--°Van
DOLAR47,38
EURO53,95
GRAM6.168
ÇEYREK10.108

Ali BİÇER yazdı: YUSUFÇUK

Ali BİÇER yazdı: YUSUFÇUK
Ali BİÇER yazdı: YUSUFÇUK haberine ait detaylar

Murten gölü kıyısında evi olan bir arkadaş, iki günlüğüne, bizi davet etti. Direk göl kıyısında olan evde çıkıp iskeleye gittim, soyundum ama göle girmek için istek duymadım. İskeleye oturdum. Karşı kıyıya baktım. Gölün karşı kıyısında evler ve evlerin arasında üzüm bağları vardı. Daha uzakta ise Jura dağları gözüküyordu. Kaç gündür yağan yağmurdan sonra güneş gözükmüştü. Güneş ısıtıyordu ama yakıcı değildi. Mutlu bir güneşti.

Siyah, gri ve beyaz bir ördek birbirinin ardına takılmış yüzüyorlardı. Sonra dişi bir ördek iki üç yavrusunu beşine takmış, onların nasıl hayata, ayakta kalacaklarına dair bir şeyler öğretiyor gibiydi. Sonra bir başka ördek yavrularına yanaştı. Anaç ördek hemen önüne dikildi, kavga başladı. Tabi ki anaç ördek kazandı. Zaferle yavruların yanına döndü. “Hayat bazen de ölümüne savaşmaktı” der gibiydi.

Demek ki biraz savaşarak kazanılmıyordu. Sadece karşı taraf daha güçlenmiş oluyordu. Ben kendi deneyimimde öğrenmiştim; işkencede çözülmemenin bir tek yolu vardı, o da ölümü göze almaktı. Biraz çözüleyim orta yolu bulayım dediğin andan itibaren işkenceci kazanıyordu. Bazı şeylerin orta yolu yoktur.

Nobel edebiyat ödülünü alan ilk afroamerikanlı kadın yazar Toni Morrison sevgi konusunda şöyle diyor “Sevgi ya vardır ya yoktur. Az sevgi diye bir şey yoktur” Bir de şimdiye kadar bize hep “zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyi olmayan daha kararlı, daha gözü pek savaşır” diye öğretmişlerdi. Anaç ördeğin kavgasını görünce “tam tersine sahip ya da hâkim olan kazanacak olanda daha acımasız ve daha karalı savaşıyor diye düşünmeye başladım. Öyle olmasaydı biz şimdiye kadar çoktan, en az on kez devrim yapmış olurduk. Çünkü her zaman biraz savaştık.

Şu ördekler ne harika bir canlıdır: yürüyebilir, yüzebilir, bir dalgıç gibi dalabilir, bir balık gibi suyun altında saatlerce yüze bilir ve en güzeli de uçabilir. Bir süre ördekleri izledim.

Yanıma aldığım Nikos Kazancakis in, Zorba romanını açtım okumaya başladım. Zorba karakterinden kendime ait çok şey buluyordum, özellikle kadınlarla olan ilişkisini. Kitabı her zaman okuyabilirdim. Buranın tadını çıkarmalıydım. Sonra kitabi bıraktım.

Eve gittim; bir puro ile bir bardak beyaz şarabi alıp döndüm. Tekrar iskelenin ucuna oturdum. Puromu yaktım, bir nefes çektim üstüne bir yudum şarap içtim. Burnumda üfürdüğüm tütünün dumanı ve boğazımdan aşağı akıttığım şarabın buruk tadı beni mutlu etti. Mutlu olmak için unutmak gerekiyordu. Ne zaman becerdim bilmiyorum ama unutmayı öğrenmiştim. Biri sormadıkça ne altı aylıkken kaybettiğim baba mı, ne sekiz yaşındayken annemin evlenip bensiz gidişini, ne on beş yıllık mahpus hayatımı ne işkenceleri ve ne de idam alışımı hatırlamamaya çalışıyordum.

Suyun içinde keyiflice yüzen balıklara, saçlarını uya akıtan söğütlere, göğe doğru başını uzatan kamışlara baktım. Sanırım insan mutlu olunca kafasındaki mutlu tabloyu oluşturmak için ayrıntıları daha iyi görüyordu. Boşuna Almanlar “şeytan ayrıntıda gizlidir” demiyorlar. Acı insanın gözünü örtüyor mutluluk insanın gözünü acıyor muydu? Bu yüzde mi diktatörler halkının gözü açılmasın diye baskıyı, züllümü ve yoksulluğu değişmez bir kader haline getiriyordu?

Türkiye’de, Yunanistan’da İtalya’da Afrika ve Kana’ dada aşırı sıcaklardan, kuralıktan ya da bazı ülkelerde ki ihmalkârlıktan dolayı ormanlar yanarken İsviçre’de neredeyse bir ay boyunca yağmurlar yağmış nehirler, göller taşma noktasına gelmişti. Ve her zamankinden daha çok ortalıkta sivri sinek üremişti. Gölün üzerinde sağda, solda sivrisineklerle beslenen yusufçuklar uçuyordu.

Bir yusufçuk diğer yusufçuğu yakın takibe almıştı. Sonra üstüne doğru uçtu, kıçını diğerin kıçına değdirdi. İkisi de uçmaya devam etti. Yani hem uçuyor hem sevişiyorlardı. Ama üstteki alttakine ağırlığı binmesin diye kanatlarını çırpmaya devam ediyordu. Hem uçup hem sevişmenin nasıl bir şey olduğunu izliyordum. Hem sevişip hem de birbirlerine ağırlığını yüklememenin ne demek olduğunu görüyordum. Doğa hiçbir olasılığı kaçırmamıştı.

Yusufçuklara büyük bir hayranlık duydum. Hayatlarını biraz araştırdım. Meğer hiçbir şey gözüktüğü gibi değilmiş. Seviştikten sonra dişi yusufçuk erkek yusufçuğu yermiş. Her erkek yusufçuk hayatlarında sadece bir kere sevişirmiş. Yani hadi birazcık sevişeyim hayata kalayım, diye bir şey yok ya sevişir ölürsün ya da o adına cinsel ilişki ya da sevişme denilen büyülü dünyaya hiç yanaşmazsın. Kim bilir belki de asıl hayat nefes alıp vermek değil sevişmenin ta kendisidir.

10 Ağustos 2021

Ali Biçer


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN
Taliban, en büyük ikinci kent Kandahar'ı ele geçirdiÖnceki Haber

Taliban, en büyük ikinci kent Kandahar'ı...

Cari denge 1,13 milyar dolar açık verdiSonraki Haber

Cari denge 1,13 milyar dolar açık verdi

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar