--°Van
DOLAR49,77
EURO55,83
GRAM6.424
ÇEYREK10.534

Kılavuzu keçi olanın sonu mezbahanadır

Kılavuzu keçi olanın sonu mezbahanadır
Nureddin Şimşek yazdı...

Mezbahada koyun sürüsü kapıda direnir. Korku, koku, dar koridor… Hiçbiri istemez içeri girmeyi. İşçiler zorlar, bağırır, iter; sonuç değişmez. Ta ki boynunda süslü bir çan takılı, iri, gösterişli bir keçi öne çıkana kadar. Keçi kendinden emin adımlarla, çanını neşeyle çala çala koridora girer. Koyunlar peşine takılır. “O gidiyorsa güvenlidir” diye düşünürler. Keçi sürüyü kesim kapısına kadar getirir, sonra gizli yan kapıdan çıkarılır.

Önüne bir avuç taze arpa konur. Koyunlar içeride kalır.
Bu, hayvancılıkta gerçekten uygulanan “kılavuz keçi” yöntemidir.
 
Bir zamanlar Nevşehir'de 8 yıl boyunca kurbanlıkları peşine takıp kesim merkezine götüren 'boncuk' isimli keçi basında viral olmuştu

Ama hikâye burada bitmez. Aynı sahne, farklı kostümlerle, insanların arasında da tekrarlanır.

Günümüz siyasetinde de bazı figürler, boynundaki çanı neşeyle sallayarak yürür. Vaazlar, vaatler, “kurtuluş”, “zafer”, “milli onur”, “tarihî misyon”… Hepsi o çanın sesidir. Halk, sürü psikolojisiyle peşine takılır. Çünkü öndeki “cesur”, “kararlı”, “bizden” görünür. 

Oysa keçi, bir avuç yem için yürür: iktidar, rant, makam, prestij, uluslararası masada yer, kişisel güvenlik ya da ideolojik doyum.

Sürünün varacağı yer ise savaş, yıkım, yoksulluk, ölüme giden yollardır.
Sahte liderliğin en tehlikeli yanı, sürünün içinden gelmesidir. Dışarıdan gelen bir düşman kolay fark edilir. Ama “bizim keçi” diye bilinen, aynı dili konuşan, aynı bayrağı sallayan, aynı duyguları okşayan figür, direnci en hızlı kırar. Koyunlar “o da bizim gibi” diyerek takip eder.

Sorgulamayı “ihanet”, tereddüdü “korkaklık” diye yaftalayanlar, çanın sesini daha da yükseltir. Böylece halk, kendi iradesiyle değil, peşine takıldığı figürün çıkarıyla hareket eder.

Tarih bu sahneleri defalarca sahnelemiştir. Bir avuç yem uğruna milyonlarca insanın sürüldüğü savaşlar, iç çatışmalar, “kutsal dava” adı altında yürütülen yıkımlar… Hepsi aynı mantıkla işler: Lider önde yürür, halk arkadan gelir, lider yan kapıdan çıkar, halk içeride kalır.

Günümüzde de aynı mekanizma, farklı coğrafyalarda, farklı ideolojilerin ambalajıyla çalışmaya devam ediyor. İnsanlar “kahraman” sandıkları figürlerin peşinden, kendi çocuklarını, kendi geleceklerini, kendi canlarını riske atıyor. 

Çünkü çan hâlâ çalıyor ve sürü hâlâ takip ediyor.

Bu hikâyenin asıl dersi şudur: Sorgulanmayan itaat, en pahalı yanılgıdır. Sahte lider, halkı “kurtarmak” iddiasıyla yola çıkar; aslında kendi çıkarını kurtarır. Gerçek liderlik, sürüye “beni takip edin” demek değil, sürünün kendi aklıyla yürümesini sağlamaktır. Bir avuç yem uğruna ölüme götürülenlerin hesabını sorabilmek, ancak çanın sesini duyup “bu keçi nereye gidiyor?” diye sormakla başlar.

Koyun sürüsü mezbahaya girerken keçi dışarıda arpasını yer. İnsanlar da aynı sahneyi izlemeye mahkûm değildir. Yeter ki peşine takıldıkları figürün boynundaki çanın kimin çıkarına çaldığını sormaya cesaret etsinler.


  • 0
    SEVDİM
  • 5
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN
ASAL anketi: Kararsız seçmen yüzde 18,8 ile ilk sıradaÖnceki Haber

ASAL anketi: Kararsız seçmen yüzde 18,8...

YBŞ’den 2 bin kişi Irak güvenlik güçlerine katılıyorSonraki Haber

YBŞ’den 2 bin kişi Irak güvenlik güçleri...

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar