Bugünlerde Türkiye’de olup bitenleri küçümsemek doğru olmaz elbette. Sonuçta “devleti ben kurdum” diyen bir parti şimdi o devletin ara sokaklarında sıkışmış halde kendisi için adalet aramakta…
Haksızlığa uğradığını, hak etmediği bir baskı gördüğünü ve bunun yanında adaletin kendisine tarafsız davranmadığını düşünmekte…
CHP’nin bugünlerde yaşadıklarını anlamak çok zor değil, azıcık bir empati kurduğunuzda, CHP’nin başına gelenlerin sizin de partinizin başınıza gelmesini istemezsiniz eminim.
Tabii bu noktada ben konuya başka bir pencere açmak isterim. Olanları tasvip edecek değilim, ancak Kürtlerin CHP’nin yıllarca tek başına idare ettiği bu cumhuriyetin sınırları içinde yaşadıklarıyla CHP’nin bu son günlerde yaşadıklarını karşılaştırmak isterim.
CHP’nin yaşananlarla ilgili sokaklardaki sloganı şu:
Hak, hukuk, adalet…
Evet, yıllarca CHP’nin tek başına idare ettiği cumhuriyetin kuruluşundan bu yana dillerini ve kimliklerini kullanamayan Kürtlerin sloganı da aynı ve hiç değişmedi. Hatta şu geçen Newroz’da da aynı sloganı yeniden seslendirdiler:
Hak, hukuk, adalet…
İki fotoğrafı yan yana koyduğunuz zaman CHP’nin istediği adalet ile Kürtlerin istediği adalet aynı aslında. O adaletin adı da yaşam hakkı, kendini ifade etme hakkı, özerk olma hakkı ve kendini yönetme hakkı. Kayyımlarla, hapislerle, sürgünlerle, baskılarla değil, konuşarak, uzlaşarak, barış içinde oluşturulmuş özgür bir yaşam…
Tabii hak, hukuk, adalet sözleri çok güzel sözler. Ama o güzel sözleri sadece sana lazım olduğu zaman değil başkasına lazım olduğu zaman da dile getiriyorsan anlamlıdır. İşte, CHP bunu hiçbir zaman yapmadı. Sanırım Kürtlerle ayrıştıkları nokta bu. CHP kendisine lazım olduğu zaman “hak, hukuk, adalet” demeye başladı, ama Kürtlerin sesini hep duymazlıktan geldiler. Oysa Kürtler onlar çağırmasa da şimdi onlarla birlikte sokaklarda aynı sloganı beraberce bağırıyorlar.
Evet, Kürtler yanlarında… CHP’nin tam da yanı başında; DEM Partililer Saraçhane’de, Maltepe’de, başka yerlerde… Onların da “hak, hukuk, adalet” diye bağırışları her tarafı inletiyor.
Kürtler böyledir işte, herkesin düğününde halay çekerler, ama kimse onların düğününde halay çekmez. Bırakın halay çekmeyi, düğünde saz çalanı gözaltına alırlar, bunu zamanında en fazla yapan partilerden biri de CHP olmuştur.
Kürtler şimdi CHP’lilerin yanında yer alıyor da ne oluyor peki? Öncelikle bayraklarına “paçavra” diyorlar. CHP kitlesi Kürtlere buz gibi soğuk bakıyor. Denize düşen yılana sarılır ruh hali içinde hepsi… Samimi değiller… Olamıyorlar, gizli bir düşmanlık hissi var içlerinde… Korkak ve adaletsiz bir kitle… Kürtlerle birlikte yürürlerken günah işliyorlar sanki…
Bu noktada, yukarıda açtığım pencereye bir pencere daha eklemek isterim. O da CHP’nin iki dönemini Kürtler açısından sorgulayan bir pencere olsun.
Biliyorsunuz DEM Partililerin ataları da hak, hukuk, adalet için zamanında bugünkü CHP’lilerin atalarıyla birlikte Çanakkale’de, Urfa’da, Antep’te, Maraş’ta, doğuda, batıda, kuzeyde, güneyde her yerdeydi. Ortak bir ülke, ortak bir yaşam adına vurulup öldüler ve her yerde mezarları mevcut şimdi.
Peki, ortak bir ülke, ortak bir yaşam kuruldu mu?
Hayır?
Önce dilleri yasaklandı Kürtlerin. Sonra kimlikleri inkâr edildi. Yaşadıkları köylerin, şehirlerin, ilçelerin, dağların, ovaların, yolların adı değiştirildi. Ülkede yaşayan herkes “Türk” her şey “Türkçe” olsun diye çabalandı. Özellikle eğitim alanında Türkçe dışındaki dillerin, kimliklerin asimile olması için ne gerekiyorsa yapıldı. Kürtler adeta kültürel bir soykırımla karşı karşıya kaldı.
Bu haksızlığa, hukuksuzluğa ve adaletsizliğe itiraz eden kim varsa ya idam edildi ya hapse atıldı ya da sürgün edildi.
Tüm bunları yapan yıllarca ülkeyi tek başına idare eden CHP oldu.
Şimdi sokaklarda adalet arayan CHP’lilerin ataları o gün ülkeyi sadece kendilerine tapuladılar. Bir başkasına kendi kimliğiyle yaşam hakkı tanımadılar.
Yerden yere vurulmanın acısını iyi bilen Kürtler tüm bunları bildiği ve yaşadığı halde yine de kendilerini zamanında yerden yere vuran CHP’nin yanında yer alıyorlar. Bu işin hem siyasi hem insani hem psikolojik boyutu var muhakkak. Ama Kürtler şunu da iyi biliyor ki bu insani gösterişten, CHP’den yana onlara yine ekmek çıkmayacak, tıpkı Çanakkale’de, Urfa’da, Antep’te çıkmadığı gibi.
Akıl vermek gibi olmasın ama DEM Parti’nin bunca tarihi deneyimden sonra başkalarını değil kendilerini ilgilendiren bir politikaları olmalı, kendi tabanlarının çıkarını önceleyen bir politika. Herkesin düğününde halay çekme huyu bir tarafa bırakılmalı artık.
Şu aralar yeni bir süreç üzerinde konuşuluyor, aslında epeydir konuşulamıyor, ama bunu konuşulur hale getirecek olan biraz da DEM Parti'nin tutumu olacak. Bu sürece eğer Kürtleri yerden yere vuran CHP uzak duruyorsa DEM Parti'nin dikkate alması gereken hususlar var demektir. Bu da yazıdaki üçüncü pencere olsun.























Yorum Yazın