--°Van
DOLAR47,38
EURO53,95
GRAM6.168
ÇEYREK10.108

Ali Biçer yazdı: ARTIK POLİTİK BİRİ 'OLMADIĞIMA' DAİR

Ali Biçer yazdı: ARTIK POLİTİK BİRİ 'OLMADIĞIMA' DAİR
"(...)Birine politik değil demenin kendisi zaten çok saçma. Çünkü politik olmayan insan yoktur. Tarafsızlık bile bir taraf politikasıdır. Etliye sütlüye karışmayan, işinde gücünde olan insanın hayat biçimi bile politik bir tercihtir. Ama biz politik kişi deyince, daha çok, bağıra çağıra düşüncelerini savunan ve başkasına kabul ettirmeye çalışan, tek doğru düşüncenin kendi düşüncesi olduğunu söyleyen, ona buna ders veren, haddini bildiren, sert, keskin ve kaba jargonlu kişiler olarak algılıyoruz."

ARTIK POLİTİK BİRİ 'OLMADIĞIMA' DAİR

Son zamanlarda endirekt bazı duyumlar alıyorum. Artık yeterince politik biri olmadığımı söylüyorlar. Kendimi aşka meşke vermişim. Yorulmuşum, korkmuşum. Eserlerimde toplum sorunları değil daha çok birey sorunlarını işliyormuşum.

Hayatı değiştirenler hayata iz bırakır. Bunu söyleyenlerin çoğunun, hayata varlık ve yoklukları belli olmadığı gibi, imi timi de belirsizdir. Mücadelenin içinde olanların sitem ve eleştirileri bir yerde anlaşılır bir şey ama kendileri günlük hayatları içinde boğuşurken başkasında özveri bekleyenlerin durumu anlaşılır gibi değil. Şunu da belirteyim bu yazı bir cevap değil, konuyu genel bir sorun olarak gördüğüm için işliyorum.

Birine politik değil demenin kendisi zaten çok saçma. Çünkü politik olmayan insan yoktur. Tarafsızlık bile bir taraf politikasıdır. Etliye sütlüye karışmayan, işinde gücünde olan insanın hayat biçimi bile politik bir tercihtir. Ama biz politik kişi deyince, daha çok, bağıra çağıra düşüncelerini savunan ve başkasına kabul ettirmeye çalışan, tek doğru düşüncenin kendi düşüncesi olduğunu söyleyen, ona buna ders veren, haddini bildiren, sert, keskin ve kaba jargonlu kişiler olarak algılıyoruz.

Bunlar araştırmacı değil tepkiseldirler. Bunların bildikleri, özümseme değil, ezberciliktir. Bilgi değişime açıktır, ama ezberi bozmak zordur. Bunlar, bilgiyi dünyasal bir şey olarak değil, kişisel bir şey olarak algılarlar. Ayrıntıları kavramak onlara zor gelir, slogancılığı tercih ederler. Yanlışları ortaya çıkınca sevinecekleri yerde, kişilikleri rencide olur.

Bu tiplerin ikna olmak gibi bir derdi yoktur, başkalarını ikna etmek gibi bir görevi vardır. Bu tipler kitap okumazlar, kitap okusa bile sadece kendi düşüncelerini destekleyen kitapları okurlar.

Bu tiplerin mutlaka bağlı oldukları bir örgütü / partisi ve ölümüne inandığı bir liderleri vardır. Bu lider yaşamıyor da olabilir hiç önemli değil ki genellikle kafalarında kahramanlaştırdıkları bu liderlerin çoğu yaşamıyor. Ve zamanla bu grup ve partilerinden ayrılsalar bile, o eski düşüncelerinden kurtulamaz, hatta bazen daha da keskin olurlar. Bu tiplerin alanına girmediğin sürece, çok demokratik, anlayışlı ve evrensel düşünürler. Alanına girdiğin an birden sekterleşir ve beyinleri durur.

Hocaya sormuşlar “Hocam kaş yaşındasın?” Hoca, “Kırk yaşımdayım” demiş. On yıl sonra yine sormuşlar “Hocam kaş yaşındasın?” Hoca yine; “Kırk” yanıtını verince, “Hocam on yıl önce kırk yaşımdayım demiştin” diye çıkışınca; Hoca, “Erkek adam sözünden dönmez” cevabını yapıştırmış.

Bu tipler, Nasrettin Hoca’nın “erkek adam sözünden dönmez” diyerek tarif ettiği tipler gibidirler. Zamanı, değişimi ve yeni verileri değerlendirip düşünce değiştirmemeyi, politik bir dik duruş ve kemikli bir omurga sanıyorlar.

Oysa kuşku duyulmayan bir düşüncenin bilimselliği yoktur. Bilim kuşkudan doğar ve içinde kuşkuyu koruduğu sürece yaşar! Bilimin kalbi kuşkudur demek hiç de yanlış olmaz. Politik kişinin politik araştırmaları, betimlemeleri, çözümlemeleri neden sel değildir. Bu nedenler zamana, üretim araçları ve üretim güçlerine bağlantılı bir şeydir, bunlar değişince analizler de değişir.

Bin dokuz yüz seksenlerde, örneğin kuzeyli Kürtlerin hemen hemen hepsi Marksist düşünceyi benimsemişlerdi ve Kürt sorununa, doğal olarak, daha çok sınıfsal temelde bakıyorlardı ve kurtuluş teorilerini de ona göre oluşturuyorlardı. Bin dokuz yüz doksanlardan sonra hızla Marksist düşüncede uzaklaşıp Kürt sorununa ulusal bakmaya başladılar. Bu değişimin doğru ve yanlışlığından çok, düşüncelerin zamanla nasıl değiştiğini göstermek için verdim bu örneği.

Gençliğimde dünyanın sınıf farklılıkların ortadan kalkmasıyla güllük gülistanlık olacağını düşünüyor ve o düşüncelerim doğrultusunda mücadele ediyordum. Bugün, 14 yaşında vejetaryen olan kızım ise, sınıf ve ulusal sorundan çok dünyanın hızla kirlendiğini, ısındığını ve buzulların eridiğini, bir an önce önlem alınmazsa dünyanın yaşanılmaz hale geleceğini savunan bir aktivist.

Cezaevindeyken bazı kalabalık gruplar kapı dövme kararı alırlardı. Tekmelerle yumruklarla kapıya girişirlerdi. Gürültüden beynimiz çatlardı. Eylemi doğru bulmadığım halde korktu, direnmedi demesinler diye ben de gider birkaç tekme atar ve yumruk sallardım. Vallahi artık o günler geçti.

Birleri bana politik diyecek diye, kırk yıl önce savunduğum şeylerin değiştiğini ve günümüze uygun düşmediğini bildiğim halde, bir zamanlar savundum diye o estetik ve derinlikten uzak düşünceleri hâlâ kaba saba sözlerle yazacak ve bağıracak değilim. Artık benim hakkımda kim ne dedi diye bakacak yaşı geçtim. Her ırmak yatağının belirlediği kurallarca akar! Ben de kendi usulümce yoluma devam ediyorum. Ardımda kalanlar ancak arkamdan konuşabilirler, çünkü yan yana değiliz.

09 Kasım 2022 / Ali Biçer


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN
Van'da metamfetamin ve esrar ele geçtiÖnceki Haber

Van'da metamfetamin ve esrar ele geçti

Dövizde son durum!Sonraki Haber

Dövizde son durum!

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar