--°Van
DOLAR49,40
EURO55,65
GRAM6.645
ÇEYREK10.817

Prof. Dr. Ahmet ÖZER yazdı: Korku ve Gelecek

Prof. Dr. Ahmet ÖZER yazdı: Korku ve Gelecek
Prof. Dr. Ahmet ÖZER yazdı: Korku ve Gelecek haberine ait detaylar

Bugün insanoğlunun kitlesel olarak yaşadığı en büyük şey korku’dur. Korku, para, onur ya da umut gibi sonradan öğrenilen duygulardan değildir. Korku ana duygularımızdan biridir. Misal, umut öyle değil, onu sonradan öğreniyoruz. Korku duygusu çok güçlü bir duygudur. Harekete geçtiği taktirde insanı eyleme yöneltir. Bunun sonucunda iki yol çıkar önünüze: Ya kaçarsınız ya da kavga edersiniz.

Korku öyle bir duygu ki kimi zaman insanları tutsak ediyor. Tutsaklık sadece zindanda olmaz, bazen beyinde de olur. O nedenle zorbalar, diktatörler insanların beynine hitap eder, ya da yaptıklarını göstererek onları bir korku sarmalına sokarak, sonunda her türlü eylemlerine biat eder hale getirirler. Böylece koca bir ülke korku temelinde eşitlenir, ve tutsak hale gelir. Tutsaklığın panzehiri ise özgürlüktür. Bu nedenle genelde herkes özgür olamayıncaya kadar kimse tek başına özgür değildir. Fakat dünya hızla değişiyor, çoğu şey bu hız karşısında takip etmek çok zorlaşıyor. Sadece insanlar değil şimdi de makinelerin insanlara yapacaklarının endişesi sardı insanoğlunu.
Evet, her şey ama istisnasız her şey çok hızlı değişiyor. Öyle ki kısa bir süre sonra yasakladığımız her şey uzun bir süre önceye ait olacak. Eğer önlem alamazsak son pişmanlık fayda etmeyecektir. Biyolojik varlıkla teknolojik yapıların entegrasyonu ile ortaya çıkan sayborg’lar belki de yakın bir gelecekte bizi yönetecek. Çünkü biz, kendi ellerimizle yeni dünyanın yeni tanrılarını yarattık. Onlar da tanrı olmanın doğası gereği insanları oyuncaklar gibi kullanıyorlar. Biz böylece kendi ellerimizle dünyanın sonunu getirmiş olacağız!.

Dünyanın sonu bu anlamda nasıl gelebilir? Kanımca insan kaynaklı, dünyanın sonu beş şekilde gelebilir: 1-Yapay zeka ve türevlerinin ortaya çıkaracağı yeni durum 2- Bir deney sonucu biyolojik silahın patlaması ya da bir ölümcül mikrobun yayılması sonucu dünyanın yok olması, 3- Cern benzeri bir deneyin patlamasının yol açacağı bir kara delik 4- İklim değişikliği 5- Nükleer bir savaş .

Sadece bunlar da değil, daha bu son gelmeden, algoritmaların devreye girmesiyle insan soyu işsiz ve tatminsiz kalacak. Küçük seçkin bir zümre her şeyi tekeline alıp yönetebilecek. Bu konuda yapılan araştırmalar, çok değil 2030 yılında 3 milyar insan işsiz kalacağını gösteriyor. Bu bile insanoğlunun kıyameti, kavgası için yeterli değil mi?
Bu makine aşkı ölümcül. İnsanoğlunun bu gidişatının nerden bakarsanız bakın bir yönü, bir yeri eksik. Yapılan işlerde genellikle ya akıl var duygu yok, ya duygu iş başında akıl işlemiyor. Bize, ne duygusuz akıl, ne de akılsız duygu lazım. İkisi de tek başına iyi bir işe yaramaz. Çünkü akılsız duygu kör, duygusuz akıl ise sağır ve vicdansızdır.
İnsanoğlu bunları bir kenara bırakıp hırsının ve nefsinin kurbanı olmaya gidiyor. Aç gözlü kurtlar gibi sonu nasıl olacak diye düşünmeden önüne gelen her şeye ilerleme adına saldırıyor. Bu hırs bu dizginlenemeyen nefs böyle giderse muhakkak onu tüketecektir. Çünkü tatminsiz nefs huruç edince akıl rücu ediyor. Aklın zıddıdır nefs. Çoğu kez aklını kullanmayanlar nefsini, arzu ve isteklerini kullanır, onları tatmin etmek için her aracı kullanırlar Böylece, aklını kullanmayan biri nefsine teslim olur, onun emrine girer. Ve böylece bir Amok Koşucusu gibi hem rastladığı herkesin hem de sonunda kendinin sonunu getirir.  

Oysa düşünmeliyiz: Akıl zaten bağ kurmak demek değil mi? Düşünmekse kavramlar arasında ilişkili kurmak. O halde neden bağ kurmuyoruz. Niçin bizi felakete götüren süreci görmüyoruz. Bir insanın tarihinde kırk elli yıl uzun bir süre olabilir, ama dünya tarihinde üç beş asır, evrende ise kırk elli asır küçük bir zaman dilimidir. Felaket bize yetişmeyecek diye evlatlarımızı, bizden sonrakileri feda mı edeceğiz?
Çok akıllı olduğumuzu ileri sürüp kendi kendimizi kandırmayalım. Çünkü akıl yalan söyler ama fizyoloji asla. Bugün bir deve kuşu politikası güdüyor gücü elinde bulunduranlar, bilimi de kendilerine yalancı şahit tutarak. Oyuna gelmeyelim. Çünkü vakit gelip de irade ile biyoloji çatıştığında mutlaka biyoloji kazınacaktır. O gün gelmeden şimdiden tedbir almak elzemdir. 

Peki tedbir nedir? Tank top mu? Gene ilerleme teknoloji martavallarına sarılıp mücadele edeceğin şeye dönüşmek mi? Hayır kanımca çare sanattır. Schiller “insanı yaratan doğadır, insan eden ise sanattır” der. "Sanat var olan dünyaya karşı bir öfke uyandırmalı: politik bir duygu olarak öfke.”, der bir filozof. Turanlı şöyle söyler: “Ama bununla da yetinmemeli. Bu dünyanın yıkımına yönelik bir arzu da uyandırmalı… Sanat mağduru isyankara, mağdurun ıstıraplarını adil bir dünya umuduna dönüştürür. Var olan dünya bizlere mümkün olan dünyaların en iyisiymiş gibi sunuluyor. Daha da kötüsü, sunulan bu dünya memnuniyetle kabulleniliyor. Sanat buna itiraz eder. İtirazını 'bütün zamanların hoşnutsuzları' adına dile getirir."


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN
Soylu: Demirtaş teröristtir, AİHM kararının hiçbir anlamı yokturÖnceki Haber

Soylu: Demirtaş teröristtir, AİHM kararı...

Merkez Bankası politika faizini yüzde 17'ye çıkardıSonraki Haber

Merkez Bankası politika faizini yüzde 17...

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar