Ali Acar

Ali Acar

Mail: a.acar@vanmed.net

Ankara’daki HDP Ankara’ya yürüyecek!

HDP önceki gün Ankara’ya yürüme kararı aldı, eş başkanlar açıkladı bu kararı. Alınan karara göre, bir grup HDP’li Hakkari’den, bir grup HDP’li de Edirne’den Ankara’ya doğru yürüyüş eylemi gerçekleştirecek. Yürüyüşün amacı, parti hakkındaki “terör” suçlamalarına tepki göstermek, parti yöneticilerine yönelik “baskılarla” ilgili kamuoyunun dikkatini çekmek ve insanları ikna etmek, vs... Ne hazin değil mi, önce Kürt halkının, sonra da memleketteki tüm “halkların” hakları için mücadeleye koyulan ve Ankara’nın yolunu tutan HDP, şimdi sadece kendi parti hakları için mücadele eder duruma geldi. Ankara’daki HDP şimdi Kürt meselesi ya da “halklar” meselesi için değil ama kendi derdi için Ankara’ya yürüyecek! Sözüm ona memleketin demokratlarından, insan hakkı düşkünlerinden oluşan CHP dahil tüm siyasi partiler HDP’yi öyle bir duruma getirdiler ki, şimdi kendisine “zulüm” edilmesin diye çırpınıp duruyor. Bırakın onun bunun hakkını savunmayı, kendini anlatabilmek için yollara düşüyor HDP. Hak mı adalet mi diyeceksiniz, kanunlar çerçevesinde kurulmuş bir parti, o zaman kapatılsın gitsin diyeceksiniz, ama ne derseniz deyin, önemli olan göz önündeki gerçeklerdir, CHP dahil hiç kimse HDP’ye nefes aldırmıyor, HDP Ankara’da, her yerde kapana kısılmış bir görüntü veriyor. Ben şahsen bu konuda sosyal medya propagandalarına değer biçmiyorum, efendim 6 milyon oyu var, vs… istediği kadar oyu olsun, yarın seçim olsa yine aynı oyu alabilir, belki daha fazla, ama görüyoruz bu oya saygı duyan tek bir siyasi parti yok, saygı duyduğunu açıklayanlar var tabi ama saygı duyulsa HDP’ye saygı duyulur önce, çünkü oylar bu partiye verilmiş! Peki iplerin koptuğu nokta neresi, bunda suç kimde? HDP’ye neden saygı duyulmuyor? Hiç kimsede değil suç, tamamen siyasetin doğal işleyişindedir ana problem, 70’li yıllarda İşçi Partisi zor durumdaydı, Behice Boran’lı, Mehmet Ali Aybar’lı günleri bilenler bilir, şimdi de HDP… Sosyalizm-komünizm tartışmalarının olduğu yıllardaki sol siyasi partilerle futbol topuyla oynar gibi oynanırken, şimdi de “halklar” konusunu gündem yapan HDP sürekli taca atılıp oyun dışı bırakılıyor, oyun aracı dahi sayılmıyor. Ama peki HDP’nin çırpınışları doğal değil mi, Ankara yürüyüşü çok mu garip? İşte mesele de bu! TBMM tarihini baz aldığımızda elbette ki 70’li yıllar ile 2020 yılı arasında epey bir zaman farkı var, ancak Türkiye’de zaman değişir, tepki değişmez, 70’lerdeki “komünistler Moskova’ya” tepkisi şimdi “bölücüler dışarı” tepkisine dönüşmüş durumda, sosyalistlerin çırpınışları o gün Ecevit, Demirel, Erbakan ve Türkeş’i ikna etmemişti, HDP’nin çırpınışları Erdoğan, Kılıçdaroğlu, Bahçeli ve Akşener’i ikna eder mi bu saatten sonra pek emin değilim doğrusu! Tabi 60’ların, 70’lerin sosyalistleri ile HDP’nin pozisyonu arasında siyaseten bir başka fark daha var ki işi daha da zorlaştıran da bu, sosyalistler “sistem değişikliği” üzerine siyaset yaparken, HDP her ne kadar “halklar”, “haklar”, “özgürlükler” diyerek siyaset yapmaya çalışsa da daha ağır bir ithamla karşı karşıya bulunuyor, o da, “bölücülük” suçlaması; HDP’ye yönelik iddialar ülkeyi böleceği şeklinde kamuoyu hafızasına kazılıyor, doğru veya yanlış ama yapılan bu! Şimdi “çözüm sürecinde” belli bir rahatlık vardı, HDP biraz daha rahat hareket edebiliyordu, Bakanları bile oldu hatırlarsanız HDP’nin, ancak o dönem “bölünmekten birleşmeye” doğru bir tartışma vardı, “Türkiye’nin bütünlüğü” konuşuluyordu, silahı olanlar silah bırakacaktı, hiç değilse sınır dışına çekileceklerdi, vs… Tabi bunlar olmayınca film başa sarıldı. Şimdi de HDP “bütünlük” diyor ama inandırıcı bulunmuyor. Ne zaman rahata kavuşur peki HDP, bu Ankara’ya yürüme işi buna derman olur mu diye sorarsanız, bana göre yürüyüşler değil ama “çözüm süreci” gibi bir çaba konuşmanın ve tartışmanın önünü açabilir yeniden, bu bazı iyileşmelerin de önünü açabilir, aksi halde HDP hangi hükümet döneminde olursa olsun oyun dışında kalır. O nedenle sanırım bunun da sağlanabilmesi için Edirne’den, Hakkari’den Ankara’ya değil de Ankara’dan Edirne’ye ve Hakkari’ye yürüyüş daha cazip gözüküyor. Diyarbakır’a, Mersin’e, Trabzon’a, İzmir’e, Adana’ya, Kars’a, Mardin’e yürünse, daha bir anlamlı olur diye düşünenlerdenim. Eğer HDP’nin amacı “halklar” adına konuşabilmek, dertleri dile getirmek, Bakanlık elde edip ülkeyi yönetmek ise onun sadece 6 milyon tarafından değil daha geniş kitleler nezdinde inandırıcı kılan bazı gelişmelerin yaşanması lazım, aksi halde dediğim gibi belki zaman değişir ama tepkiler kolay kolay değişmez HDP için… Hasılı, siyasette ilerlemek ve oyu alınan kesimlere faydalı olabilmek için futbol topu olmaktan çıkmanın yol ve yöntemini bulmak çok daha önem taşıyor. Peki bir siyasi parti futbol topu konumundan çıkınca “bölücü” değil de sistemden sayılınca işler yoluna girer mi, işte o da sandık siyasetinin bir başka cilvesi, bu kez de CHP gibi yürümek zorunda kalırsınız, Ecevit gibi taşlanırsınız, Kılıçdaroğlu gibi yumruklanırsınız ya da Menderes gibi asılırsınız, ya da bu daha da güzel bir örnek olabilir, Erdoğan gibi hapisten çıkıp Cumhurbaşkanı bile olursunuz. Türkiye’de örnek mi yok, seç beğen al!

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar