--°Van
DOLAR49,74
EURO55,75
GRAM6.434
ÇEYREK10.533

Ali BİÇER yazdı: "SEVGİ SINIR TANIMAZ"

Ali BİÇER yazdı: "SEVGİ SINIR TANIMAZ"
"Kürt toplumu müstehcenliğe ve komediye önem veren bir toplum, bunu şarkılarında, manilerinde, masallarında ve günlük hayatta yaptıkları sohbetlerde ve birbirlerine anlattıkları anılarında görmek mümkün ama her ne hikmetse Kürt medyasını ve Kürt kökenli yazarların eserleri okuduğunda insan gırtlağına kadar acının içine düşmüş hissediyor, tamam kardeşim acılarımız çok ama sadece acıya sarılarak ileriye yürünmüyor. Boşuna insanlık daha iki bin yıl öncede tiyatro çadırlarını komedi ve drama direklerin üzerinde kurmadı. M. Kalman yazarken ciddiyeti elde bırakmasa da zaman zaman komedinin hakkını verdiğini de söylemeliyim."

Bu M. Kalman ‘ın öykü kitabının adı. M. Kalman aslında bir tarihçi. Tarih konusunda, hem de en aktüel konular hakkın da birçok değerli kitaplar yazmış biri.

“Sevgi Sınır Tanımaz “ise bir öykü kitabı. Bilindiği gibi her şeyin türleri olduğu gibi sevginin de türleri var. Sevginin sınır tanımaması sadece, bir kadının sevdiği erkeğe, erkeğin sevdiği kadına kavuşmamakla ilgili değil.

Tasavvuftaki sınır tanımayan sevgi Allah’ın varlığını yakınlaştıran bir yoldur.

Birde enternasyonalizmin sevgisi ile sınır tanımayanlar var; E. Hemingway’ın “Çanlar Kimin İçin Çalıyor” romanında konu ettiği; İspanya iç savaşı (1936-1939) sırasında Cumhuriyetçilerin saflarında savaşmak için giden George Orwell, Thomas Mann’ın çocukları Erika ve Klaus ve C. Caudwell gibi dönemin ünlü aydın ve sanatçıların sınır tanımaması, Enternasyonalizm sevgisi deyince sınır tanımama konusunda Che Guevara ‘hatırlamamak mümkün mü?

M.Kalman’nın “Sevgi Sınır Tanımaz “ da değindiği ise ülkelerin etrafını çeviren sınırlarını aşma değil ülkesinin ortasında geçen sınırları aşma konusunda bir tanımama olgusunu kullanıyor.

Kitabı okurken aldığım notları buraya aktarmak istiyorum.

İşin doğrusu kolay okunan bir kitap değil, yani A. Çehov ya da bir Sait Faik Abasıyanık’ ın bir öyküsünü okur gibi okunmuyor, kolay okunmuyor derken konuların sıkıcı olduğu anlamında söylemiyorum tam tersine her bir öyküsü insanın önüne şimşek düşmüş gibi insanı alt üst ediyor. Demek istediğim kullandığı akademik dil ve yazım yöntemi. Yazım biçimi olarak Bilge Karasu ‘yu çağrıştırır. Bilge Karasu nasıl ki Post modern Romanın Türkiye’deki önemli ilk isimleri arasında ise eminim M. Kalman’da Post modern öykücülüğün önemli isimleri arasında anılacaktır.

İnsan M. Kalman ‘ ın öykülerini okurken kimi paragraf ve cümlelere takılıyor, kolay okunup geçemiyor adeta çakıl diken dolu bir yolda yürüyorsunuz, bu durum sadece insanın ayaklarına dolanıp okumayı yavaşlatmıyor, bazen de insanın yüreğine batıyor, yüreğini kanatıyor. Bilincimizi küçük bir göl olarak düşünürsek işte kimi cümleler kocaman demir kütleler halinde bu gölün yüzeyine yağıyor ve dibe batıyor. Kitabin kapağını kapatsak bile bilincimizin dibine çöreklenmiş o sayısız taş yazıtlarına benzeyen demir kütlelerle beraber dolanıyoruz, peşimizi bırakamıyor, unutamıyoruz kolay kolay

Her bir öykü roman tadında, belki de bu yüzde öykü dilinden çok roman dilini kulanmış.

Kitabin başlığında “Kürt, Ermeni, Asur ve mülteci hikayeleri “yazmış. İnsan ister istemez 184 sayfalık bir kitaba bu kadar geniş yelpaze de hayat hikayesi sığdırabilir mi diye düşünüyor ama sığdırmış hem de bütün tat ve renkleriyle.

Bilindiği gibi kimi yazarlar yazdıklarıyla kendisi çok farklı olabilir. Örneğin Aziz Nesin, çok komik şeyler yazdığı halde normal sohbetlerinde çok ciddi biri olduğu söylenilir. Ben de izlediğim kimi programlarında hiç komik bir yanını bulamamıştım. Ama Yaşar Kemal ‘in sohbetinin de yazdığı gibi olduğunu diyenler var. M. Kalman tanıyanlar bilir sürekli gülümseyen ve gülen biridir. Hayatı gözlerini kapatarak karanlık içinde yaşamaz tam tersine gözleri hep açıktır ve hayatın tuhaf ve acımasızlıklarını komik olanla aşmaya, yaşamaya çalışır. Hikâye kitabında yer yer bunlar olsa da ciddiyet biraz ağır basmış. “Sevgi Sınır Tanımaz “ kitabını Kürtçeye çeviren arkadaş bana “M.Kalman 78 kuşağının ruh halini iyi verdiğini söyledi. ” Söz konusu 78 kuşağı ise ciddiyeti garipsenmez evet çeliği dövmüş, taşı öğütmüş yek pare mermer gibi pürüzsüz duruşu olan bir kuşaktan söz ediyoruz.

Kürt toplumu müstehcenliğe ve komediye önem veren bir toplum, bunu şarkılarında, manilerinde, masallarında ve günlük hayatta yaptıkları sohbetlerde ve birbirlerine anlattıkları anılarında görmek mümkün ama her ne hikmetse Kürt medyasını ve Kürt kökenli yazarların eserleri okuduğunda insan gırtlağına kadar acının içine düşmüş hissediyor, tamam kardeşim acılarımız çok ama sadece acıya sarılarak ileriye yürünmüyor. Boşuna insanlık daha iki bin yıl öncede tiyatro çadırlarını komedi ve drama direklerin üzerinde kurmadı. M. Kalman yazarken ciddiyeti elde bırakmasa da zaman zaman komedinin hakkını verdiğini de söylemeliyim.

İlk öykü ya da romanlarını yazan yazarlar genelde kendilerinde başlayarak yazdıklarında daha başarılı olduğu söylenilir. M.kalman ise kendisinde değil daha çok çevresinde başlamış yazmaya. Her şekli ile belli oluyor ki bunlar sadece hikâye değil hepsi yaşanmış ve acılar tarihinin sayfalarında yerini almış hikâyeler, dostların ve arkadaşlarının anılarında derlediği açık.

Hayatın imgesi hayatın gerçekliğinde daha cazip gelir bize, M. Klaman ‘ın hikayelerin de ki gerçeklik ve yaşanmışlık önümüze konan bir kilo şeker gibi değil, yani şekeri yemek zorunda kalmıyoruz, elmanın içinde ki şeker gibi…

Genelde okuduğumuz çoğu roman, öykü ve hata şiir bize çok yabancı gelmez sanki o olmasa da onun bir başka versiyonunu, okumuş ya da duymuşuzdur. M. Kalman’ ın öyküleri böyle değil eminim ki çoğunun konusunu hayal bile edemeyeceğiniz kurgu ve içeriğe sahip bu kitapta daha hiç karşılaşmadığınız insan hallerini göreceksiniz. İnsan bu öykü kitabını okuyunca hani derler ya “Bu güneşin altında söylenmemiş söz kalmamış “diye, meğer ne çok söz varmış söylenmemiş.

Yazar kitabini annesine adamış. “Sevgi Sınır Tanımaz “ bir anneye adanan bir kitapla kitabın, adı bu kadar mı örtüşür.

Kitabin son cümlesi şöyle: “Keşke dediğin gibi tiyatro olsaydı.” İnsan ister istemez kitabın bu son cümlesinden sonra şöyle diyemeden edemiyor;” Burada yazılanlar keşke sadece birer hikâye olsaydı.”

“SEVGİ SINIR TANIMAZ “

(HİKAYE)

M. KALMAN

DARA YAYINLARI

A. Biçer


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN
Sedat Peker: AK Parti hakkında yazı yazmaması için bir gazeteciyi uyardımÖnceki Haber

Sedat Peker: AK Parti hakkında yazı yazm...

Sedat Peker Perşembe günü de video yayınlayacak; Osman Kavala detayıSonraki Haber

Sedat Peker Perşembe günü de video yayın...

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar