
"Bir vücutta aynı kan dolaşmazsa, o vücudun organları gelişmez."
Avrupa'da edebiyatı geliştiren, sürekli kılan, Latin Kültürüdür. Latin kültürünün beslendiği Mezopotamya, Mısır, Girit ve sıçrama yaptığı Yunan uygarlığı, farklı bir efor yarattı ve bu akım, bir kalbin kanı temizleyerek yeniden vücuda tetiklediği gibi bir pratiklik, uzmanlık ve sonuç yarattı.
Latin kültürü, Avrupa sathında, tekrar ve tekrar dolaştı. Bu tekrar dolaşımın, Avrupa'nın şekillenmesini, edebiyatı ile disiplin içinde, harmanlanması, haşır olmasını sağladı.
Mezopotamya dediğimiz alanda, Kürd, Pers, Rum, Sami, Asur, Ermeni Vs. halkları vardır..
Bu halklar kendi mekanlarında kadım sanat, edebiyat ve kadirşinas toplumsal kültürler yarattı ve yaratılan bu değerlerini tekrarlayarak bugüne taşıdı. Bu nesiller arası devir olunan tekrar idi.
Tekrarlanan, bir ihtiyaç olarak, kendini temizleyerek geleceğe taşıdığında, klasik olur. Klasiklerin tekrar anlatımı, tekrar okunması, tekrar yorumlanması, yeninin bulunmasında, kendi kökleri üzerinde yükselmesinde, tarihteki zincirlerin halklarının oluşmasında rolü olur.
Mem û Zîn eseri, 1695 tarihinde yazıldı, Feqiyê Teyran Diwanı daha da öncesinde yazılmıştı. Baba Tahirê Uryan'ın "Du Beytî" eseri bir milenyum öncesinde yazılmıştır.
Ancak, tekrar ve tekrar okunduğu zaman, her defasında yeni bir yaşam penceresinden bakışı yaşatır.
Gelecek hülyamızı zenginleştirir.
Isterseniz siz de klasikler ile neşir olunuz ve kendinizde deneyiniz ve sonuçlarını test ediniz!
Kendinizdeki farklılığı görürsünüz!









































Yorum Yazın