
"(...)Her bir sözün, her bir yazının, her bir resmin ‘istihbarat’ adına peşinen didik didik edildiği bir ülkede böyle bir şarkı yapıldığını yeni mi öğrendik gerçekten?"
Garip bir toplumuz vesselam…
Sezen Aksu 2017 yılında Adem ve Havva’nın da adının geçtiği bir şarkı seslendiriyor, bu seslendirme olayı her yıl, her ay, her gün devam ediyor, yani yaklaşık 6 yıl, ama biz bu sesi 2022’de duyuruyoruz!
Hakikaten de öyle mi, şimdi bu kadar abartılan bu şarkının sözlerinin ne anlama geldiğini yeni mi fark ettik?
Her bir sözün, her bir yazının, her bir resmin ‘istihbarat’ adına peşinen didik didik edildiği bir ülkede böyle bir şarkı yapıldığını yeni mi öğrendik gerçekten?
Bu sözlerin Adem ve Havva’ya hakaret olduğu Müslüman bir ülkede, ki iktidarın daha bir Müslüman olduğu iddiasında olduğu bir ülkede 6 yıl sonra mı fark edildi?
Hiç sanmıyorum.
Bu düpedüz eldeki malzemeyi değerlendirme sanatıdır.
Seçimler yaklaştı, herkes artık ülkenin heybesini karıştıracak, içinde biriken kırıntıları bir bir ayıklayacaklar, herkes işine geleni önümüze koyacak, bağırıp çağıracaklar.
Biri dil koparacak, biri kulak kesecek, bir teneke takacak, biri idam ipi gösterecek, artık Allah ne verdiyse…
Kusura bakmayın ama hiç de samimi değilsiniz, bu Sezen Aksu olayında siz bunu Adem ve Havva’nın savunusu için değil biraz daha fazla oy toplamak ve hatalarınızı örtmek için yapıyorsunuz, bu çok belli.
Biri kuyuya taş attı, siz de krizi fırsata çevirme peşindesiniz, hepsi bu.
Herkes herkesin icraatlarıyla ne kadar dindar, ne kadar halkçı, ne kadar adil, ne kadar haktan hukuktan yana olduğunu biliyor oysa, hiç kendinizi zorlamanıza gerek yok.
Adem ve Havva değil ama galiba bu halk ‘cahil’ size göre, çal kavalı sürü halinde gelsinler…
Ve tabi ülkenin heybesi karıştırılınca olan da en çok söz söyleme yeteneği olana oluyor; sanatçıya, gazeteciye, yazara… Bir linçe tabi tutulurlar, hedef gösterenin pozisyonuna göre muamele görürler bu linç olayı sırasında. Hedef gösteren ülkenin önemli bir ismiyse ya hapsi boylarlar, ya sürgüne kaçarlar Ahmet Kaya gibi ya da Hrant Dink ve birçok örnekteki gibi toprağa düşerler…
Şimdi Sezen Aksu’ya olan da böyle bir örnektir, şarkıda söyledikleri doğru ya da yanlış, yerli ya da yersiz, sanata dair ya da değil ama bunu 6 sene sonra gündemleştirmenin altında yatanın şarkının sözleriyle ilgili olmadığı o kadar açık ki!
Nasıl ki Ahmet Kaya şahsında o dönemin bir gereği yerine getirildiyse, Hrant Dink'in mutlaka öldürülmesi gerektiyse, Sezen Aksu şahsında da yapılan budur, daha fazlası değil.
Yoksa Sezen Aksu 2017 yılında farklı bir gezegende yaşamıyordu, Adem ve Havva’yı da 2022 yılında öğrenmedik.
Bu sadece canım sıkıldı, tatmin olayım, ben de bir şey söylemiş olayım diye kaleme aldığım bir yazı değil, ben her bir yazımda ‘çözüm ne?’ sorusunu sormayı seven biriyim, çünkü sorunu tespit etmişseniz yazınızda çözüm konusuna da işaret etmeniz gerekiyor.
Evet, soruyorum, ‘çözüm ne?’
Sanatçıyı, gazeteciyi, yazarı, aydını her defasında hırpalamak, günah keçisi etmek, susturmaya çalışmak zamlara, işsizliğe, ülkenin çözümsüz kalan önemli sorunlarına çözüm oluyor mu?
Oldu mu bugüne kadar?
Olmadıysa, yoksa söylenenler doğru mu, iktidar-muhalefet bütün bu yaptıklarınız bazen çok sıradan bir olayı abartıp, katakulli edip koltuk uğruna yaptığınız bir şey mi?
Ve eğer öyle ise, bu insanlar halen sizin için dertleniyorsa, bir dediğinizi iki etmiyorsa demek ki gerçekten haklıymışsınız 'cahil' olan Adem ile Havva değil, kendini 'modern' diye bilen çocuklarıymış!








































Yorum Yazın