--°Van
DOLAR47,38
EURO53,95
GRAM6.168
ÇEYREK10.108

Müslüm Erbay: Krizleri iyi yönetemiyoruz!

Müslüm Erbay: Krizleri iyi yönetemiyoruz!

Van TSO Meclis Üyesi ve DOĞUSİFED Başkan yardımcısı Müslüm Erbay, Rojhılat’taki deprem nedeniyle Başkale’de yaşanan yıkımdan acil ders çıkarılması gerektiğini belirterek bunların başında da deprem öncesi sağlam yapılaşma ve deprem sonrası doğru kriz yönetimi geldiğini vurguladı.

23 Şubat günü sabah 08.53'te merkez üssü Rojhılat’ın Xoy ilçesine bağlı Kotol ilçesi olan 5.9 büyüklüğünde depremin ardından aynı gün akşam saat 19.00 sıralarında 5.9 büyüklüğünde ikinci bir deprem daha yaşandı.

Sabah saatlerinde meydana gelen depremde, Van’ın Başkale (Elbak) ilçesine bağlı Elbis ve Elezi köylerinde 4'ü çocuk 9 kişi hayatını kaybetti yüzlerce ev ve ahır yıkıldı.

Deprem günü olay bölgesinde bulunan Van Ticaret ve Sanayi Odası (VAN TSO) Meclis Üyesi ve DOĞUSİFED Başkan Yardımcısı Müslüm Erbay, yaşanan kayıpları ve alınması gereken tedbirleri Rûdaw’a anlattı.

Aynı zamanda maden yüksek mühendisi de olan Erbay, depremden önceki akşam Kocaköy (Karaçiyan) köyünde babasının evinde olduklarını ve o gece depreme karşı alınması gereken önlemler hakkında insanları bilgilendirdiklerini söyledi.

Erbay, “Bölgemiz fay hattı üzerinde ve deprem riski taşıyan bir bölge. Malesef ki insanlarımız olası bir deprem durumnuna karşı yeterli eğitim ve donanıma sahip değil. Yine bölgedeki yapılar depreme dayanıklı değiller. Kaldı ki bu bölgede 90 yıl önce 1930’larda yaşanan Salmas depremi var. O depremde 80 köy tamamen yıkılmış, yaklaşık 2 bin 50 kişi yaşamını yitirmiştir” dedi.

“Manzara korkutucuydu”

Deprem esnasında Kocaköy’de olduklarını ve en çok yıkımın yaşandığı Elbis (Özpınar)  köyünden 8 kilometre uzaklıkta olduklarını belirten Erbay, sözlerine şunları ekledi:

“Sabah 08:53’de çok korkunç bir ses, gürültü ve şiddetli bir sarsıntı ile uyandık. Deprem şokunu atlatır atlatmaz çevredekilerle iletişime geçtik.  Yakın köylerden (Özpınar, Elezir, Kirati, Kaşkol ve Xanık) yıkım olduğunu, evlerin yıkıldığını, enkaz altında insanların kaldığını öğrenir öğrenmez köydeki gençleri ve kazma, kürek, eldiven, yiyecek, ilk yardım malzemelerini de yanımıza bulundurarak ilk olarak en yakınımızda olan Elbis köyüne yardıma gittik. Yola çıkar çıkmaz, sivil toplum kuruluşlarını, Kızılay, Van Valiliği ve AFAD’ı bilgilendirdim  ve yardım talep ettim. Yol durumu çok kötüydü, 1 metre kar vardı, yolar kısmen kardan temizlememişti; yer yer buzlanma vardı ve mevcut yolda iki aracın yan yana gitmesi nerdeyse imkansızdı. Bu yol durumunuda yetkililere bildirdim.

Elbis köyünde vardığımızda yıkılan evler ve ahırlar vardı; manzara korkutucuydu, her taraf harabeye dönmüştü. İlk önce bir evin enkazından bir kişinin malesef cenazesini çıkardık, ardında birkaç koyunu sağ çıkardık. Daha sonra Furat ailesinden hayatını kaybeden beş kişinin cenazesini çıkardık. Yaralıları hastaneye sevketmeye çalıştık. Bu bölge Van şehir merkezine 140 kilometre uzakta. Tabi en önemli taleplerimizden biri de yolların ulaşıma açık tutulmasıydı ki hem köylere yardım ulaştırılabilsin hem de yaralılar hastanelere kaldırılabilsin.  Daha sonra olay bölgesine gelen yakın civardaki jandarma ve VASKİ arama kurtarma ekipleri de enkazda kalanların çıkarılmasına yardımcı oldu. Devlet ve millet el birliğiyle herkes can havliyle çalışıyordu. Fakat öte yandan bölgede deprem olduğunu duyan herkes buraya akın etti. Zaten kar nedeniyle ulaşımın zor olduğu tek şeritli köy yolları Bilgeç (Kanireş) köyü mevkiinden  aşırı sayıda araç nedeniyle ulaşıma kapandı. Ne yazık ki kaş yapalım derken göz çıkardık. Acil ulaşım yollarının değerlendirilmesi, açık tutulması, yetkililerce bu durumun öngörülememesi ve halkın da bu konudaki maalesef duyarsızlığı eklenince maalesef zayıf kaldık.

Bu tür başarısızlıklar ve de duyarsızlıklar nedeniyle bölgede yaşayan insanlara ilk yardım malzemeleri, arama kurtarma ekiplerinin deprem lokasyonlarına ulaşmasında çok ciddi aksaklıklar yaşandı. Öyleki yaralıları götüren ambulanslar saatlerce kilitlenmiş yollarda kaldı. Kilitlenmiş yolların açılması için çok ciddi sıkıntılar yaşadık...”

“Analarımızın feryatları yüreklerimizi yakıyor”

Bu tür felaketlerden çıkarılması gereken dersler olduğuna dikkat çeken Müslüm Erbay dersleri şöyle sıraladı:

“Birincisi; deprem ve afetler kapıya dayanmadan tedbirler alınmalı. Burada Devlete düşen görevler; deprem master planı çerçevesinde, depreme dayanıksız  yapıların önceden tespit edilmesi ve buraların yaşam alanları olarak kullanılmasına asla ve asla izin mermemesi, hatta buraların yıkılmasını, yerine kontrollü sağlam yapıların yapılması için teşvik vb uygulamaların ivedilikle devreye alınması, halkın bilinçlendirilmesi gibi görevlerdir. Halkında bu konularda üzerine düşeni yapması elzemdir. Bu konuda oldukça zayıf kaldığımız bir gerçek. Şu gerçeği itiraf etmeliyim ki; devlet de halk da önceden tedbir alma konusunda gereken duyarlılığı göstermemiştir...

Bu köylerdeki evlerin çoğu taş yığma, ve çamur harcı ile yapılmış. Öyleki bu evlerde ve ahırlarda kullanılan taşlar teknik olarak tavuk kümeslerinde bile kullanılmaması gerekir.  Deprem bölgesinde gördüğümüz bir gerçek var ki oda yıkılan ev ve ahırların tamamına yakını yığma taş ile yapılmış yapılardır. Daha önce buralarda bir inceleme yapılmış olsaydı, mevzuat gereği bu yapıların tamamının yıktırılması kanuni bir zorunluk olduğu açıktır. Ama maalesef olaylar olduktan sonra aklımız başımıza geliyor ki oda ‘son pişmanlık fayda vermez’den  öte olmuyor...

Kısacası, eğri oturup doğruları söylemek gerekirse, Devlet olarak ihmallerimiz halkımızın ihmalleriyle birleşince çıkan tablo bu oluyor. Yanı, tabiri caiz ise, dinden imandan haberi olmaya  Japonyada 7,5 şiddetindeki depremlerde can ve mal kaybı olmazken; Müslüman toplumumuzda 5,9 şiddetindeki bir depremde taş üstünde taş kalmıyor, canlarımız yanıyor, analarımızın feryatları yüreklerimizi yakıyor...

O zaman kim işini sağlam yaparsa, tabiri caiz ise eşşeğini sağlam kazığa bağlamışsa o tevekkül etmiştir. Yoksa bu can kayıplarından Devlet ve millet olarak bizler sorumluyuz.  Bu konuda vicdani ve insani sorumluluğumuz var. Enkaz altında çıkardığımız, ihmallerimizin kurbanı olan, ceylan yavrusuna benzeyen o dört çocuğun cansız bedenleri bir sinema perdesi gibi gözümün önünde hiç gitmiyor, beynime yapıştı bu acı tablo, uyuyamıyorum...”

“Deprem öncesi tedbir almakla, deprem sonrası çadır kurmak; güzel yemekler dağıtmak arasında fark var” diyen Erbay, “Özet olarak bu yapılarda bile bile ölümü beklemişiz!” ifadelerini kullandı.

“Krizleri iyi yönetemiyoruz”

Çıkarılması gereken ikinci dersin de “krizi yönetme” konusu olduğuna vurgu yapan Müslüm Erbay, “Bu depremde de anlaşıldı ki krizleri iyi yönetemiyoruz.  Enkaz çalışmalarında sıcağı sıcağına twitter hesabımda bu konuları dile getirdim; Görerek, yaşayarak bu acı tabloları kimilerimizin hoşuna gitmezse bile haykırarak söyledim. ‘Peynir gemisi laf ile yürümez’ demişler. Türkiye, İstanbul, Ankara, Van merkezdeki lüks yapılardan ibaret değildir. Evet, Van Başkale Yukarı Elbak bölgesinde meydana gelen depremde göründüğü gibi Özpınar (Elbis) Türkiye’dir ve Türkiye’nin bir gerçeğidir” değerlendirmesinde bulundu.

“Doğruya doğru, yanlışa da yanlış diyebilmek erdemliğin ta kendisidir” diyen Erbay, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Eğri oturup doğru konuşmak gerekirse, dersimizi iyi çalışmadığımız ortadadır. Kimse kusura bakmasın, görünen köy klavuzu istemez. Bu konuda Devlet ve halk olarak kusurlarımız var, zaafiyetlerimiz var, ihmallerimiz var... var oğlu var! Her kes kendince birşeyler yapma çabasında ama bu tür durumlarda kriz iyi yönetilemeyince zararları da büyük oluyor. Düşünün, Allah muhafaza bu depremde binlerce yaralımız olabilirdi. Yukarıda izah ettiğimiz nedenlerden dolayı o yaralıları nasıl hastanelere yetiştirecektik?  Bu depremde yolların öngörüsüz bir şekilde bilinçsizce ulaşıma kapanması, tıkanması buna örnektir.”

“Adama her gün balık vereceğine, balık tutmayı öğret”

Van TSO Meclis Üyesi Müslüm Erbay, “Depremden sonra devlet kurumlarının (Kızılay, AFAD, Sağlık Ekipleri, UKOME, Tarım İl Müdürlüğü, Jandarma, Sivil Savunma) tamamı, Van TSO, DOĞUSİFED, diğer Sivil Toplum Kuruluşları olarak harekete geçtik. Devlet tarafında bölgeye bin 250 kadar çadır gönderildi, aş evleri kuruldu, hayvanlar için ayrıca çadır gönderildi, depremzedelere gereken yardı ulaştırıldı” dedi.

Erbay, “Bir adama her gün bir balık vereceğinize, ona balık tutmayı öğretmek daha doğrusudur. Şimdi orada evleri hasar gören ailelerin çocuklarına burs  yardımına ihtiyaç olabilir. Örneğin, deprem enkazı altında kalan eşini ve 4 çocuğunu kaybeden anne Nebahat Furat’a ev yardımı, hayatını idamesi edebilmesi için telef olan koyunlarının yerine koyun yardımı yapılabilir” şeklinde konuştu.

Müslüm Erbay önerileri üzerine Van Ticaret ve Sanayi Odası’nın yarın yanı 25.02. 2020 tarihinde acilen toplanacağını belirterek, “İki gündem üzerinde duracağız. Birincisi Başkale’de yaşanan deprem felaketi, ikincisi de Koronavirüsü” diye belirtti. Kaynak: Necmi Orta-rûdaw


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN
Liverpool iyi de oynasa, kötü de oynasa kazanmasını biliyorÖnceki Haber

Liverpool iyi de oynasa, kötü de oynasa...

Van'da 100 yataklı misafirhane depremzedelere açıldıSonraki Haber

Van'da 100 yataklı misafirhane depremzed...

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar