
ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye-Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, İsrail’in İdlib’deki Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’na düzenlediği saldırının perde arkasına ilişkin dikkat çeken bilgiler verdi. Barrack, saldırı öncesinde Türkiye’nin bilgilendirilmediğini, İsrail uçaklarının Türkiye sınırına doğru ilerlemesinin Ankara’da karşılık verme ihtimalini gündeme getirdiğini söyledi.
VANMED HABER MERKEZİ - İsrail’in 18 Ağustos’ta Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib’de bulunan Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’na düzenlediği saldırı, Ankara ile Tel Aviv arasında doğrudan çatışma riskini gündeme getirdi. ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye-Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, saldırının ardından yaptığı değerlendirmelerde krizin nasıl kontrol altına alındığını anlattı.
Barrack’a göre İsrail, saldırıdan yaklaşık altı gün önce Washington’a Türkiye’nin Ebu Zuhur bölgesine asker veya askeri ekipman göndermeye hazırlandığı yönünde istihbarat aktardı. Ancak ABD’nin kendi istihbarat kaynaklarıyla yaptığı kontrollerde bölgede böyle bir Türk askeri hareketliliğine ilişkin doğrulama elde edilemedi.
Barrack, İsrail’in elindeki bilginin Türkiye’nin gelecekte bölgede askeri eğitim faaliyetlerini genişletmeye yönelik hazırlıkları veya görüşmeleri içermiş olabileceği ihtimalini daha güçlü gördüğünü belirtti.
Saldırı öncesi Mossad-Şeybani teması
Saldırıdan önce İsrail ile Suriye arasındaki diplomatik temasların da sürdüğü ortaya çıktı. Reuters’ın aktardığı bilgilere göre Mossad Başkanı Roman Gofman ile Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani 14 Ağustos’ta telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede Türkiye’nin Suriye’deki artan askeri varlığı ve Ankara’nın Şam’a yönelik askeri desteği ele alındı.
Ancak birkaç gün sonra İsrail, Ebu Zuhur Havaalanı’nı vurdu. İsrail yönetimi saldırıyı, Suriye’nin Türkiye’nin bölgede askeri konuşlandırmasına izin vererek mevcut güvenlik düzenini ihlal etme ihtimaliyle gerekçelendirdi. Ankara ise İsrail’in gerekçelerini reddetti.
Türkiye karşılık vermeye hazırlanmış olabilir
Barrack’ın açıklamalarındaki en dikkat çekici noktalardan biri, İsrail’in saldırı öncesinde Türkiye’ye bilgi vermemiş olması oldu.
Barrack, İsrail uçaklarının kuzeye, Türkiye sınırına doğru yöneldiğinin görülmesinin Ankara açısından ciddi bir belirsizlik yarattığını söyledi. Uçakların hedefi ve niyeti konusunda bilgi sahibi olunamaması nedeniyle Türkiye’nin kendi savaş uçaklarını kaldırarak karşılık verme seçeneğini değerlendirebileceğini belirtti.
Barrack, krizin son aşamada iletişim kanalları ve tarafların itidalli davranması sayesinde büyümeden önlendiğini ifade etti. ABD de Türkiye, İsrail ve Suriye arasında yanlış anlaşılmaların ve olası askeri çatışmaların önüne geçmek amacıyla bir çatışmayı önleme (deconfliction) mekanizması kurulması için çalışıyor.
İsrail Türkiye’yi karşılık vermeye mi zorladı?
Barrack, İsrail’in saldırısının arkasındaki niyet konusunda kesin bir hüküm vermekten kaçınırken, Türkiye’nin karşılık vermesini tetiklemeye yönelik bilinçli bir strateji ihtimalinin de değerlendirildiğini aktardı.
Bu senaryo, İsrail ile Türkiye arasındaki gerilimin Suriye sahasında giderek daha görünür hale geldiği bir döneme denk geliyor. İsrail, Türkiye’nin Suriye’deki askeri etkisinin genişlemesinden endişe ederken Ankara, Şam yönetimiyle askeri ve güvenlik işbirliğini sürdürüyor.
Barrack ayrıca İsrail’deki siyasi gelişmelerin saldırının zamanlamasında rol oynamış olabileceği ihtimaline değindi. Ancak bu değerlendirme, kesinleşmiş bir bilgi değil, Washington tarafından üzerinde durulan senaryolardan biri olarak aktarılıyor.
Mossad, ordu ve Netanyahu arasında koordinasyon ihtimali
Barrack’ın gündeme getirdiği bir diğer ihtimal ise İsrail devlet kurumları arasındaki koordinasyon sorunuydu.
Buna göre Mossad Başkanı ile Şeybani arasındaki diplomatik temaslar sürerken İsrail ordusunun farklı bir istihbarat değerlendirmesi üzerinden saldırı kararı almış olması mümkün. Böyle bir senaryoda diplomatik kanallar ile askeri operasyon arasındaki bilgi akışının yeterince hızlı gerçekleşmemiş olması, saldırının neden gerçekleştiğine ilişkin olası açıklamalardan biri olarak öne çıkıyor.
Ancak bu da Barrack’ın ortaya koyduğu bir ihtimal; İsrail kurumları arasında böyle bir koordinasyon sorunu yaşandığına dair kamuya açık kesin bir kanıt bulunmuyor.
Ankara gerilimin büyümesini istemiyor
Barrack, Türkiye’nin kriz sırasındaki yaklaşımının çatışmayı büyütmemek yönünde olduğunu söyledi. ABD’li diplomat, Ankara’nın İsrail’le doğrudan askeri çatışmaya girmek istemediğini ve krizin diplomasi yoluyla çözülmesine odaklandığını belirtti.
ABD de saldırının ardından İsrail’in hamlesini “gereksiz bir tırmanma” olarak nitelendirdi ve taraflara askeri adımlar yerine diyaloğu tercih etmeleri çağrısında bulundu.
İsrail’in saldırısında Ebu Zuhur Havaalanı’nın pisti ve bazı tesisleri hasar gördü. Saldırıda can kaybı bildirilmedi. İsrail’in gerekçesi Türkiye’nin bölgedeki olası askeri varlığı olurken, Türkiye ve Suriye bu gerekçeyi reddederek saldırıyı Suriye’nin egemenliğine yönelik bir ihlal olarak değerlendirdi.






































Yorum Yazın