Kürtler için önemli bir figür olan Leyla Zana’ya Bursa, Kayseri ve Rize’de futbol sahalarında küfürlü tezahüratta bulunulması, esasen Türkiye’de Kürde karşı yaratılan kültürün bir yansımasıdır.
Şu anda PKK’yi bitirmek için Meclis’te kurulan komisyon çalışmaları gerekçe gösterilerek son günlerde Kürtlere yönelik hakaret içerikli her olup bitene “provokasyon” deniyor ya, maalesef öyle değil, keşke provokasyon olsa, bu olanların tamamı Türkiye yasalarında ve eğitim siteminde Kürde reva görülenin ta kendisidir.
Bir milletvekili çıkıp “Türkiye’de Kürt halkı yoktur, Kürt kökenli vatandaşlarımız vardır, onlar da Türk milleti dahlindedir” dedi, kıyametler koparıldı; “Vay sen misin bu lafı eden”.
Oysa ona bu lafı söyleten, Türkiye Anayasasının 66. maddesidir.
Orada "Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür.” deniyor, milletvekilinin dedikleri de benzer şeylerdir.
Ne bir eksik ne bir fazla; tam da anayasasından konuşmuş adam.
Profesör diye anılan ancak ortalıkta ilk okul çocuğu gibi dolaşan sonradan Türk Ümit Özdağ’ın Bursa gazozundan içmesi de bu çerçevededir.
O’na göre “ne mutlu Türküm diyene” demeyen haindir. Küfrü hak edendir.
“Ne mutlu Türküm diyene” sözü ise Atatürk’ün kanun maddesi gibi beyinlere zorla çivilenen sözüdür.
Sonradan Türk olanların en sevdiği sözlerden biridir.
Ve bir milletvekili daha bazılarının “provokatör” dediği o kervana katıldı...
Antep milletvekili Mehmet Mustafa Gürban...
O da Türkiye Futbol Federasyonu tarafından Leyla Zana’ya küfürlü tezahürattan dolayı Bursaspor kulübüne kesilen 342 bin TL para cezasını cebinden ödedi.
Gerçi Leyla Zana’nın verdiği vergiyle desem daha doğru olur, çünkü Leyla Zana’nın da verdiği vergilerden o maaşı alıyor.
Profesör ve vekil demeye bin şahit bu tiplerin cesaretlendikleri yer, yine Kürtlerin elini kolunu bağlayan, onlara küfrü hak kılan yasalardır.
Daha doğrusu Kürtleri insan yerine koyacak yasaların yokluğudur.
Ve kimse şimdi yeri gelmişken Leyla Zana’ları yaratan bu yasaları konuşmuyor.
Sonradan Türk olanların şu anda en nefret duydukları iki değer vardır; biri Leyla Zana, diğeri de Amedspor.
Amedspor da gittiği her yerde bu sözünü ettiğim yasal güvenceler ve genel kültür çerçevesinde hakaretlere ve tacizlere maruz kalıyor.
DEM Parti Leyla Zana’ya sahip çıktı, kendisine hakaret edenler hakkında suç duyurusunda bulundu.
Milletvekilleri de bir güzellik yapıp birer maaşlarını Amedspor’a bağışlarlar mı acaba?
Hazır, yasa masa konuşamıyorsunuz madem, böyle bir güzellik fena olmaz derim.























Yorum Yazın