
"(...)Vietnam'da Fransız sömürgeciler, sıçan popülasyonunu azaltmak için her sıçan kuyruğu için para ödülü koyar. Halk, sıçanları öldürmek yerine kuyruklarını kesip serbest bırakır ve sıçanlar çoğalmaya devam eder. Sonuç: Şehir sıçan istilasına uğrar."
Değerli okuyucular, bugün sizlere, ekonomi ve siyaset dünyasında sıkça karşılaştığımız bir paradoksu ele alacağım: "Kobra Etkisi".
Bu kavram, bir sorunu çözmek için atılan adımların, sorunu daha da büyütmesi anlamına geliyor.
Kökeni, Britanya İmparatorluğu'nun Hindistan'daki sömürge dönemine dayanıyor. Delhi'de yılan nüfusunu azaltmak isteyen İngiliz yetkililer, her ölü kobra için ödül vermeye başlar. Ancak halk, ödül için kobra yetiştirmeye başlar.
Program iptal edilince, yetiştirilen kobralar serbest bırakılır ve yılan sorunu eskisinden kötü hale gelir. İşte bu, "Kobra Etkisi"nin klasik örneği: Çözüm, sorunu katmerleştirir.
Bu etki, sadece tarihsel bir anekdot değil; modern dünyada da pek çok alanda kendini gösteriyor. Özellikle ülkemizde, ekonomi ve siyasette yapılan yanlışlar, bu etkiyi akla getiriyor.
Örneğin, parlamenter sistemin "işlemiyor" diye eleştirilmesi ve koalisyonların karar alma süreçlerini geciktirdiği iddiasıyla, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne (veya "Türk tipi başkanlık" olarak adlandırılan sisteme) geçişi düşünelim. Amaç, koalisyonlardan kurtulmak, hızlı kararlar almak ve hizmet üretimini hızlandırmaktı. Ancak sonuç? Yüzde 49 oy alan bir parti, yüzde 1 oy alan bir partiye mahkum hale geldi; tüm yetkiler tek bir şahısta toplandı. Bu, tam bir Kobra Etkisi:
Sorunu çözmek için getirilen sistem, güç dengesizliğini artırdı ve demokrasiyi zayıflattı.
Kobra Etkisi'ni daha iyi anlamak için, dünya çapında örnekleri çoğaltalım.
Vietnam'da Fransız sömürgeciler, sıçan popülasyonunu azaltmak için her sıçan kuyruğu için para ödülü koyar. Halk, sıçanları öldürmek yerine kuyruklarını kesip serbest bırakır ve sıçanlar çoğalmaya devam eder. Sonuç: Şehir sıçan istilasına uğrar.
Benzer şekilde, Meksika'da hükümet, yoksulluğu azaltmak için gıda yardımı programları başlatır. Ancak bu yardımlar, yerel çiftçilerin ürünlerini satamamasına yol açar; ekonomi daha da bozulur ve yoksulluk derinleşir.
Ekonomide de bolca örnek var. 2008 küresel finans krizinde, ABD hükümeti bankaları kurtarmak için devasa kurtarma paketleri hazırlar. Amaç, ekonomiyi çöküşten korumak. Ancak bu, "moral hazard" yaratır: Bankalar, "nasıl olsa kurtarılırız" diye riskli yatırımlara devam eder. Sonuç? Finansal istikrarsızlık kronikleşir.
Ülkemizde de benzeri yaşandı: Enflasyonu düşürmek için faizleri düşük tutma politikası, döviz kurlarını patlattı ve enflasyon daha da yükseldi. Çözüm diye sunulan adım, sorunu besledi.
Siyasette ise, Kobra Etkisi'nin en çarpıcı örneklerinden biri, popülist politikalar. Arjantin'de Peron dönemi, işçilere yüksek maaşlar vaat ederek yoksulluğu bitirmeyi hedefler. Ancak bu, hiperenflasyona yol açar ve ekonomi çöker.
Ülkemizde de, seçim öncesi vaat edilen "ekonomik mucizeler" – örneğin, hızlı büyüme için borçlanmalar – kısa vadede alkış alır ama uzun vadede borç krizi yaratır. Parlamenter sistemdeki koalisyon sorununu çözmek için getirilen başkanlık sistemi de buna benzer:
Koalisyonlardan kurtulalım derken, ittifak zorunluluğu doğdu. Yüzde 49'luk bir parti, küçük bir ortakla (yüzde 1'lik) yönetmek zorunda kaldı; kararlar daha da kişiselleşti, kurumlar zayıfladı. Bu, demokrasinin kobralarını serbest bırakmak gibi: Güç tek elde toplanınca, denetim mekanizmaları erozyona uğrar, yolsuzluk ve keyfilik artar.
Peki, bu etkiden nasıl kurtuluruz?
Öncelikle, politikaları aceleye getirmeden, uzun vadeli etkilerini analiz etmeliyiz. Kobra Etkisi, iyi niyetin yetmediğini gösterir; bilimsel veri ve uzman görüşleri şart. Ülkemizde, ekonomi ve siyasette reform yaparken, "hızlı çözüm" tuzağına düşmemeliyiz.
Parlamenter sisteme dönüş tartışmaları da bu bağlamda ele alınmalı: Eski sisteme dönmek, yeni kobralar mı yaratır, yoksa dengeli bir yapı mı getirir?
Sonuç olarak, Kobra Etkisi bize şunu öğretir: Her çözüm, yeni bir sorun doğurabilir.
Siyasetçilerimiz, bu dersi alsa keşke. Yoksa, kobralar çoğalmaya devam eder. ....
Nureddin Şimşek











































Yorum Yazın