
14 Mayıs milletvekili seçimlerinde Yeşil Sol Parti'den İstanbul'da aday gösterilen gazeteci Hasan Cemal, seçilseydi en yaşlı üye olarak TBMM'yi açacaktı. Hasan Cemal seçileceğinden emin bir şekilde o gün yapacağı konuşmayı bile hazırladı.
Vanmed Haber Merkezi - Ancak Yeşil Sol Parti ortağı TİP'in de hatalı tercihi nedeniyle birçok ilde olduğu gibi İstanbul'da da beklediği sonucu alamadı ve Hasan Cemal seçilemedi.
Hasan Cemal seçlseydi en yaşlı üye olarak Meclisi açış için hazırladığı konuşmayı T24'teki köşesinde yayımladı.
"Seçileceğimden o kadar emindim ki" diyen Cemal'in Kılıçdaroğlu'nu Cumhurbaşkanı kendisini de Meclis'i yöneten vekil olarak hayal edip önceden hazırladığı açış konuşma metni şöyle:
"Meclis'i açış konuşmam, son taslak, 9 Mayıs 2023...
14 Mayıs'ta milletvekili seçileceğimden o kadar emindim ki, en yaşlı üye olarak Meclis'i açarken yapacağım konuşmayı da yazmıştım
14 Mayıs seçimleri öncesi hayatımda ilk kez siyasete adım attım.
HDP'nin teklifini kabul ettim,
Yeşil Sol Parti'den İstanbul İkinci Bölge 3. sıradan milletvekili
adayı oldum.
Kılıçdaroğlu birinci turda
Cumhurbaşkanı seçilecek,
ben de milletvekili olacaktım.
Ayrıca, yalnız milletvekili değil,
en yaşlı üye olarak
frakımı da giyip TBMM'yi
ben açacaktım.
Seçimleri kazanacağımızdan
o kadar emindim ki,
açılış konuşmamı önceden yazmış,
kimselere göstermemiş,
bilgisayarımın bir köşesine bırakmıştım.
İşte o konuşma taslağımı
bugün köşeme koyuyorum.

* * *
Meclis açış konuşmam...
Son taslak, 9 Mayıs 2023
Sayın Cumhurbaşkanım;
Sayın parti liderleri;
Sayın milletvekilleri;
Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Yeni Meclisimiz hayırlı olsun.
Korkunç deprem felaketinde
hayatlarını kaybedenleri
rahmetle anıyorum.
Bu deprem felaketinde yaşanan
büyük acıları paylaşıyorum.
BU MECLİS'İN ADI
"GAZİ MECLİS"TİR,
ÇÜNKÜ MİLLÎ MÜCADELE'NİN
KARARGâHIDIR BU MECLİS.
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
VE DAVA ARKADAŞLARI,
MİLLÎ MÜCADELE'Yİ BU ÇATI ALTINDA YÖNETMİŞLER
VE CUMHURİYETİ 100 YIL ÖNCE
BU ÇATI ALTINDA KURMUŞLARDIR.
SAYIN MİLLETVEKİLLERİ;
CUMHURİYET'İN 100. YILINDA BİZİM GÖREVİMİZ DE,
BU KUTSAL ÇATI ALTINDA
"CUMHURİYET'İ DEMOKRASİYLE
TAÇLANDIRMAK"TIR.
Gelin, 100 yıl sonra bizler de
hep birlikte el ele verip
1923'ün o "uzlaşma ruhu"nu canlandıralım ve
"demokratik cumhuriyet"i kuralım.
Bugün Türkiye'nin
barış ve demokrasiye,
hukuk, özgürlük ve adalete
su ve ekmek gibi ihtiyacı vardır.
Bu büyük ve güzel ülke
yıllardır çok kutuplaştı,
cephelere ayrıldı, uçlara savruldu.
Bunun sonucu olarak,
yoksulluk ve işsizliğin,
eşitsizlik ve haksızlığın,
adaletsizlik ve hukuk dışılığın
kol gezdiği bir krizler ülkesi haline geldik.
Türkiye'yi bu çöküşten,
bu çürümüşlükten kurtarmak
zorundayız.
Türkiye'yi değiştirmek
ve yeni baştan
inşa etmek zorundayız.
14 Mayıs'ın mesajı budur.
14 Mayıs tarihi ve başarılı
bir başlangıçtır.
14 Mayıs'la bir umut ışığı yanmıştır.
Başta gençler ve kadınlar olmak üzere,
bu ülkenin bütün insanları
bizden 14 Mayıs'ın devamını
beklemektedir.
Sayın milletvekilleri;
şimdi el ele vermek zamanıdır.
"Uzlaşma ruhu"nu 100 yıl önceki gibi
canlandırmanın tam zamanıdır.
Atatürk ve dava arkadaşlarının
100 yıl önce yaptıkları gibi,
bizler de tarih yazmak
zorundayız.
14 Mayıs'ta yazılan tarihin devamını getirip
demokratik cumhuriyeti kurmaktan başka çaremiz yok.
Tıpkı 100 yıl önceki gibi
"tarih yazmak" zorundayız.
Bu bizim tarihe karşı görev
ve sorumluluğumuzdur.
Gün, güçlerimizi birleştirme
günüdür, kucaklaşma günüdür,
uzlaşma günüdür.
Ülkemizin büyük sorunlarını
çözmek için, çetin ve çetrefil sorunlarımızı
aşmak için el ele vermek tek yoldur.
Gelin hep birlikte,
egemenliğin kayıtsız şartsız
millete ait olduğunu gösteren
sağlam demokratik kurumları
kalıcı biçimde inşa edelim.
Devletle hukuku,
devletle demokrasiyi
tanıştıralım.
Askeri ve sivil darbeleri
tarihe gömelim.
Güçler ayrılığını,
yasama-yürütme-yargı
üçgeninde,
bütün kurumlarıyla oturtalım.
Yargı bağımsız olsun!
Yargı tarafsız olsun!
TBMM'nin yasama yetkisine
kimse ortak olmasın!
TBMM'nin bütçe hakkına
ve yetkisine kimse ortak olmasın.
Hukukun üstünlüğü tam olsun.
Özgür ve bağımsız medyanın
temelleri kalıcı olarak atılsın.
Cinsiyet eşitliği,
kadın-erkek eşitliği
klişe olmaktan çıksın.
Kadın, erkeğin kölesi
olmaktan kurtulsun.
Kadını eve kapatan,
kadını karanlığa gömen,
"Talibanlaşma zihniyeti"nin
uç vermesine hayır diyen kurumları,
en başta çağdaş eğitim
olmak üzere inşa edelim.
Ve gençlerin gelecek umudunu söndüren,
gençleri yaşama sevincinden yoksun kılan
bugünkü düzeni değiştirelim.
Özgürlüğün tüm kanallarını açalım.
İfade özgürlüğünü sağlam temellere
kavuşturalım.
Herkes istediği gibi konuşsun,
yazsın, çizsin, inancının
ya da inançsızlığının
gereğini özgürce yapsın.
Türkiye nasıl ki 100 yıl önce
"Millî Mücadele"yle,
"laik cumhuriyet"le dünyaya,
mazlum uluslara örnek olmuşsa,
100 yıl sonra da, demokrasiyi
sadece seçim sandığından
ibaret gören popülist bir tek adam
rejimine milletin oylarıyla
son vererek yine dünyaya örnek olmuştur.
Dünyada yükselen otoriter rejimler karşısında
demokrasinin umut ışığını yakmıştır.
Sayın milletvekilleri;
Ülkemiz çok kritik bir dönemini yaşıyor.
Başta aş ve iş, iklim krizi gibi
birçok büyük sorunumuz var.
Böyle bir dönemde, uzak ve yakın
geçmişin kavgalarını,
cepheleşmelerini, siyasal ve toplumsal
kutuplaşmalarını bir yana bırakalım.
Ve ellerimizi birbirimize uzatalım.
Ülkemizin "uzlaşma"ya
büyük ihtiyacı var.
14 Mayıs bu "uzlaşma"yı
başarabileceğimizi gösterdi.
Bugün, bu çatı altında
bu "uzlaşma"yı daha da genişletmek
ve ülke geneline yaymak
mümkündür
Çünkü, farklılıklarımız, barış içinde,
birbirimize kulak vererek yaşamamıza
engel değildir.
Farklılıklarımızdan husumet çıkarmayalım.
Birbirimize düşmanlaşmayalım.
Derine, eskiye giden sorunlarımızı
çözüm rayına oturtmak, çözmek için
zamana, diyalog ve uzlaşmaya ihtiyacımız var.
Uzlaşma sözcüğünün altını özellikle
çiziyorum.
Türkiye siyasetinde uzlaşma kültürü
maalesef pek öyle yer etmiş değil.
Yeni dönemde sorunlarımızı
zamana yayarak, önceliklere sonralıklara dikkat ederek,
diyaloglar örerek ele almak,
bir başka deyişle
bir uzlaşma kültürü, geleneği
oluşturmak zorundayız.
Toplumsal, siyasal uzlaşmalar
olmaksızın demokrasi olmaz,
kökleşmez, bir hayat tarzı
haline gelmez.
Sayın milletvekilleri;
Bu yüce Meclis'in çatısı altında
ve Türkiye'nin siyaset meydanında
yıllar yılı ne kavgalar yaşandı.
Ve bu kavgalar ne yazık ki
Türkiye'de demokrasi ve hukuk devletini
geciktirdi, ikinci sınıflığa,
üçüncü sınıflığa, darbelere mahkûm etti.
Demokrasi, hukuk devleti ve
adalet olmadan bir yere gidemeyiz.
Tünelin ucundaki ışık yanmaz.
Ve bugünkü gibi yoksulluğa,
işsizliğe mahkûm, özgürlükten yoksun,
hapishaneleri siyasal mahkûmlarla
dolu yaşayıp gideriz.
Oysa bu bir kader değildir.
Kader olmadığını
14 Mayıs göstermiştir.
Hadi gelin,
yüce Meclis'in çatısı altında
el ele verelim,
tarih yazalım,
cumhuriyetimizin 100. yılında
demokratik cumhuriyeti
kuralım.
Yüce Meclis'i, sayın milletvekillerini
saygıyla selamlıyorum.
Yolumuz açık olsun."











































Yorum Yazın