Şahsen MHP çizgisinden ve liderleri Bahçeli’den bir beklentim yoktu ama Abdullah Öcalan’a “Meclis’e gel” deyince herkes gibi ben de bir titreyip kendime geldim! “Bebek katili” dedikleri ve hayat boyu hapse mahkûm edip şeytanlaştırdıkları Öcalan’a şappadak “Meclis’e gel” demek ne ya, çocuk oyunu mu bu?
Şaşırmamak elde mi? Evet, şaşırdım bir an.
“Ne oluyor, ne oluyor?” diye Bahçeli’nin bu sözünden sonra ortalık inledi ya aha ben de bu sebepten bir an kendimi kaybettim, “acaba” demeye başladım. Keşke öyle demeseydim. “Acaba” demek ne ya, bunu demek için ortada bir neden olacak, neden yok ki, huy aynı huy, soy aynı soy!
Yanlış anlaşılmasın; ben silahlar bırakılmasın, barış olmasın, çözüm olmasın, çatışmalar devam etsin diyenlerden biri hiçbir zaman olmadım, şimdi de böyle bir şey düşünmüyorum, ama “Kürtler ölsün” de demiyorum. Siyaset yapmasın, hak talep etmesin, kendini yönetmesin, yaşadıkları sürece onun bunun emrinde köle bir hayat sürsünler de demiyorum, başkası da dememeli. Ama diyorlar; Bahçeli bırakın kendi ülkesindeki Kürt ile barışmayı başka bir ülkedeki Kürt nasıl yok edilir, nasıl ölü bir varlık haline gelir onun çabasında şimdi.
50 yıllık bir kavgadan sonra Kürtler adına kendinde söz söyleme hakkı gören ve belli bir kesimin lider diye gördüğü Abdullah Öcalan’ı Meclise davet eden Devlet Bahçeli tam da “Kürtler ölsün” noktasında bir gayret içinde. Ve böyle bir yaklaşımla Öcalan’ın örgütüne silah bıraktırmak istiyor.
Tabi araya bir tane de “top” sıkıştırdılar bugünlerde… DEM Parti “biz yapacağımızı yaptık, top hükümette” dedi ya, Adalet Bakanı hiç zaman kaybetmeden çok da samimi olmayan ve siyasi ciddiyet içermeyen bir cevap verdi DEM Parti’ye:
“Top oynamıyoruz”
Keşke top oynasalar... Bunlar top oynamayı siyasi ciddiyetsizlikten daha ciddiyetsiz bir iş zannediyorlar. Oysa top oynayanlar gol atıyorlar, gol atmak da o işin gereğidir. Yani sahada toplanan 22 kişi sürekli topu taca atıp gol atmamayı planlamıyor, gol atmak için canı gönülden mücadele ediyor, hatta oyuncular sakatlanmayı bile göze alıyorlar. Öyle ya gol atacak ki maçı kazanabilsin, yoksa o sahaya neden çıkar bir takım!
Şimdi bakıyorsunuz bir devlet 50 yıldır süren bir oyunun finalini yapmak için rakibine karşı topyekûn sahaya çıkmış, ama oynamıyor! Sahanın ortasında, başlama çizgisinde öylece bekliyor. Rakip takım DEM Parti ve Öcalan’a ‘sen oyna’ diyorlar. Öyle oyunun bir tane hakemi falan da yok, hakem de devletin kendisi. Hem hakemi hem oyun oynamayan oyuncusu devlet olan bir oyun yani! Buyurun oyuna… Bir taraf sürekli sahanın başlama çizgisinde beklerse bu maç nasıl bitecek peki?
Sadece bu da değil, sahanın başlama çizgisinde bekleyen devlet bir de İHA’larla sürekli sahanın rakip takımın olduğu tarafa patlayıcı gönderiyor. “Oyna da oyna” der gibi… DEM Parti ise galiba yanlış anlaşıldık gibisinden bu kez durumu idare etmek için halay çekmeye başlıyor. Bu da bir oyun ya… En çok becerdikleri iş! Sahanın bir tarafında barut kokusu ve şarapnel tehlikesi altında zılgıtlar, sloganlar…
Devlet bu “oyunla” güya PKK’yi dağdan indirecek.
Adalet Bakanının “top oynamıyoruz” sözüne sonradan anlam verebildim, hakikaten top oynamıyorlar, sahaya çıkmış, rakibe halay çektiriyorlar.
Önce halay çektiriyorlar, sonra da İmralı ve Kürdistan Bölgesi’ne gönderip fotoğraf çektiriyorlar.
Evet, bakan doğru söylüyor, ortada iki takım yok ve oynanan bir maç da yok! Sadece bir taraf sahada antrenman yapıyor. Teknik direktör de tabii ki devlet, yoksa zannedildiği gibi Öcalan ya da DEM Parti’nin Eş Başkanları falan değil!
PKK şimdi bu tür bir girişimle dağdan indirilmeye çalışılıyor. DEM Parti, Öcalan ve diğer PKK yetkililerini taraf saymadan… Zaten dağlara atılan “teslim olun” bildirileri de bunu gösteriyor.
Doğru, top oynanmıyor, bir taraf teslim olmaya, maçı mağlup olarak kabullenmeye davet ediliyor.
Her tür ciddiyeti tarumar eden şu “top oynama” tartışmasını bir yana bırakıp konuya odaklansanız mı acaba?
Laf kalabalığına boğmadan, insanların duygularıyla oynamadan, rencide etmeden…
Şu kabadayı ruh halinizi biraz erteleseniz mi acaba?
Yoksa bunun için ille de birilerinin üzerinizde uçak uçurması mı gerekiyor?























Yorum Yazın