Bazen eski yazıları yeniden yayınlamak işe yararar kanısını taşıyorum. Bence bu yazı da yeniden hatırlanmalı. "7 sene sonra ne kadar değiştik?" sorusuna binaen...
2019'da yazdığım bir makale...
"Eksiklerimiz var, nasıl tamamlarız..?
Yaptıklarını beğenmediğiniz birine; “yahu ne biçim insansın!” demek ayrı, yaptıklarını düzeltmesi için yol gösterici birkaç söz etmeniz ayrı.
Şunu demek istiyorum;
İyilik ise amacınız, yardımcı olmaksa niyetiniz, yok etmek değil, düzeltmek olmalı hedefiniz…
Küçük küçük örneklerle Van’daki bazı gerçeklerimizden söz edelim…
31 Mart yerel seçimlerinde Erciş Belediye başkanlığına aday olan biri sosyal medya hesabı üzerinden şimdiki belediye yönetimini eleştiriyor:
“Neredesiniz ey yöneticiler, mahallelere otobüs yok, servis yok…”
Altına biri yorum yazıyor:
“Daha önce kayyum vardı, ona sor!”
Bu yorum yapan kişi, belediye başkanlığına aday olanın, kayyuma yakın biri olduğunu düşünerek bu yorumu yapıyor tabi…
Şimdi yorum yapanı geçtik, hakikaten ilçeye otobüs, servis nasıl sağlanır aday başta olmak üzere bunu düşünmek, çözüm söylemek, hepimizin görevi olmalı, evet, çözüm söylemek, acı söz değil…
O nedenle aday ve biz; otobüs ve servis nasıl bulunur, nasıl sağlanır bunu bir ipucu olarak yetkiliye anlatmalıyız, otobüs yoksa eksikliktir, ama bunu nasıl sağlarız hedef bu olursa iyi niyetliyiz demektir…
Şu kayyum meselesi..!
Şu andaki belediye yöneticilerinin bazı toplantı sohbetleri basına yansıyor, döne dolaşa “kayyum” yönetiminden yakınıyorlar, yakının, eyvallah, yakınma da demiyorum, ama bunu bir kez söyledikten sonra ikinci kez tekrarlamayın, ikincisinde kayyumun yapmadığını yapın, alın size en iyi cevap!
Çevreyi kirletme meselesi…
Mahalleye giden otobüsteyiz, mağazanın önündeki çalışandan aldığı reklam broşürünü iyice buruşturduktan sonra otobüsün camından sokağa attı yanımda oturan kişi, üstüne de şöyle dedi:
“Çöpçüler de kazansın!”
Galiba şöyle düşünüyordu:
“Her çöpe sallanan süpürge, çöpçüye para kazandırıyor”
“Kazanmıyor, eziyet çekiyor!” desem de pek oralı olmadı, “ha ha” demekten başka.
Bir süre sonra da, mezarlığın önünden geçerken, aynı kişinin aniden ellerini kaldırarak dua etmeye başlaması ile sokağa çöp fırlatması arasındaki bağıntıyı düşünmek zorunda kaldım bu kez; demek ki “temizlik imandandır” sözünü, temizlik insandadır diye düzeltmek gerekiyor dedim kendi kendime.
Demek ki mezarlığın önünden geçerken dua gerekliliği kadar, eldeki çöpü sokağa atmama gerekliliği de hükmetse beynimize, ortada kirlilik sorunumuz kalmaz.
Göl kirlenmesi…
Anladım ki gölü şu aralar en fazla kirletenler, tekne ile Akdamar’a seyahat edenler…
İçtiği suyun petini göle atanlar, elindeki her bir yiyeceğin fazlasını atanlar, “gel teskere gel” kıvamında şapka fırlatanlar, gizliden çorap, mendil, bez sarkıtanlar…
Bir uyaran olmayınca tabi olacak bunlar.
Bindiğimiz bir teknede gördüklerimize şöyle çözüm buluyoruz bir öğretmenle:
“Tekne kaptanı önceden yolcuyu uyarmalı, sırf bunun için görevliler olmalı tekne içinde…”
Olur mu sizce?
Gayret edilse, ilgi duyulsa neden olmasın!
Ama biz kıyıda “Van Gölü kirlenmesin” diye kendimizi paralarken, içinde yaşanan böyle de bir gerçek var.
İşte buna, “yetkililerin bilgisine” diyelim, çözüm önerimiz de bu, teknede özel bir görevli olsun, önlem alınırsa iyi olur.
Belki bir başka yazıda daha farklı örnekler veririm, ama sorunlarımız olduğunda, eksiklerimiz olduğunda, bunu sadece bir şikâyet olarak değil de, çözümünü de ekleyerek dile getirirsek çok daha iyi olacak diye düşünüyorum.
Birbirimizin fikirlerine katılmayabiliriz, ayrı evlerden, ayrı işyerlerinden güne başlıyor olabiliriz, ama ortak bir zeminde, ortak bir gök altında, ortak bir havayı solurken, “kin” yerine, iyi niyeti, samimiyeti, yardımlaşmayı esas alırsak sanırım çok daha iyi bir ruh hali olur!
Bu aynı zamanda sorunlarımızı da el birliğiyle çözmeye de vesile olur."























Yorum Yazın