--°Van
DOLAR47,38
EURO53,95
GRAM6.168
ÇEYREK10.108
Nureddin Şimşek

Nureddin Şimşek

Mail: n.simsek@vanmed.net

Affet Bizi Öğretmenim…

Affet Bizi Öğretmenim…

Bir ülkenin geleceğini inşa edenlerin, yani öğretmenlerin, kendi gelecekleri konusunda bu kadar belirsizlik içinde bırakılması nasıl açıklanabilir?

Her yıl yaklaşık yüz bin öğretmen adayı mezun oluyor. Ancak atama bekleyen öğretmen sayısı milyonlarla ifade ediliyor.

 Üniversitelerde yıllarca emek veren, hayaller kuran gençler; mezuniyet sonrası “atanacak mıyım?” kaygısıyla yaşamaya başlıyor. Öğretmenlik gibi toplumun en temel mesleklerinden biri, gençler için umut kapısı olmaktan çıkıp uzun bir bekleyişe dönüşüyor.

Türkiye’de yaklaşık 75 bin okul bulunuyor. Bunun yaklaşık 14 bin 700’ü özel okul.

Toplam öğretmen sayısı 1 milyon 200 bin civarında.

Özel okullarda görev yapan yaklaşık 180 bin öğretmen ise eğitim sisteminin önemli bir yükünü omuzlarında taşıyor.

Ancak asıl sorulması gereken soru şu:
Bir öğretmenin emeği neden çalıştığı kurumun sahibinin insafına bırakılıyor?

Özel okul öğretmenleri de aynı üniversitelerden mezun oluyor, aynı formasyon süreçlerinden geçiyor, aynı çocuklara eğitim veriyor. Ancak çalışma koşulları, özlük hakları ve iş güvenceleri açısından kamudaki meslektaşlarıyla aynı haklara sahip olamıyorlar.

Bir öğretmenin maaşı, tatili, çalışma süresi, geleceği neden patronun ekonomik tercihleriyle belirleniyor?
Eğitim bir ticari faaliyet olabilir mi?

 Okullar işletme mantığıyla yönetilebilir mi? Öğretmenin emeği bir maliyet kalemi olarak görülebilir mi?
Öğretmen, toplumun vicdanıdır. Çocuğun hayatına dokunan, geleceğin doktorunu, mühendisini, sanatçısını, bilim insanını yetiştiren kişidir. Ancak bugün birçok özel okul öğretmeni düşük ücret, yoğun çalışma temposu ve iş güvencesi kaygısıyla mesleğini sürdürmeye çalışmaktadır.

Kamuda görev yapan öğretmen ile özel okulda görev yapan öğretmen aynı öğrencinin geleceği için emek veriyor. Aynı sorumluluğu taşıyor. O halde neden temel özlük hakları arasında bu kadar büyük farklar var?

Eğitimde fırsat eşitliğini konuşuyorsak, önce eğitimi verenlerin koşullarına bakmalıyız.

Öğretmenin mutsuz olduğu, güvencesiz olduğu bir sistemde öğrencinin mutlu ve nitelikli bir eğitim almasını beklemek mümkün değildir.

Bir ülke öğretmenine verdiği değer kadar geleceğe yatırım yapar.

Bugün atanmayı bekleyen genç öğretmenlere, özel okullarda fedakârca çalışan eğitim emekçilerine ve her sabah sınıfa umutla giren tüm öğretmenlere söyleyecek bir sözümüz olmalı:
“Biz sizin emeğinizi gördük. Sizin mücadelenizi biliyoruz. Daha adil, daha güvenceli bir eğitim sistemi kuramadığımız için…
Affet bizi öğretmenim…”

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar