DEM Parti “Öcalan’a özgürlük” diye miting yapacak Diyarbakır’da. Peşinen söyleyeyim yanlış. Miting, yürüyüş, bağırış, çağırış bunların tamamı yanlış bu aşamada.
Neden?
Çünkü herkesi umutlandırarak Meclis ile İmralı arasında gelip gidiyorsunuz, MHP’sinden CHP’sine tokalaşıyorsunuz, kürsüde “Öcalan’a umut hakkı” diye sözünüzü söylüyorsunuz, komisyon var, netleşmeyen görüşmeler, çalışmalar var, buradan daha bir sonuç çıkmadan miting düzenliyorsunuz.
Üstelik işin muhatabı siz değilken, adına miting düzenleyeceğiniz asıl muhatap Öcalan halinden memnunken, böyle bir talebi yokken, süreçle ilgili kullandığı ifadeler ortada iken bu neyin mitingi diye sormaz mı insanlar?
“Çözüm yeri Meclis” diyorsunuz ya, buyrun Meclis Ankara’da, Diyarbakır’da değil...
Yoksa “Bu Meclis görüşmelerinden bir şey çıkmaz?” diye bir endişeniz mi var da böyle bir mitinge ihtiyaç duyuyorsunuz?
O zaman açık açık söyleyeceksiniz: “Bizim Meclis’te sesimiz anlaşılmıyor, size geldik ey halkımız”
Kusura bakmayın ama tutarlı olmak önemlidir böyle zor konularda.
***
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’un, dünkü Pazar yazısını okudum, şöyle bir sonuç çıkıyordu söylediklerinden:
“Şimdi demokrasi-memokrasi istemeyin, PKK’yi kökten hal edelim, diğer talepleri sonra konuşuruz”
Aslında bu bir genel yaklaşımdır. Bahçeli’sinden Erdoğan’ına Meclis’teki tüm siyasi partilerin gözü PKK’nin ne zaman silahıyla, militanıyla, yönetici kadrosuyla, hatta sempatizan kitlesiyle birlikte tarihe karışacağıdır.
PKK tarihe karışacak, ondan sonra “demokrasi-memokrasi” konuşulacakmış!
Peki, PKK’nin tarihe karışması tartışılıp konuşulurken, yasalar hazır edilirken, aynı zamanda PKK’yi dağa yollayan nedenler konuşulamaz mı?
Geçtim dili, kimliği, yerel yönetimi, statü tartışmasını, Öcalan’ın zamanında neden dağa çıktığına dair bir iki cümle edilmeyecek mi?
Yoksa o cümleler, “kandırılmıştı” şeklinde olacak da Öcalan ve DEM Parti gocunacağı için mi edilmiyor.
Belki her şey konuşulmayabilir, o her şey için yasal düzenlemeye gidilmeyebilir, ama PKK silah bırakırken, kendini feshederken böyle bir örgütün ortaya çıkış nedenlerinden birkaçına da en azından vurgu yapılabilir.
Zaten eğer hakikaten ileride “kardeşiz-bütünüz-toptan Türk’üz” demeyip Kürtler konusunu bağımsız bir şekilde ele alıp çözüme dair konuşma niyetiniz var ise şimdiden dağa çıkış nedenlerini kamuoyuna hatırlatmanız elinizi güçlendirecektir.
Ama bunu yapmıyorsanız demek ki niyet farklı. Evet, bu bir tereddüt. Ve bu tereddüdün var olduğunu birçok şirketin araştırma sonuçlarından da anlıyoruz. İnsanlar süreç sürsün istiyor, ama olup bitenlere baktığında da olumlu sonuçlanacağına inanmıyor.
Belki de bu nedenle PKK geriye kalan silahları bırakmıyor.
Belki bu nedenle DEM Parti Meclis yerine Diyarbakır’ın yolunu tutuyor.
Belki bu nedenle Hakan Fidan dünyanın merkezini Şam zannediyor.
Yaşar Güler’in 80’lerden kalma sözleri belki bu nedenledir.
Sözün kısası;
Türkiye gündemini yüz yıldır terk etmeyen, bazen ekonomik iflasın eşiğine getiren, bazen darbelere sebep olan bir sorun tartışılıyorsa şimdi Meclis’te, miting düzenlemek ile talep dile getirmeyi yasaklamak aynı kategoridedir.
Ne miting düzenlenmeli ne de sözün önü kesilmeli.
Bu yapılmayacaksa niyetler açıkça söylenmeli.
Aksi halde, yakın günlerde “Toplandık, şimdi de dağılıyoruz” demek, bu zikzaklı sözlerden, çok başlı açıklamalardan, sürekli niyet gizlemekten, mitingden, yürüyüşten daha mantıklı hale gelebilir.























Yorum Yazın