
Nureddin Şimşek yazdı...
Bugün, 29 Temmuz 2026. Tam 83 yıl önce, Van’ın Seray ve Özalp ilçelerine bağlı köylerde yaşanan ve tarihe “33 Kurşun Katliamı” olarak geçen insanlık dışı olayın yıl dönümü. Ahmed Arif’in yüreklere kazınan dizeleriyle ölümsüzleşen bu katliam, sadece 33 masum köylünün hayatına mal olmakla kalmadı, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin hafızasında derin ve kapanmaz bir yara açtı.
1943 yılının o kara gecesinde, “sınırı ihlal ettikleri” gerekçesiyle gözaltına alınan 33 köylü, dönemin 3. Ordu Komutanı Orgeneral Mustafa Muğlalı’nın emriyle İran _Türkiye sınır hattında bulunan Sefo Deresi’ne götürülerek elleri arkadan bağlı bir şekilde kurşuna dizildi. Bu olaydan tek sağ kurtulan köylü bile, aldığı yaralar nedeniyle kısa süre sonra hayatını kaybetti.
Olayın ardındaki gerçekler, yıllar sonra bazı askerlerin vicdan azabına dayanamayıp askeri mahkemede verdikleri ifadelerle gün yüzüne çıktı. Köylülerin ahırlara kapatılıp eziyet gördüğü, hatta sırtlarına eyer vurularak aşağılandığı tüyler ürpertici detaylar, insanlık onurunun nasıl ayaklar altına alındığını gözler önüne serdi.
Özür ve Anıt Talepleri Büyüyor..
Katliamda 16 akrabasını yitiren Cüzeyri Özkaplan’ın ve Seray Belediye Eşbaşkanı Davut Acar’ın bu yıl dönümünde dile getirdiği talepler, 83 yıldır süregelen acının bir yansıması. Özkaplan, “Devletin halktan özür dilemesi gerekiyor. Bir anıt yapılırsa insanlar içine bir su serpilir” derken, Acar da “Bölgeye bir anıtın yapılması bu barış sürecine katkı sunacaktır” ifadeleriyle ortak bir beklentiyi dile getiriyor: Geçmişle yüzleşme ve mağdurların acılarının bir nebze olsun dindirilmesi.
Anıt yapılması talepleri daha önce reddedilmiş, katliamın yaşandığı Sefo Deresi bölgesi halen askeri yasak bölge olarak kalmıştır. Bu durum, katliamın halkın hafızasından silinmek istendiği algısını güçlendirmektedir. Ancak Ahmed Arif’in dizelerinde de belirttiği gibi, "biz bunu ne olursa olsun diri tutacağız."
Hesabı Sorulmayan Bir Katliamın İronisi.
Katliamın emrini veren Mustafa Muğlalı, yıllar sonra mahkemeye çıkarılmış, idama mahkûm edilmiş ancak yaşı nedeniyle cezası hapse çevrilmiş ve kısa süre sonra serbest bırakılmıştır. Daha da acısı, katliamın hesabı sorulmadı.
Unutulmamalıdır hesabı sorulmayan her katliam yeni bir katliamın sebebidir. Katliamın yıldönümünde katledilenlerin acısını yüreğimizde hissediyor,anıları önünde saygı ile eğiliyor ,katliamcı zihniyeti bir kez daha lanetliyoruz








































Yorum Yazın