--°Van
DOLAR47,38
EURO53,95
GRAM6.168
ÇEYREK10.108
Adil Harmancı

Adil Harmancı

Mail: adilharmanci30@gmail.com

Kürt sorunu için kurulan komisyonda Kürtçe konuşamamak!

Çok uzatmayacağım, konuya direkmen gireceğim; Kürt sorununun çözümüyle ilgili Meclis’te kurulan komisyon, 5. toplantıda kendilerine “Barış Anneleri” adını veren savaş mağduru aktivist anneleri dinledi.

İki anne Kürtçe konuşmak istediklerini dile getirdi. DEM Partili komisyon üyesi Meral Danış Beştaş konuşmaları tercüme edeceğini söyledi. Ancak komisyon başkanı Numan Kurtulmuş, tüzük ve resmi dil düzenlemesini gerekçe göstererek konuşmalarına izin vermedi, anneler Türkçe kendilerini izah etmek zorunda kaldılar.

Bu gelişme üzerine çoğumuz yerimizden fırladık: vay sen misin Numan Kurtulmuş bunu yapan, annelere nasıl Kürtçe konuşmayı yasaklarsın, bu nasıl barış komisyonudur, vs...

Ben iki yönüyle bu konuya değinmek istiyorum;

Birincisi; bir kere Kürtçeyi annelere yasaklayan Numan Kurtulmuş değil, yasalardır. Numan Kurtulmuş da diyor zaten Meclis tüzüğü ve resmi dil düzenlemesi var, bunun dışına çıkamam diyor. Çıkamaz zaten, çıkmaması da çok iyi olmuş, çünkü bir kere daha anladık ki ve gördük ki yüz yılı aşkın süredir bu ülkede yaşayan milyonlar kendi ana dillerini kullanamıyorlar. Ana dilleri çıkarılan hedef ve de özel yasalarla yasaklanmış!

İkincisi; çözüm ve barış konuşulacaksa işte tam da bu noktadan başlanmalı. Milyonların konuştuğu bir dil olan Kürtçe üzerindeki bu yasakların kaldırılması ilk yapılması gereken işlerden. Aslında önce bu yasağı kaldırıp sonra Kürt anneleri çağıracaklardı.

Peki, neden önce Kürtçe önündeki resmi engeller kaldırılmalı?

İşte görüyorsunuz, dengeyi tamamen bozuyor çünkü, barış kardeşlik konuşacaklar, biri diğerine halen sen anadilinden konuşma diyor. Yasaları hatırlatıp anadilinden konuşma benim dilimden konuş, çünkü benim dilim resmi, seninki ise gayrı resmi diyor. O nedenle yapılacak ilk iş Kürtçe üzerindeki resmi engellere son verilmesidir.

Zaten dağa çıkma kökeninde dil ve kimlik üzerindeki yasaklar yatmıyor mu? Dil ve kimlik üzerinde “kırmızı çizgi” babından radikal yasaklar olmasa belki Kürt sorunuyla ilgili diğer detaylar için kimsenin aklına silah gelmezdi. Ama burada açıkça, var olan bir halkı kalem marifetiyle kağıt üzerinde yok yazma eylemi var, gençleri dağa yönlendiren bu eylemdir, barış ve kardeşlik konuşuluyorken bu eylemin son bulması gerekmiyor mu?

Herhangi bir dünya ülkesinde olsa, Avrupa falan demiyorum, herhangi bir dünya ülkesinde olsa bir Kürt o ülke Meclisindeki bir toplantıda anadilinden konuşmak istediğini söylese tercüman marifetiyle dinlenirdi. Yasak demezlerdi. Eminim ki bu aralar Suriye de yasak demez.

Peki neden Türkiye’deki yasalar Kürtlerle ilgili bu kadar katı?

Eğer bu komisyon iş yapacaksa, gerçekten hayırlı ve de işe yarar bir noktaya taşıyacaksa süreci, bu soruya cevap olarak bu yasal katılığı gündemine almalı. Bu komisyon Kürtleri dağa kaldıran yasaları, yasakları da konuşmalı. Bunu yapmalı ki biz de hakkaniyetli bir iş yapıldığı inancıyla rahat bir nefes alalım.

Çünkü siz bunu yaptığınızda aslında silahları yok etmek üzere yol almış oluyorsunuz, gençlerin elindeki silahı gerçek anlamda bu şekilde alırsınız, ama bunu yapmadığınızda sadece şu anda dağda var olan silahları toplama hedefli bir görüntü verdiğinizde, topluma silahsız bir gelecek umudu sağlamamış oluyorsunuz.

Elbette ki yüz yıllık bu sorunla ilgili komisyonun elinin o kadar da güçlü olmadığı aşikar. Komisyon konuşmak için en basit ve en kabul görür bir sıralamayı tercih edecektir ancak yüz yıldır da radikalleştirilen, cam inceliğinde kırılgan hale getirilen tolumun da ağır ağır bu sürece alıştırılması, bunun için de bazen listenin dışına çıkılması gerekir. Bu söylemle de olur, eylemle de...

Yıllardır ekilen kin tohumları nedeniyle patlamaya hazır hale getirilen toplumu sakinleştirme adına eski söylemleri tekrar etmek, sanırım bazı gerçekleri ifade etmekten daha az tehlikeli değildir. Çünkü siz eski söylemlerde dönüp dolaştıkça almak istediğiniz yolda da dönüp dolaşırsınız ve aynı noktaya çıkarsınız.

Sonuç karşınıza çözüm değil, çözümsüzlük olarak çıkar.

 

 

 

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar