
“PKK’yi Tasfiye Süreci”yle ilgili kendisini eleştiren ülkücülere ABD ve İsrail’in İran’a yönelik müdahalesini işaret ederek “Şimdi anladınız mı neden bu süreci başlattık?” diyen Devlet Bahçeli hakikaten çok haklı.
Anlamamışlar; ne ülkücüler ne DEM Partililer....
Anlamamışlar ki devletin Newroz kutlamalarındaki tutumuna da anlam verememişler.
Van’da dün Newroz alanına gitmek isteyenlerin üst başları arandığı gibi GBT uygulamasına tabi tutuldu. Kürt ulusal renklere ‘paçavra’ diye el konuldu. Kadınların makyaj malzemeleri dahi ellerinden alındı.
DEM Parti Eşgenel Başkanı Tuncer Bakırhan uygulamaya kızdı, bir süre görevlilerle tartıştıktan sonra, arkadaşlarına da öfkelenerek kendisini getiren partinin otobüsüne geri döndü.
Şu GBT uygulaması olağanüstü hal şartlarında olan bir şeydi, hatta birkaç sene önce oldukça sert geçen Newroz kutlamalarında bile ben böyle bir uygulamaya tanık olmamıştım.
Ama baktık şimdi bu iş tam da “kardeşiz, barışıyoruz” denilen bir dönemde yapılıyordu.
Demek ki hakikaten ortada bir anlamama durumu vardı. DEM Partililer de Devlet’i anlamamıştı, ülkücüler de...
Bir gün önce Diyarbakır Newroz kutlamalarına katılan gençler aslında olanı iyi bilince çıkarmıştı:
“Devlet sıkıştığında süreç diyor, sonra elinin tersiyle itiyor”
Nihayetinde dün GBT zorbalığını atlatarak Van Newroz alanında konuşma imkanı bulan Tuncer Bakırhan da “sizi anlamadığımızı zannetmeyin” tonunda sözler etti.
Ve devleti Kürt sorunuyla ilgili kesin ve net adım atma çağrısında bulundu.
“Oyalamaya gerek yok” tonundan sözlerle.
Şöyle dedi:
“Hala bize diyorlar ki Kürtler ne istiyor?”
O soruya şu cevabı verdi:
“Hadi Van meydanından hep beraber haykıralım: Kürtler kimliklerinin tanınmasını istiyor. Kürtler eşit yurttaşlık istiyor. Kürtler ana dilinde eğitim istiyor. Kürtler yerel demokrasi istiyor. Kürtler kayyımların gitmesini istiyor. Kürtler Öcalan’a statü istiyor”
Bu sözler “aslında biz sizi anlıyoruz, siz de bizi anlayın” anlamına gelen sözlerdi.
Peki geç de olsa Devlet Bahçeli’yi ve devleti anlamış olmak çözüm olacak mı, bu karmaşayı gidermek nasıl mümkün olacak?
DEM Parti’nin bundan sonraki planı ne?
Bunu şundan soruyorum;
*Önümüzdeki günlerde de yani yakın tarih olarak Nisan’da yine PKK’yi tasfiye planları konuşulacak, basına yansıdığı kadarıyla örgüt üyeleri için infaz yasasında değişiklikler ele alınacak, demokratikleşme konusu ise ufukta gözükmüyor.
*Kayyımlar yerli yerinde duruyor, süresi dolanın da süresi uzatılıyor.
*Mahkeme kararına rağmen Öcalan’ın “hazırlan” dediği iddia edilen Selahattin Demirtaş serbest bırakılmıyor.
*Devletin “Nevruz aslında bizim bayramımız” dediği kutlamalarda Kürtler yer alınca halen GBT, üst aramalar, hakaretler, küçümsemeler, ötekileştirmeler diz boyu.
*Suriye’de Kürtleri köşeye sıkıştıran Hakan Fidan, İran Kürtleri için de aynı faaliyetin peşinde.
Yani devlet aynı devlet. Peki, bu girdaptan nasıl çıkılacak!
Sanırım bir yolu var; Devlet de Bakırhan kadar açık konuşacak, “sizin bu taleplerinize” ya “varız” ya da “yokuz” diyecek, aksi halde kaos kaldığı yerden devam edecek.
****
Bakırhan'ın "süreç" hassasiyeti
Bakırhan bugün (24 Mart) X hesabından, Van Newroz kutlamaları sırasında polisle ve DBP Van İl Başkanı Cemal Demir ile ilgili yaşananlara açıklık getiren bir paylaşımda bulundu.
Bakırhan'ın sürece zeval gelmemesi için bir provokasyon yaşanmaması için kendi yol arkadaşlarını bile nasıl incitttiğini paylaşımından görmek mümkün.
Bakırhan'ın ilgili paylaşımı şöyle:
"Dün heyetimizle birlikte Van Newroz kutlama alanına giriş yaparken arama noktasındaki polislerin provokasyonuna maruz kaldık. Bu görüntüler kamuoyuna da yansıdı.
Yaşanan gerginliğin alana sıçramaması, kutlamaların gölgelenmemesi için yöneticilerimizi uyardım; sorunun çözülmesi için otobüse doğru yürüyüp bekledik. Ne var ki gerilim kontrol altına alınamadı ve ortaya çıkan nahoş görüntülerden üzüntü duydum. Cemal Demir arkadaşımla program sonrası bir araya geldik, yoldaşlık hukuku içerisinde kendisiyle özrümü de paylaşarak kucaklaştık.
Öte yandan Diyarbakır başta olmak üzere birçok kentte milyonlar Newroz’u coşkuyla kutlarken Van’da mülki amir ve kolluk kuvvetlerinin gerilimi tırmandırması kutlamalara gölge düşürmüştür. Bu uygulama Barış ve Demokratik Toplum Sürecinin ruhuna açıkça aykırıdır.
Van’daki bu provokasyonu kabul etmiyoruz. Kutlamaları provoke eden kolluk ve mülki amir yetkilileri hakkında derhal soruşturma açılmalıdır. Halkımızın Newroz’u özgürce kutlama hakkına sahip çıkacağız, siyasi ve örgütlenme özgürlüğüne yönelik her türlü ihlale karşı durmaya devam edeceğiz."
***
Tuncer Bakırhan'ın da belirttiği gibi evet diğer illerdeki Newroz kutlamalarında Van'da olanlar olmadı ama başka birşey oldu. Polis, İstanbul ve Diyarbakır'daki kutlamalar sırasında hayatını kaybeden örgüt üyelerinin fotoğraflarını taşıyanları kameraya aldı ve bugün tek tek gözaltına alındılar. İstanbul'da 38, Diyarbakır'da da 6 kişi evlerinden alınarak Terörle Mücadele Şubesine götürüldüler. Diğer illerde durum nedir henüz bilmiyoruz, muhtemelen oralarda da birileri birilerinin fotoğraflarını taşımıştır!
Şimdi bu fotoğraf meselesine provokasyon mu diyeceğiz yoksa normal mı karşılayacağız? Çünkü devlet PKK ile barış yaparken halen ölüleriyle uğraşıyorsa bunu insanlar garip karşılamaz mı?
Ama sanırım işin doğrusu şudur; Ne Van'da ne de diğer şehirlerde olanlar provokasyonla tanımlanamaz, bu olanlar bir iki polisin işi değil, devletin eskiden beri süre gelen geleneksel tutumudur, Bakırhan'da arkadaşlarını incitecek kadar olabilir ama devletin niyetinde o kadar da hassasiyet olduğunu zannetmiyorum.























Yorum Yazın