Yugoslavya, 1980’lerin sonlarında artan etnik çekişmeler, ekonomik bunalım ve Doğu Avrupa'daki değişiklikler nedeniyle yıllarca süren kanlı hesaplaşmalar sonunda yedi ayrı ülkeye bölündü.
Ülkenin bölünmesine giden süreci Avrupa ve ABD birlikte yönetti.
İktidarı elinde bulunduranların direnmesi işe yaramadı, bir devlet birkaç devlete bölündü.
***
Kağıt üzerinde göstermelik eyaletlerden oluşan İran, Yugoslavya kadar etnik yoğunluklu bir ülke.
1979 yılında Şah’ın diktasından kurtulan İran’daki farklı kimlikler, özellikle de Kürtler, bu kez de mollaların idam sehpalarına çıkmak zorunda kaldı.
Halk arasında “İran İdam Cumhuriyeti” adı oradan geliyor.
İran’da bu yıl önce kadına yönelik şiddet, sonra da ekonomik sıkıntılar nedeniyle iki kez halk ayaklandı.
Ardından da ABD ve İsrail’in müdahalesi geldi.
İran on gündür, bombalar altında geçmişte tamir edemediklerinin cezasını çekiyor.
Diğer etnik unsurların, kimliklerin kaderini asırlardır elinde tutan Farslar, ABD ve İsrail yenilsin diye değil, ülkedeki diğer etnik unsurlar bundan sonra da nefes almasın diye sağa sola füze fırlatıyor.
***
Gelinen aşamada İran Yugoslavya’nın kaderini yaşayacak gibi.
Ekonomik ve siyasi düzeniyle etnik yapıyı ikna etmekten giderek uzaklaşan İran’ın bulunduğu bölgede de yapısal bir değişim söz konusu.
Hemen yanı başındaki Irak şimdi federasyonla yönetiliyor.
Arap Baharı ile bölgedeki birçok ülke sarsıldı, son olarak Suriye’de bir diktatör devrildi.
İsrail, Gazze saldırıları ardından ABD ile birlikte Orta Doğu’ya ayar verme hamlesi başlattı.
Çin ve Rusya artık İran’ın yanında değil.
***
“Yeniden harita çizilecek” söylemi bazı kesimlere inandırıcı gelmese de gelişmeler onu gösteriyor, savaşın seyri değişmezse İran harita üzerinde eski İran olarak kalmayacak.
“Beş bin yıllık medeniyet” olarak tarif edilen İran’daki olası değişimden komşu ülkeler de etkilenecek.
Pakistan ve Türkiye en fazla etkilenecek ülkelerin başında geliyor.
Türkiye için Kürtlerin, Pakistan için de Belucilerin İran haritası üzerinde yer alacağı konum önem taşıyacak.
Irak’tan sonra İran’daki bir Kürt federasyonu Türkiye’deki “çözüm süreci” etrafında şekillenen tartışmalara farklı bir boyut kazandırabilir.
İran, Irak ve Suriye’den ziyade Kürt nüfusun en fazla olduğu Türkiye’de çözüm, üçüncü taraflara havale olmadan gerçekleşir mi, bunu da zaman ve gelişmeler gösterecek.
Birilerinin silah bırakmış olması yeterli olmuyor, Kürt meselesine bakış daha gerçekçi yaklaşımlar istiyor.
Değişen şartlar dengeleri de haritaları da değiştiriyor, bunu unutmamak lazım.























Yorum Yazın