--°Van
DOLAR47,38
EURO53,95
GRAM6.168
ÇEYREK10.108

Ali Biçer, Murat Mutlu'yu yazdı: 'Sözüm söz romanını yazacağım'

Ali Biçer, Murat Mutlu'yu yazdı: 'Sözüm söz romanını yazacağım'
"(...)Cezaevinde her şeysiz olunur ama aşksız olunmaz! Hiç kimse yoksa o zaman hayalinde birilerini yaratırsın, aşkı kendi içinde yaşarsın. Ama senin âşık olduğunu duymadım. Ne mektup aşkın vardı ne de hayalinde. Sen içeriye düşmeden önce evliydin. İçerdeyken öğrendin eşin ve bir çocuğunun mantar zehirlenmesinden öldüğünü, diğer iki çocuğunun zor kurtulduğunu. Eşin Şemse’ye olan aşkın hiç bitmedi. O ölmüş bile olsa, yaşıyormuş gibi içinde varlığını korudun."

Ah be dostum!

Son bir kez daha birbirimizi göremeden gittin. Bu, benim ihmalkârlığımdan kaynaklandı, senin suçun yoktu.

Ah! şu, bugün olmazsa yarın olur diye diye, dostlarımızı ihmal etmek yok mu. Oysa bugün olmayan şey, yarın hiç olmuyor.

Hani; halk arasında kullanılan “kadersiz” deyimi var ya, sanki bu senin için söylenmişti. Kaderin bir türlü düzelmedi.

Ben hep derim, “herkes kendi yolunu kendi yapar” diye. Hayatta başarısız olan bir insanın daha çok kendisinin sorumlu olduğunu düşünürüm. Ya tembeldir, ayyaştır, kumarbazdır, hayatında tek kitap okumadığı için aklı gelişmemiştir ya har vurup harman savuruyordur ya kadın kız peşinde evin yolunu bulamıyordur. Bu tür insanların doğal olarak burunlarının sürtmesinin arkası gelmiyor.

Ama sen böyle değildin. Çok zekiydin; cezaevinde bulabildiğin kırık dökük tellerle, eski radyo artıklarıyla telsiz yapabiliyordun, çok iyi bir radyo yapıp değişik kanalları izleyebiliyorduk. Bunu nasıl beceriyordun, aklım hiç ermezdi.

Kitap okuyordun, Newroz Ateşi’ne ve daha sonra çıkan dergilere oturaklı ve etkileyici yazılar yazıyordun. Çok tartışmalara girmezdin, konuştuğunda ise farklı şeyler söylerdin.

Çok sosyaldin, herkes aynı ve iyi olmasa da herkesle ilişki kurmasını biliyordun. Tıpkı ismin gibi hep mutlu gözükürdün. Ve hep gülümserdin, gülerdin konuştuğunda, hayatın çok ciddi olduğunu bilirdin ama yine de hayatı tiye almayı becerirdin. Sorunlarını çok seyrek anlatırdın, anlattığında ise şaka ile karışık anlatırdın. Hani sen bir filmi görmüşsün, biz de gideceğiz; heyecanımızı ve merakımızı yok etmemek için önemli bir iki sahneyi anlatırdın, filmin sonunu hiç anlatmazdın.

Cezaevinde her şeysiz olunur ama aşksız olunmaz! Hiç kimse yoksa o zaman hayalinde birilerini yaratırsın, aşkı kendi içinde yaşarsın. Ama senin âşık olduğunu duymadım. Ne mektup aşkın vardı ne de hayalinde. Sen içeriye düşmeden önce evliydin. İçerdeyken öğrendin eşin ve bir çocuğunun mantar zehirlenmesinden öldüğünü, diğer iki çocuğunun zor kurtulduğunu. Eşin Şemse’ye olan aşkın hiç bitmedi. O ölmüş bile olsa, yaşıyormuş gibi içinde varlığını korudun.

(...)

Aşk sadece birbirine bakmak değil, aynı zamanda aynı yöne bakmaktır söylemini gerçekleştirdin. On beş yıl cezaevinde kaldın. İflas eden Yahudi tüccarı gibi eski defterleri karıştırıp onu bunu ve kendini suçlamadın, aslanlar gibi yattın.

Çıktıktan sonra kendine yeni bir yuva kurdun, yine şalgam satarak geçimini sağlamaya çalıştın. Yeniden çocuğun oldu ama kadersizliğin peşini bırakmadı. İki yakan bir araya gelmedi. Bu yetmiyormuş gibi bir de hastalık yakana yapıştı. Dedim ya sorun yaptığın yolda değildi üstadım, sorun yolunun hep dik yokuşlardan ve uçurumun kıyılarından geçmesiydi.

(...) 

Ama artık yazdığım yazıların altına kim “Ali Emmi” diyen başlayan yorumlar yapıp beni gülümsetecek. Ah benim yakışıklı yoldaşım; yolun açık olsun!

Not: Israrım üzerine hayatını daktilo edip bana verdin ve sözüm söz romanını yazacağım.

Ali Biçer


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN
VBB'den engelli toplantısına ulaşım desteğiÖnceki Haber

VBB'den engelli toplantısına ulaşım dest...

Van'da 10 ayda ekmeğe ikinci zamSonraki Haber

Van'da 10 ayda ekmeğe ikinci zam

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar