Sağ cenah bireyinin bilgi birikiminden uzaklığı ve bilgiden uzak bir toplumun kurgulanması idealizmin gereğidir. Gelin görün ki Sol platform için aynı şeyi söyleyemeyiz. Birisi planlı var edilen ve yanlış olan ideolojisi için uğraş verirken, diğeri ideolojiyi bir yaşam biçimi kabullenir ve bir yaşam mücadelesi verir.
O halde soralım şimdi: Kaçımız yaşam şekli olarak kabullendiğimiz ideolojinin tanımını yapabiliyor, tanımı çözümleyebiliyor ve tanımın içeriği uğruna ciddi bir mücadele verebiliyoruz?
İşte bütün mesele burada!
Bilmiyoruz ama biliyor gibi davranıyor, zamanın modası olan parka giyer gibi giyiniyor ve kalın bıyıklarımızla ağzımızı kamufle ediyoruz.
Tarihsel materyalizmin aydınlığında toplumsal yapı incelenecek olursa, temel ekonomik yapı, bu yapının üstünde, siyasal yapıya dayanan toplumsal ve en sonunda ideolojik yapı görülecektir.
İdeoloji; ahlak, din, bilim, şiir, sanat, edebiyat gibi bütün olguları içine alır.
O halde düşüncelerimiz olguların yansımasıyla şekillenir.
Diğer bir deyişle ideolojiyi açıklayan olgu, sınıfların kendilerini ortaya koydukları toplumsal çevre, toplumsal ortamdır. O halde üst yapı alt yapının yansımasıdır. Yansımada alt yapıyı belirleyen üretim gücü kimin elindeyse ideoloji de onun elinde ve hizmetindedir.
Yaşam koşullarının bir yansıması olan ideoloji, kaderin bir yansıması yapılmak istenir. Çünkü üst yapının kalıcılığı, oluşturulan ideolojinin kalıcılığıyla orantılıdır. O halde üst yapı için oluşturulan bu ideolojinin alt katmana aktarılması gerekir.
Nasıl ve ne ile?
Tabiî ki politika ve eğitimle!
Devletler, yanlış bir bilinci, sömürünün devamı adına, hükmettiği katman üzerindeki gelişimi için her şeyi yapar.
Hedef, idealist yanlışlığı, sömürüye hizmet adına, eğitim ve öğretim yoluyla aktarmadır.
Kitle bireylerinin taşra kültürüne sahip olması, propaganda, basın ve denetim altında tutulan sosyal medya, üst yapıyı hedefine ulaştırır. Bu çalışmalar zaman zaman entelektüel insanın bile bilincini bozar! Öyleyse bilime inançlı eğitimciye düşen bir görev olmalıdır. Eğitimci, eli silahlı gibi lanse edilen bir militan değil, eli kalemli toplumcu gerçekçi biri olmalıdır!
Doğru bilincin kazanımı, aydın bir tavırla yanlış bilinci yıkmakla olasıdır.
Kuşkusuz yazar ve düşünürlere, eğitimcilerden daha çok iş düşmektedir. Bugün sosyal medyadaki sanatsal veriler, ideolojiyi yaymada en etkili olgu konumuna gelmiştir. O halde yazmak, çizmek, seslendirmek… gerek.
Madımak'ta katledilen sanatçıları yad ederek bir haiku ile yazıyı noktalayalım:
El ele verin
Halay çekmek güzeldir
Ölüm çok kötü!























Yorum Yazın