Newroz kutlamasına katıldığı için gözaltına alınan gençlere polisin “neden gittiniz?” diye bir soru sorduğunu duyunca, “we aleykümselam süreç” dedim kendi kendime.
Newroz kutlamalarına katılan yüzlerce genç birkaç gün içinde evlerinden alınıp emniyete götürüldü, sorgulandı.
Yetkililer emretmiş, polis memuru da görevini yapmış, Newroz alanındaki her bir kıpırdamayı kameraya almış, e olacak o kadar, alınacak gençler!
İyi güzel, peki neden alındılar?
Bunu polisin sorgu aşamasında sorduğu sorulardan anlıyoruz:
*Newroz’a neden gittin?
*Newroz olacağını nereden haber aldın?
Hakikaten We aleykümselam süreç...
Bir yandan “Newroz hepimizin bayramı” diyeceksiniz, kendiniz de en üst düzeyde kutlayacaksınız ama diğer taraftan kutlayan Kürt olunca kayda alıp bir grup “şüpheli” yaratacaksınız, sonra da “neden gittin?” diye soru soracaksınız!
Bir de bu gözaltına alınanlardan 27’si tutuklandı şimdiye kadar; bunların da tutuklama gerekçesi Gösteri Yürüyüşü Kanununa muhalefet, bir de “örgüt propagandası”...
Adet olduğu üzere biri bu gibi toplanmalarda gözaltına alındı mı gerekçe doğal olarak hep bu oluyor, Allah’tan bu kez “örgüt üyesi” denmemiş, suç çeşitlerinden indirime gidilmiş yoksa alınanlar ağırlaştırılmış müebbet hapisle yargılanacaktı!
Halbuki konu başkaydı, barış konuşuluyordu bir yılı aşkın süredir.
Örgüt kendini feshetmişti, silahlar yakılmıştı, ölümler durmuştu.
Örgüt liderine villa hazırlığı yapılıyordu, belki de tamamlanmıştır.
“Öcalan umuda, Ahmetler makama, Demirtaş yuvaya denmişti”
Gerçi Cumhurbaşkanı tüm bu olanlara “stratejik” dedi ama olsun, sonuçta kendini fesheden bir örgütün propagandası nasıl olurdu, bu soru sorulmayacak mıydı?
Bu kadar ciddiye alınmış bir “barış süreci” için böyle düzmece bir uygulama nasıl normal karşılanabilirdi?
Neymiş, birkaç genç ölen örgüt mensuplarının fotoğraflarını taşımışlar!
Ölenin fotoğrafına tahammülünüz yoksa çok merak ediyorum, dirisiyle ne kadar samimi süreç yürütebilirsiniz?
“Newroz’a neden gittin?” diye sormak da ne demek, bu nasıl bir ciddiyet?
Sonra da dönüp “aman süreç zeval görmesin, aman provokasyon olmasın” diyeceksiniz, sürece bundan güzel engel mi olur?
Bu fotoğraflar ileride siyaset sahnesinde yine karşınıza çıkacak; örgütün tamamen ortadan kalktığı, dağların tamamen silahtan arındığı dönemden sonra da bu fotoğraflar meydanlarda yer alacak.
O zaman da şöyle bir süreç mi başlatılacak:
Tüm fotoğrafları yakma süreci...
Yakılmadığı müddetçe de “hukuki adımlar” atılmayacak!
Hoş bu hukuki adımların ne olduğu da hala belli değil ya...!
Bir örgütle çekişerek, sorunu olan kesimle yakınlık kurulamaz.
Bir yanlış anlama varsa o zaman ben düzelteyim; çözmeye çalıştığınız örgüt sorunu değil, Kürt sorunudur, yani 30 milyona yakın bir halkın sorunu.
Örgütün varlığı ya da yokluğu bu sorunu enterese etmez, örgüt çözülür ama sorun yerinde kalır.
Yerinde kalan sorunun, hele bugünkü Ortadoğu şartlarında, nasıl kangrenleşeceği yönünde bir tahmininiz yoksa eğer demek ki tarihten gelen tecrübeler sizi pek ilgilendirmiyor.
De hadi hayırlısı...
Ve tabii ki hayırlı süreçler...























Yorum Yazın