doğalgaz zammı yüzünden ekmek fiyatı artacak” diyor, ev hanımı “ocak açık unutursam fatura beni bitirir” diye düşünüyor.

Bu tablo, klasik “enflasyon” tartışmasından çok öte. Bu, sistematik bir yoksullaştırma operasyonu.

Maaşlar enflasyonun altında kalıyor, kira ve gıda enflasyonu maaş enflasyonunun iki katı koşuyor, kredi kartı borçları rekor kırıyor, vatandaş “bir ay daha idare edeyim” diye tüketimi kısıyor. Ama kısabileceği bir şey kalmadı. Çünkü temel ihtiyaçlar bile lüks haline geldi.

TÜİK’in %30,87’si ile ENAG’ın %54,62’si arasındaki fark, sadece istatistik değil. O fark, bir ailenin sofrasındaki etin, çocuğun okul çantasına koyulan sütün, emeklinin ilaç kutusunun hikâyesi. O fark, “geçinemiyoruz” cümlesinin resmi istatistiği.

Her sabah pompadaki fiyatı kontrol eden şoför, faturayı açınca iç çeken ev hanımı, maaşını görünce “bu parayla ne yapacağım” diye hesap yapan memur ve işçi… Hepsi aynı şeyi biliyor:

Bu enflasyon, sadece fiyat artışı değil. Bu, umudun da zamlanması.

Ve o zam, maalesef emeklinin, işçinin, memurun cebinden çıkıyor.

Kalanı da zaten her gün, her sabah, her faturada ödüyoruz.

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar