
Prof. Dr. Ahmet ÖZER yazdı: OBİYOGENEZ; YAŞAM NASIL BAŞLADI? haberine ait detaylar
Bugüne değin yaşamın başlangıcına dair biri vital/bilimsel, öbürü teolikal/dinsel, iki teori çarpışa gelmiştir. Bilimsel teori özü gereği kanıt peşinde koşmuş, dinsel olan ise doğası gereği böyle bir şeye ihtiyaç duymamıştır. Levra bilim akla dayanır, akıl ise açıklamayı gerektirir. Din ise duyguya dayanır, duygu sadece iman etmeyi, yani sorgulanmadan inanmayı gerektirir. Aslında bu gereklilik aynı zamanda bir çeşit dayatmaya dayalı kutsal bir zorunluluktur.
Bu yüzden sorgulayan bilim ile dayatan kilise arasında yüz yıllar boyu bir çekişme yaşanmış, sonuçta bilim kazanmıştır.
Şimdi bu maceranın hikayesine bir göz atalım.
VİRAL Mİ TEOLİKAL MI?
Viral açıklama daha bilimin felsefe içinde olduğu Antik Yunan’a kadar gider. Ki o zaman semavi dinler daha yoktur.
Sözgelimi Aristoteles’e göre bütün canlılarda yaşam gücü (kendiliğinden) vardır. Bunun için bir yaratıcıya gerek yok, varlık nedenini kendinde bulur. Buna onun felsefesinde vitalizmin “Dirim İlkesi” denir.
Buna karşılık dinin YARADILIŞ TEORİSİ Klise tarafından ortaya atılmış. Denmiştir ki; Hiçlikten varlık çıkmaz. Bu durumda Evren’i bir yaratıcının yaratması lazım, o da tanrıdır.
Şimdi dinin işini ilahiyatçılara bırakıp bilimin bu konudaki gelişim serüvenine bakalım.
BİLİMİN SINAMA SERÜVENİ
CERN deneyi aslında bu soruların da cevabını arayan bir çalışmaydı.
VARLIK, içindeki “kendi var olma gücü” ile mi var oldu, yoksa “hiçlikten varlık çıkmıyor”, o halde onu bir güç/bir tanrı mi yarattı?
Tabı bu nokta yanlış bir biçimde hep evriml teorisiyle ilişkilendirilir. Oysa yaradılışın Evrim teorisi ile bir ilgisi yoktur. Şöyleki;
12. Yüzyılda mikroskopsun keşfi ile hücreler keşfedildi. Hücreyi bütün yönleri ile tam anlamak ise insanoğlunun tam yüzyılını aldı. Hücre anlaşılmıştı ama, gene de gizemi tam olarak çözülememişti. Bunun için de 6 asır zamanın geçmesi gerekti.
19. Yüzyılda hücrenin gizeminin çözülmesi ile bütün canlılardaki hücrenin aslında aynı olduğu keşfedilmişti. İşte bu bir devrimdi. Bu devrim Darwini harekete geçirecekti.
DARWİN ve EVRİM:
1859 yolunda, C. Darwin bu kadar tür çeşitliliğinin nasıl olur da bir atadan çıktığını araştırmaya başladı. Dolaysıyla Darwin, hücrenin nasıl yaratıldığını değil, hücresel hayat başladıktan sonraki farklılaşmayı açıklıyordu. Yani onun teorisi, yaradılışla değil, canlılar meydana geldikten sonra nasıl evrimleştiği ve farklılaştığıyla, diğer bir deyişle farlklı türlerin nasıl ortaya çıktığıyla ilgileniyordu. “Canlı nasıl meydana geldi?” sorusu Darwinden ancak yüzyıl sonra OBİYOGENEZ denilen bir teoriyle açıklanacaktı.
HAYAT NASIL BAŞLADI?
1950’li yılların ortalarında hayatın Tanrı’nın hediyesi olmaktan ziyade kendi kendine ortaya çıktığı fikri daha çok kabul görmeye başladı.
1953 yılında Stenly Miller ve Harold Urey ismindeki iki bilim insanı yeryüzünün başlangıcındaki koşulları canlandırmak için bir deney yaptılar.
Su, hidrojen gazı, metan gazı ve amonyak gibi dünyanın oluşumunda, başlangıçta var olan 4 maddeden oluşan bir karışım hazırladılar ve bu karışıma elektrik akımı gönderdiler. Tam 4 gün sonra yaşamın kaynağı olan aminoasitlerin ortaya çıktığını farkettiler. Bu deney cansız maddelerden canlı organizmaların çıktığının kanıtıydı. Şu soruyu sordular: O halde bunu hayata uyarlasak ne elde ederiz?
OLUŞUM SÜRECİ!
Dünya 4,5 milyar yıl önce güneşten koptu. Bu taş ve tozdan oluşan kütle uzay boşluğunda dönüyordu. Isınma ve soğumadan güneşten dolayı parçalar kopmaya devam etti. Yıldızlar ve asteroidler dünyaya suyu getirdi. Su akışkan bir hal aldı, çok geçmeden güneşin etkisiyle buharlaştı. Ondan yağmurlar meydana geldi. Yağmur, karbon gazı, toprak, kimyasal ve organik bileşenlerle zengin kimyasallar çorbasına dönüştü.
Şimşekler beklenmedik bir zamanda beklenmedik bu kitleye vurdu ve milyarlarca yıl sürecek bir süreci tetikledi. Kimyasal meteriyaller değişime uğrayarak bir dizilim meydana getirdi. (Aminoasit)
Bu dizilim yağlı bir damar etrafıyla sarınarak ilk hücreyi meydana getirdi. İşte buna OBİYOGENEZ denildi. Yani bunda 4,5 milyar yıl önce meydana gelen evrimleşme sonucu cansız maddelerden canlı bir madde meydana geldi. Burada kimyasal bir evrimleşmeden bahsediyorız.
Bu süreç yaklaşık 500 milyon yıl sürdü. Canlılık böylece cansızlıktan meydana geldi. İşte Miller ve Haley’in bu oluşumdan milyarlarca yıl sonra denedikleri şey tam da buydu. O koşulları deney ortamında yeniden canlandırdılar ve o cansız maddelere (şimşek yerine) elektrik verdiler ve canlı aminoasitleri oluşturdular.
Peki Canlı nedir?
Bilime göre bir şey yaşamını aktif olarak sürdürebiliyorsa canlıdır. Sürdüremiyorsa cansızdır.
Hayatın en başında, kökeninde, bir biri ardına gelen mükemmel zamanlamasaki biyolojik ve kimyasal oluşumların tepkime süreci ve sonrasında oluşan genlerin mutasyona uğrama süreci canlı yaşamı bu güne taşıdı. Olayın özeti bu. Bu tabi bilimin kiliseye karşı ileri sürdüğü bir teori. İnanıp inanmamak kişilerin kendi Özgür iradelerine bağlı.














































Yorum Yazın