--°Van
DOLAR48,48
EURO56,42
GRAM6.890
ÇEYREK11.152

Cam kavanozda tokluktan ölen fare

Cam kavanozda tokluktan ölen fare
Nureddin Şimşek yazdı...

Bir zamanlar, büyük bir cam kavanoz vardı. Ağzına kadar pirinçle doluydu. Parlak, şeffaf camı, içindeki beyaz pirinç tanelerini güneş ışığında adeta bir hazine gibi parlatıyordu. Bir gün, bu kavanozun üstüne küçük, aç bir fare bırakıldı. Fare önce şaşkınlıkla etrafına baktı, sonra kokuyu aldı. Pirinçlerin mis gibi kokusu burnuna doldu. “Ne büyük bir nimet!” diye düşündü ve hemen atladı içine.

İlk günlerde fare sadece yiyordu. Her lokma, karnını şişiriyor, tüylerini parlaklaştırıyor, bedenini ağırlaştırıyordu. Pirinçler azaldıkça fare şişmanlıyor, şişmanladıkça pirinçler daha da hızla tükeniyordu. Ama fare hiçbir şeyi umursamıyordu.

Dışarıda dünya dönüyor muydu, başka fareler aç mıydı, kavanozun cam duvarlarının ötesinde ne olup bitiyordu; bunların hiçbiri umurunda değildi. O, sadece yiyor, uyuyor, yeniden yiyordu.

Günler geçti, aylar geçti. Pirinçler yavaş yavaş dibine doğru çekildi. Fare ise artık kavanozun ortasında, şişman bir top gibi, keyifle hoplayıp zıplıyordu.

Sonunda bir sabah uyandığında pirinçler bitmişti. Sadece camın soğuk, pürüzsüz dibinde birkaç tane kalmıştı. Fare birden silkindi. “Nereye gitti hepsi?” diye etrafına baktı. Karnı tok, bedeni ağırdı ama şimdi bir şey eksikti: Çıkış yolu. 

Cam duvarlar dümdüzdü, tırmanılacak tek bir çatlak, tek bir pürüz yoktu. Fare bütün gücüyle sıçradı, tırnaklarıyla kazıdı, sırtını dayadı… Hiçbir şey. Günlerce, haftalarca uğraştı. Önce öfkeyle, sonra umutsuzlukla, en sonunda yorgunlukla. Enerjisi tükendi, iradesi kırıldı. Bir köşeye kıvrıldı ve kaderine razı oldu. Cam kavanozun içinde, tok bir halde, sessizce öldü.

Sevgili okuyucularım, bu sadece bir fare masalı değildir. Bu, bizim hikâyemizdir.

Bazen hayat bize o cam kavanozu sunar. Büyük makamlar, bol servet, parlak statüler… Birileri bizi o kavanozun üstüne bırakır. “Buyur, ye, keyfine bak” der. Biz de atlarız içine. Yeriz, içeriz, şişmanlarız.

Çevremizdeki çığlıkları duymayız. Kardeşimizin ihtiyacı, annemizin yalnızlığı, komşumuzun yoksulluğu… Hepsi camın dışında kalır. “Kim ölmüş, kim kalmış, umurumda değil” diye düşünürüz. Pirinçler (yani o makam, o para, o itibar) her geçen gün azalır ama biz fark etmeyiz. Çünkü gözümüz doymuştur, karnımız doludur.

Bir gün bakarız ki kavanoz dibine vurmuş.

Makam gitmiş, servet erimiş, selam veren kalmamış. Etraf bomboş. Cam duvarlar yine aynı: Dümdüz, pürüzsüz, tırmanılmaz. Artık ne dışarı çıkabiliyoruz ne de içerideki eski keyfi bulabiliyoruz. Manen ölmüşüzdür. Bazıları ise o tokluktan daha da ileri gider; gözü o kadar kararmıştır ki, bir kuruş için kardeşini, anne-babasını bile görmezden gelir, hatta vurmaktan çekinmez. Ya da birileri onu vurur. Tokluktan ölmek, işte tam da budur.

Fare öldüğünde kavanoz hâlâ oradaydı. Pirinçler bitmişti ama cam duruyordu. Bizim için de öyle. Hayat devam ediyor. Ama o kavanozdan çıkamayanların ruhu, çoktan camın dibinde kıvrılmış, sessizce sönüyor.

Bu yüzden bazen durup kendimize sormak lazım: Hangi kavanozun içindeyiz?

Pirinçler bitmeden önce tırmanmayı öğrenebildik mi? 

Yoksa şişmanlığımızla birlikte irademizi de mi kaybediyoruz?

Tokluktan ölmek, en acımasız ölümlerdendir. Çünkü beden tok, ruh aç kalır. Ve o cam kavanoz, dışarıdan bakanlara hâlâ çok güzel görünür. İçindekinin öldüğünü ise kimse fark etmez

Nureddin Şimşek


  • 1
    SEVDİM
  • 21
    ALKIŞ
  • 1
    KOMİK
  • 1
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN
İlk kez Bakırhan açıkladı: Öcalan için İmralı'da ev inşa edilmiş!Önceki Haber

İlk kez Bakırhan açıkladı: Öcalan için İ...

Diyarbakır’da "Kürt Milli Platformu Kuruluş Konferansı" düzenleniyorSonraki Haber

Diyarbakır’da "Kürt Milli Platformu Kuru...

Haber Yorumları

  • Mehmet Beke28-03-2026 22:33

    Doğada-yaşamda ders çıkarılacak çok örnek var,ama bencillikten körelmiş gözleri bir şey görmez,sağırlaşmış kulaklar bir şey duymaz,doyumsuzlukan ve duygusuzumuktan bir şey hissetmez.Görmeyen, duymayan;hissetmeyen şey ölüdür. Günümüzde ölüler topluluğunun içindeyiz ve ölüme yaşam karşısında inatla fireniyoruz;çünkü henüz mezarda değiliz.

  • Adnan Varol28-03-2026 19:24

    10

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar