--°Van
DOLAR47,38
EURO53,95
GRAM6.168
ÇEYREK10.108
Sinan Çiftyürek

Sinan Çiftyürek

Mail:

-Batı Hegemonyasına Karşı-

 

 Fransız İhtilali Aydınlanma hareketinin nihai sonucuydu. Her türlü premodern kurum ve yapıya kin kusan ve saltık bir özgürlük arayan Avrupa burjuvazisinin idealleri bu ihtilalle bir bedene kavuştu. Eşitlik, özgürlük ve kardeşlik isteyen Aydınlanmacılık ilk bedenleştiği andan itibaren bu ideallerin tam tersini tatbik etmeye girişti. Bu ihtilalin ideolojisi olan Modernizm yayıldığı her yerde alt kesimleri özgürlük vaadiyle sömüren üst sınıflar ve bu üst sınıfların koruyuculuğunu üstlenen merkeziyetçi devletler doğurdu.

 Aydınlanmacılık Skolastizmin tinselciliğine karşı Descartes düalizminden temel alan maddeci bir paradigmaya dayanıyordu. İnsandan tüm tinsel kabiliyetlerini alıp onu akıl ve bedene indirgeyen Aydınlanmacılar pragmatik bir düzen kurdular. Bu ideolojinin ekonomik kanadı olan Kapitalizm girdiği her yerde piyasa toplumları kurdu. İnsanı niceliğe indirgeyen bu dünya görüşü lüksü ve tüketimi nicel olarak artırmayı ilerleme saydı. Dünya tarihini de ilerlemeci bir evrimcilikle inceleyen bu ideoloji insanlığın sürekli bir ilerleme içinde olduğu gibi son derece tek düze ve tehlikeli bir fikri tüm akademinin, eğitimin ve bilginin temeline yerleştirdi.

 Geldiğimiz noktada Modern-Liberal-Kapitalist hegemonya iletişim ve ulaşımı küresel bir hale getirerek Adem-i Merkeziyetçi idealini “Küreselleşme” adı altında bayraklaştırdı. Küreselleşme görünüşte insanlığın arasındaki duvarları yıkıp insanları yakınlaştırmış ve sosyalleştirmişse de gerçekte her şeyi piyasaya ve tüketime indirgeyerek ve insanlar arasındaki arkaik-samimi dayanışmayı yıkarak milyarlarca insanla dolu bir dünyada herkesi yalnızlaştırdı. Artık yalnızlaşan bireyin tek ilkesi hedonizmdir. Hedonist birey üst sınıflar gibi yaşayıp sürekli tüketmeyi ve dolayısıyla sürekli olarak piyasanın gözetiminde kalmayı özgürlük ve hakiki insanca yaşam sanmaktadır.

 İki yüz yıllık Batı hegemonya kendisini “Bilimsel Kesinlik”le temellendirmektedir. Oysa Post-Pozitivist düşünürlerin gösterdiği gibi kültürel bir öğe ve bir insan uğraşı olarak bilim kesinlikli değil paradigmatiktir. Kaldı ki bilim ve teknoloji insan hayatını mutlak anlamda kolaylaştırmamış ve insanı daha sağlıklı kılmamıştır. Aksine bugün psikolojik bozukluklar küreselleşmiş, iklim bozulmuş, tedavi edilemeyen hastalıklar çoğalmış ve dünya kimyasal bir erozyona uğramıştır. Ayrıca insanlık her an çok yıkıcı silahların tehdidi altındadır.

 Bugün artık Batı hegemonyasının insanı ahlaki, biyolojik, düşünsel vb. yönlerden ve dahası her yönden nasıl yozlaştırdığını görüyoruz. Küreselleşen medya her an insanlığı düşünsel olarak manipüle etmekte ve neyin yalan neyin gerçek olduğu bile göreceli hale gelmektedir. Dolayısıyla Modernizmin özgürlük, eşitlik, kardeşlik, dayanışma ve kesinlik gibi temel iddiaları çoğunlukla çürümüştür. Artık yapmamız gereken bu yozlaştırıcı hegemonyaya son vermek için bu yöndeki eleştiri ve eylemlerimizi artırmak ve Batı dışında daha insani kültür ve medeniyetlerin bulunduğunu insanlığa göstermektir.

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar