--°Van
DOLAR49,75
EURO55,82
GRAM6.437
ÇEYREK10.619
Adil Harmancı

Adil Harmancı

Mail: adilharmanci30@gmail.com

"Ölmeden haber olmak!"

Sokakta çalışan, uyuşturucuya bulaşan, intihara yönelen, evden kaçan çocuklar açısından 2014 ile bugün arasında ne fark var, sanırım hiç.

Dün neyse bu çocukların sorunu, bugün de kendini tekrar edip duruyor.

Ama bunlar olurken, basının ve toplumun duyarlılık durumu nedir, ona da bakarsak, sanırım yine değişen bir şey yok!

Onlar ölmeden biz haber yapmıyoruz, onlar elimizden avucumuzdan kayıp gitmeden aileler olarak hayıflanmıyoruz!

Yıllar geçti, ama huyumuz hiç değişmedi.

O nedenle sokaktaki çocuklar başta olmak üzere, yaşamlarına gereği gibi müdahil olmadığımız diğer çocukların durumunu ve onların yaşadıklarına karşı bizim duruşumuzu özetleyen 2014 yılında yazdığım şu yazıyı tekrar hatırlatmakta fayda gördüm:

"Çok garip bir şey değil mi, çocuklarımız ölmeden bir yerlere haber olamıyorlar. Sürüm sürüm sürünüyorlar, ama bir türlü haber olamıyorlar.

Savaşta ölünce haberdir çocuk, açlıktan, soğuktan, ihmalden…

Ama en amansız koşullarda yaşarken görmeyiz onları, savaşta neden öldüğünü sorgulamayız, aç iken kimse yaşamını görüntülememiştir çocuğun, haber konusu yapmamışızdır, soğuktan donmadan önceki hali bizi ilgilendirmemiştir.

Ölümdeki ihmal konusunu öncesinde ve yerinde yeterince irdelememişiz, bir ön açıcı çabaya vesile olmamışızdır.

Ve çocuklar birer birer öldükten sonra onların ölüm şekli bize ilginç gelmiştir.

Kimi ekmek almaya giderken bir kurşuna hedef olmuştur, kimi sınırda bir bidon benzin; kimi sığınacak yer bulmadığı için parkta, köprü altında o gece soğukta can vermiştir.

Kimi bulamadığı için ekmek yerine kırda topladığı otlara sarılmış ama günü geldiğinde gıdasızlıktan kemikleri eriyip ölmüştür.

Hele köy yaşamındaki çocuklarımız, belki son günlerin Gürpınar olayı örnek verilir, ama her köyümüz bir garip yaşam öyküleriyle dolu.

Sadece kışın yollar kapalı değildir oralarda, onun öncesi de var;

Tarlada, bayırda çalıştırılan küçük yaştaki çocuk, yoksulluğun esir aldığı haneler, ısınması bir dert, doyurulması başka dert…

Geleneksel tedavi yöntemleri, dualar, muskalar, hayratlar…

Ve sağlık kuruluşları;

Her köyün öyle ne sağlık ocağı vardır, ne de yakınında imdada yetişebilecek bir başka sağlık ekibi.

Varsa da teknolojinin garipliği girer devreye, 112 Acil Servisi´ni arayanlar inandırıcı bulunmazlar, çünkü her saat herkes servis elemanlarıyla dalga geçmektedir.

Tabi bu bile çocuklarımız öldükten sonra anlaşılır, onu o zamana kadar haber yapmamışızdır.

Haber sadece eğlenmek, üzülmek ve sevinmek üzere yürütülen bir gayret olunca işte elde edilen sonuç da böyle oluyor.

Öncesini haber vermediğimiz için, bir olumsuzluğu düzeltmeye yönelik yeterince uyarıcı rol oynamadığımız için aslında çocukların ölümüne bir anlamda zemin oluşmasına seyirci kalmışızdır.

Sonrasında bu seyirci konumumuzun başka bir sonucu olan ölümü, ´flash´ diye haber vermişizdir.

Oysa böyle bir durumda ´flash´ olanın aslında kendimiz olduğunu görmemiz zor bir şey değil.

Bu açıdan, ölümün oluş şekli konusunda basın-yayın kendi payına düşeni ayırmak zorunda.

Evet, aile sorumlu, devlet sorumlu, yollar sorumlu ama bir de basın sorumlu.

Çünkü biz ürettiğimiz haberlerle ille de ´flaşh´ arıyoruz. Yaşamın normal seyri bizi ilgilendirmiyor.

Mesela Van sokaklarında çok küçük yaşta sigara satan, jilet satan, mendil satan çocuk bizi ilgilendirmiyor.

Belki zaman zaman üç-beş satırla yazar geçeriz, ya da polis topladığında haber yaparız, ama her bir çocuğun acısı, sıkıntısı, mecburiyeti, psikolojisi kaçımızı ilgilendiriyor acaba?

Biz kaç gazeteci yarın büyük bir acıyla kameramızın objektifine takılacak, ya da klavyemizde ölüm hikâyesi haber olacak çocuğun şimdiki yaşamıyla ilgiliyiz?

Neden intihar ederler bu çocuklar, neden evlerinden kaçarlar; neden tinere, uyuşturucuya bulaşırlar, neden sokaktalar?

Onların Sibirya soğukları gibi soğuklar karşısında tir tir titreyen elleri neden bizi ilgilendirmiyor?

İşte onları çeşitli nedenlerle yarın öldüklerinde, oturup yazmak, televizyonlara haber yapmak da sanırım çok ayıp bir davranış.

Ama ne yapalım ki bu ayıbı hepimiz yaşıyoruz."

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar