--°Van
DOLAR47,38
EURO53,95
GRAM6.168
ÇEYREK10.108
Adil Harmancı

Adil Harmancı

Mail: adilharmanci30@gmail.com

Herkese mubah olan Kürtlere neden günah?

Dünyada şu anda geçerli olan sistem “devletler” şeklindedir. Yönetim biçimleri farklı olan iki yüzün üzerinde devlet mevcuttur.

Devlet; özellikle dil, kimlik ve kültür farkı, kimi yerde inanç farklılıklarına dayalı kurulmuştur.

Kimi devletler çok kimlikli, çok dilli, çok inançlıdır. Bu yasalarına da yansımıştır. Kimi devletler çok kimlikli, çok dilli, çok inançlı olmasına rağmen tek kimlik üzerine kuruludur. Türkiye, bu örneklerden biridir.

Birinci ve ikinci dünya savaşı dünya gezegenini paylaşma savaşlarıdır. Bu savaşların sonucunda kimi devletler toprak bakımından daha genişlemiş, kimi devletler ise daha da daralmıştır.

Bazı dil, kimlik ve kültürler ise devlet kuramamışlardır.

İşte bunlardan biri de Kürtlerdir.

Kürtler, ayrı dilleri, kimlikleri, kültürleri, tarih ve toprak bütünlükleriyle yoğun olarak İran, Irak, Suriye ve Türkiye’de yaşamaktadırlar. Haritada aynı noktada buluşuyorlar. Genel nüfusları kimi kaynaklara göre 50 milyon, kimi kaynaklara göre ise, 70 milyondur. Ama bir devletleri yoktur.

Sık sık tartışma konusu edilir ve çokça soru sorulur; Kürtlerin devlet kurma hakkı var mıdır? Kürtlerin bir devlete ihtiyacı var mıdır? Devletsiz yaşanamaz mı?

Yakın tarihe baktığımız zaman Suriye’de devlete ait bir kimlikleri yoktu. Türkiye’de son yıllara kadar Kürtçe konuşmaları yasaktı. Irak’ta özerklik taleplerine Halepçe katliamı ile cevap verildi. İran’da ise Çarçıra meydanında liderleri idam edilip bir yıllık cumhuriyetleri Sovyetlerin de eliyle yıkıldı.

Şimdiki durum ise, Suriye’de geçici hükümetle statü arayışı içindeler. Irak’ta federasyon halindeler ama pamuk ipliğine bağlı bir durum, her şey ABD’nin insafı dâhilinde. İran’da sesini çıkaran idam ediliyor. Dağlarda silahlı olanları da var, İsrail-İran savaşı ile kendilerine bir alan açılması umudu taşıyorlar. Türkiye’de ise, dilleri serbest ile yasak arasında… Meclis kürsüsünde “roj baş-günaydın” bile diyemiyorlar, yasak! PKK’nin varlığı nedeniyle belediye başkanları iki ay görevde kalamıyor, kayyım atanıyor, milletvekilleri adliye ile cezaevi arasında turluyor.

Tüm bunları alt alta yazdığımız zaman Kürtlerin bir devlete ihtiyacı var mı yok mu, rahatlıkla anlaşılır.

Peki, Kürtler adına siyaset yapanlar ne yapıyor?

İşte bunlardan biri PKK…

Kürtlere bir statü diye dağlara çıkan PKK, 50 sene sonra statüye gerek olmadığı noktasına gelmiş durumda. Silah bıraktığını ve kendini fesih ettiğini açıkladı.

Suriye’de PYD ile ENKS birlikte bir toplantı düzenlemek için IŞİD’in her ikisine aynı anda saldırı düzenlemesi gerekiyor, yoksa kolayca bir araya gelmezler. Peki, bir araya gelip bir statü elde etmeleri mümkün mü? Genel gelişmelere baktığımızda hem mümkün hem değil…

Irak’ta Bağdat giderek mızıkçılık ediyor. Referanduma hışımla karşı çıkan ABD konu dışında kaldıkça federasyonla vardıkları anlaşmaları bir bir çiğniyorlar. KDP ve YNK halen tarih öncesi kişisel hesaplar peşinde… Erbil ve Süleymaniye bu aralar pek rahat değil.

İran, dediğim gibi İsrail’in elde edeceği sonuca bağlı bir şey. Kürt partiler “ayaklanma” açıklamalarıyla yetiniyorlar şimdilik.

Bu savaş sonrasında İran’da yönetim değişir, Kürtler idam sehpasından iner mi bilinmez, ama genelde baktığımızda Kürtlerin baskıdan çıkması için yeni bir dile yeni bir söyleme ihtiyaçları var.

Kürt siyasetçiler “istemezük” modundan çıkıp bu yeni dil ve yeni söyleme cesaret eder mi, hep birlikte göreceğiz.

“Herkese mubah olan Kürtlere neden günah?” diye bir soru üretilir umarım.

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar