PKK silah bırakıp fesih kararı aldığına göre, 40 yılı aşkındır devlet tarafından “güvenlik” amacıyla alınan bazı önlemler de gözden geçirilmelidir.
Bunlardan biri de bundan böyle en küçük bir rolünden ve güvenlikle ilgili en küçük bir katkısından söz edemeyeceğimiz koruculuktur.
Adeta bir ordu sayısına ulaşan korucular ekonomiye sadece fazladan yüktür.
Bu yükün belgesi şöyledir;
Bazı ailelerde tüm bireyler korucu olarak gözüküyor. Kadınlar, erkekler, çocuk yaştakiler, daha yaşlıca olanlar, gelin, kaynana herkes…
Ve bu herkes silahları duvara asılı bir şekilde devletten maaş alıyor.
Ve bu herkes asalak bir yaşama alışmış halde hayvan beslemiyor, ekip biçmiyor, bunları yapmak isteyen ve şimdiye kadar göçertilmiş ama geri dönmek isteyen köylülere de yaptırmıyor.
Yani çoğu yerde korucuların korkusundan köylüler evlerine geri dönemiyor. Hâlbuki göçertilen, yakıp yıkılan köyler yeniden canlılık kazansa, insanlar evlerine dönebilse, bu bölgede tarım ve hayvancılığın yeniden canlanması demektir. Koruculuk sistemi dün olduğu gibi bugün de bu duruma engeldir.
Ayrıca kâğıt üstünde köyde korucu olarak gözükenlerin büyük bir bölümü şehirlerde yaşıyor. İş kurmuşlar, evleri, arabaları var, ekstradan devletten maaş alıyorlar, öyle operasyonlara falan gittikleri de yok! Zaten yıllardır operasyon gerektirecek bir durum da olmadı. Dağa giden de piknik için gidiyor!
Diğer yandan devletten yetki alan korucular kendilerini ayrıcalıklı sınıf gibi görüyor. Devletin ruhsatlı memurları sıfatıyla herkesin elinde bir silah etrafa caka satıyor. Korucuya laf söylemek “devletin güvenlik güçlerine mukavemet” sayılıyor. Bu da korucuların kendini nasıl toplumun üstünde gördüğünün ve toplumla yaşadıkları çelişkinin belgesi…
Bir diğer belge ise, koruculuk zırhı aynı zamanda onlara suç işletiyor. Şimdiye kadar çok sayıda bireysel, aşiretsel ya da ailesel olaylarda koruculuk silahı kullanılmış, cinayetler işlenmiş, yaralananlar olmuş ve bunlar yargıya yansımıştır. Korucuların bu zırhı üzerlerinde taşıdığı sürece bundan böyle de bu gibi suçlara bulaşacakları ve ortamı terörize edecekleri muhakkaktır.
Geçmişte korucuların büyük bir kısmının silah ve uyuşturucu ticaretine bulaştığı yine mahkeme tutanaklarında vardır. Bu tutanakları internet ortamında bile görmek mümkündür. Koruculuk zırhı bundan böyle de bu insanlara rahatlıkla benzer suçlar işletecektir.
Koruculuk sisteminin tüm bu kusurları ortada iken, lağvetmeyip devamından yana tutum almak ekonomik, siyasal ve sosyal problemlerini çözmeye çalışan bir devletin tercih edeceği bir tutum olmasa gerek.
PKK’nin silah bırakmasıyla birlikte nasıl ki genel gidişatta bir rahatlama yaşanacaksa koruculuğun kaldırılmasıyla da kırsal alanlarda, ekonominin can damarı topraklarda benzer bir rahatlama yaşanacak ve insanlar yeniden köylü olmaya itibar edecektir. Unutulmasın, bölge toprağının büyük bir kısmı koruculuk dayatması yüzünden yıllardır boş ve işlevsiz duruyor. Şehir hayatını düzene sokmak isteyen devlet kırsalı da düşünmek zorundadır.
Sadece bu da değil, yıllardır asalak bir yaşama mahkûm olan korucular, bazı olanaklar seferber edilerek yeniden üretici konumuna getirilebilir. Ayrıca korucularla ilgili bölgede de bir barış durumu söz konusu, kendi komşusuyla, köylüsüyle, başka ailelerle sorun yaşayan korucular ile bu kesimler arasında da bu vesileyle bir uzlaşma ve yakınlaşma ortamı sağlanabilir.
Koruculuk uygulaması ile birlikte her tepeye kurulan karakollar da gözden ırak tutulamaz. Korucuların da nöbet tuttuğu o karakollara günlük yapılan harcamalar halen ekonomiye fazladan bir yüktür.
Kısacası toplumsal barış sağlanacaksa ülkenin doğusu da batısı gibi yönetilmelidir. Güvenlik sadece doğuya mahsus ele alınmamalıdır.
Batıda karakollar nasıl bir düzende ise doğuda da öyle olmalıdır. Koruculuk batıda yoksa doğuda da olmamalıdır. Yol kontrol noktaları, şehirlerin giriş çıkış denetimleri her yerde aynı olmalıdır. İstanbul’da şehrin girişinde 7/24 kimlik denetimleri yoksa Hakkâri’de, Van’da, Mardin’de de olmamalıdır. “Terör bölgesi” sözcüğü beyinlerden silinmelidir.
Sıkıyönetim ve OHAL uygulamaları bölge illerinin kaderi haline getirilmemelidir.
İkide bir yayla mera yasağı ilan edilmemelidir. Valilikler, şu bölgeye girilir, şu bölgeye girilmez muhasebesi peşinde koşmamalı 24 saat. Dağlar ve kırlar rahat bırakılmalı. Yıllardır silah sesinden, tank, uçak ve helikopter sesinden kuşlar bile rahat yuva yapamaz oldu.
PKK silah bıraktıktan sonra bazı adımların atılacağından söz ediliyor ya işte size zahmetsiz, üstelik topluma, çevreye ve ekonomiye faydalı adımlar…























Yorum Yazın