--°Van
DOLAR47,38
EURO53,95
GRAM6.168
ÇEYREK10.108
Adil Harmancı

Adil Harmancı

Mail: adilharmanci30@gmail.com

Devlet Öcalan’la değil fotoğraflarıyla kavgalı!

MHP lideri Devlet Bahçeli tarafından "kurucu önder" olarak ilan edilen ve Meclis'e davet edilen Öcalan ile devletin görünürde hiçbir problemi yok ama fotoğraflarıyla var!

Öcalan’ın düşünce arkadaşlarından Veysi Aktaş, Öcalan’ın doğum yıl dönümü nedeniyle doğduğu evde yapılan etkinlikte güvenlik güçlerinin fotoğraf ve pankartlara izin vermemesini eleştirdi; “Sürecin ruhuna uygun değil” dedi.

Aktaş, bu aralar Öcalan için “kurucu önder” sıfatı kullanıldığını da hatırlattı!

1993 yılından bu yana PKK-Devlet kapışmasında yaşanan gariplikleri yazıyorum. En sonunda tüm bu gariplikleri “Dağ Boş Hafıza Dolu” isimli romanımda bir araya getirdim.

Sayın Aktaş’ın da devletin Öcalan’a ve fotoğraflarına çok bayıldığını düşünen herkesin de bu romanı okumasını isterim.

Romanı anlatacak değilim, okur, içindekini görürsünüz; ama şunu bilmenizi isterim ki devlet ne Öcalan’a ne de fotoğraflarına bayılmıyor, nasıl kullanırım diye çeşitli planlar yapıyor, hepsi bu.

2013 yılında, birinci açılım sürecinde MİT tarafından çekilen Öcalan fotoğrafları dışarıda gençlerin eline geçince pek bir sevinmişlerdi; “Elimize yasal fotoğraflar geçti, hazır görüşmeler de var, polis bize artık bir şey demez” diye düşünen gençlerin bu sevinci sokağa çıktıklarında kursaklarında kalmıştı. Çünkü polis üzerinden saniyeler geçmeden “hooop gençler o fotoğraflar yasak” diyerek hepsine el koymuş, direnen sırtına jopu, yüzüne de biber gazını yemiş, daha fazla direnen ise gözaltına alınmış ve hatta “örgüt propagandasından” tutuklanmıştı. Öcalan'ın doğum yıl dönümünde, köyünde yaşananlar o gün yaşananlardan farklı değildi.

2013 yılında Veysi Aktaş muhtemelen uzakta olduğu için çocukların başaına gelenleri duymamış olacak ki Öcalan’ın doğum gününde birebir gördüklerine şaşırmış ve isyan etmiş!  

Şu Ortadoğu’nun göbeğine oturan devletsiz Kürtlerle ilgili bazılarının halen ısrar ettiği bir yanlış düşünce tarzı var; güzel sözler edilirse, bazı haklardan feragat edilirse, çay kahve ikram edilirse, sorun kendiliğinden çözülür!

Büyük yanılgı. Çözülmez. Aksine, daha da renksizleşir.

Yakın tarih belgesi gösterdi ki mesele haklardan feragat etme, çay kahve meselesi değil; lakin Öcalan Kürtler adına tüm kültüralist taleplerden vazgeçtiğini beyan etmişti. Oturup çay kahve de içilmişti. Hatta Meclis’e davet edilmiş, “kurucu önder” diye hitap edilmişti.

Ama tüm bunlara rağmen doğum gününde fotoğraflarına tahammül edilmedi. Bu olup bitenlerle ilgili bir gösterge değil mi?

Dediğim gibi siz yine de Dağ Boş Hafıza Dolu romanını okumayı deneyin.

Peki, temel haklardan vazgeçmek bile ikna edemiyorsa, çay kahve işe yaramıyorsa öyle ise nedir devleti bu kadar ürküten şey?

Ben size açık söyleyeyim:

Kürt olmak.

Devleti ürküten Kürt olmanız; bu sadece Türkiye için geçerli değil Irak, İran, Suriye’de de durum aynıdır. Hatta Rusya’da, Ermenistan’da da durum böyledir.

Devletsiz Kürt olmanın bir devlete göre şöyle tehlikeleri var; ileride toprak talebinde bulunacaklar! Yer kapacaklar!

Kim lafı nereye çekerse çeksin, nasıl uyduruk cümlelerle meseleyi gizlemeye çalışırsa çalışsın, temel korku budur. Toprak kaptırma korkusu...

Bu öyle yabana atılacak bir korku da değildir hani, bu devletler bence topraklarını koruma konusunda çok da haklılar, dünyada işler böyle yürüyor çünkü, herkes eldeki toprağı koruyor. Gezegendeki yaşam alanı toprak, gerçek bu.

Peki, bu gerçeği Kürtler adına siyaset yapanlar görmüyor mu? Görüyorlarsa ne diye doğru konuşmuyorlar: “Bizim de biraz toprak talebimiz var, bu gezegende biraz toprak bizim de hakkımız” diyemiyorlar?

Bunun cevabı da kolay;

Çünkü güçleri bunu ifade etmeye yetmiyor. Her yolu deniyorlar, sonunda yeniliyorlar. Yenilginin ucu göründüğü anda da “barış, kardeşlik, birliktelik, demokratiklik” teorilerine başvuruyorlar.

Bugün gelinen nokta bundan başka bir şey değil. Çaresizlik, garip teoriler üretmeye devam ediyor:

Bu seferki teori “Demokratikleşme”

Kelime anlamı güzel ama ya pratiği; halen bir fotoğrafın sorgulandığı bir yerde “demokratikleşmek” ne kadar mümkün?

Yıllar öncesinden gelen bu fotoğraf sendromu halen bugünün sorusu ise hakikaten siz neyin arayışındasınız, neyi murat ediyorsunuz?

Doğru bir cümle birçok gediği kapatır aslında ama bunu da ifade edebilecek bir irade lazım.

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar