--°Van
DOLAR49,75
EURO55,83
GRAM6.421
ÇEYREK10.619

Zekeriya EKİNCİ yazdı: KARİYERİZM YA DA PSİKOLOJİK ÇÖKÜNTÜ

Zekeriya EKİNCİ yazdı: KARİYERİZM YA DA PSİKOLOJİK ÇÖKÜNTÜ
"Tüm alanlarda olduğu gibi sanat derneklerinde de kendine zoraki unvan taktırmak hastalık konumuna gelmiştir. Dernek yöneticileri de bu hastalığın bir yaraya dönüşmesine neden olmaktadır. Gereksiz pohpohlamalarla kanayan yara kangrene dönüşmekte ve sanata karşı ilgi gittikçe bir çıkmaza doğru sürüklenmektedir. Kangren ölümcüldür. Ya kangrenli bölüm kesilip atılacak ya da ölümcül hastanın mekândan uzaklaşması sağlanacaktır. Dernek yöneticileri, davranışlarıyla ne lokal ameliyattan yana tavır koyarlar ne de hastalığa yakalanan hastanın mekândan terkini sağlarlar."

Sanat kariyeri pazara düştü. 

Hangi türden sanat yönlü bir kariyere sahip olmak istiyorsanız; bir sanat derneğine üye olup aidatınızı ödemeniz, herkesçe bilinen bir iki sözün tekrarını yapmanız, çalıntı bir iki paragrafı kendinize mal etmeniz, yaşı ilerlemiş sanatsever küçük bir kitleye ele aldığınız bir konuyu öncelikle sizin sonra da onların anlayamadığı bir dille kâğıttan okumanız yeterlidir. Hele yerel gazetelerde sizin gibi bir kafadaşınız varsa ve ipe sapa gelmez bir köşe yazınız sayfa doldurma amaçlı yayımlanmışsa eğer artık siz bir “araştırmacı yazar”sınız (!)

Gazete köşelerinde yazı yazanların da edebî bağlamda yazar sayılması ayrı bir muammadır!

Anadolu kültür dillerinden olan Osmanlıcayı, Farsçayı, Arapçayı, Kürtçeyi; uluslararası dillerden İngilizce, Fransızca, Rusça, Almancadan birini bilmeniz de gerekmez sanıyorsunuz. Bu dillerle her şey doğru-yanlış incelenip araştırılmış zaten. Kalkıp Filistin’den Babil’e sürgün edilen ve memleketine dönerken Tevrat’ı Sümerlerin mitolojik verileriyle süsleyip yazdıran Yahudi Ezra’nın biyografisi ile Tevrat ve Allah  ilişkisini Sümer tabletlerinde çözümleyecek ya da İbranice araştıracak değilim ya, diyeceksiniz. Deyiniz! Çünkü tüm dillerin anası olan sizin ana dilinizdir! Mem û Zîn’i yazıldığı dille,  Hafız’ı Farsça, Bâkî’yi Osmanlıca, Mayakovski’yi Rusça, Baudelaire’i Fransızca… incelemenin ne anlamı var ki sizin için?!

Sayın yapay “araştırmacı yazar”lar , bir konu ya da kavramı inceleyebilme becerisi göstermeden o konu ya da kavramla ilgili araştırma yazısı yazılmaz. İnceleme ve araştırma sözcüklerinin ayırdına varmadan atacağınız adım, beş on sanatseveri eğlendiren sıradan bir şovdan öteye gitmez. Bu iş, dilleri bilme işidir;  bu iş, bilinmeyeni bildirme işidir; bu iş, görünmeyeni görünür kılma işidir; bu iş, yanlış bilineni doğruya yöneltme işidir; bu iş, henüz söylenmeyeni söyleme işidir; kendi dilinizle de yapsanız, bu iş, geniş kapsamlı bir karşılaştırma işidir; bu iş, bir entelektüel birikim işidir; bu iş, geniş zamanlı bir emek işidir… 

Şunu sormak gerek adı önüne “araştırmacı yazar” yazılan ve bu yazıma itiraz etmeyen zatlara: Adı geçen özelliklerden bir tanesini bile taşıyor musunuz ki kendi adınızın önüne “araştırmacı yazar” unvanını yazdırmaya yeşil ışık yakıyor ya da yakılmasına izin veriyorsunuz?

İster bilimsel ister sanatsal olsun; bir işi veya bir şeyi ele alıp özelliklerini, ayrıntılarını inceden inceye, özenli bir biçimde anlatmaya, öğretmeye çalışmadan yani tetkik etmeden araştırmacı yani mütetebbi olamazsınız.     

Unutmayınız ki araştırmacı olmak için ilk kural, araştırma sonucunda konuya hâkimiyettir.     

Sanat derneklerinin yapay mütetebbileri; genç kesimin kültür ve bilim çalışmalarından uzaklaşmasına, gençliğin edebiyat ve sanattaki zevk duygusundan mahrum kalmasına neden olmaktadırlar. Amatör ruhu, sirkteki palyaçonun ölçüsüz burnuna dönüştürdüler. Geçmişte dernek çatısı altında yetişip profesyonelleşen kesim de damakta taşıdıkları sanat ve edebiyat tadının bozulmaması için bu mekânlarla kendi aralarındaki mesafeyi uzattılar.

Bilim ve sanat derneklerinin bunu yapmaya hakkı var mıdır?

Sanatı geriletecek  hiçbir olumsuzluk kişiye özgü bir hakmış gibi nitelenemez.   

Tüm alanlarda olduğu gibi sanat derneklerinde de kendine zoraki unvan taktırmak hastalık konumuna gelmiştir. Dernek yöneticileri de bu hastalığın bir yaraya dönüşmesine neden olmaktadır. Gereksiz pohpohlamalarla kanayan yara kangrene dönüşmekte ve sanata karşı ilgi gittikçe bir çıkmaza doğru sürüklenmektedir. Kangren ölümcüldür. Ya kangrenli bölüm kesilip atılacak ya da ölümcül hastanın mekândan uzaklaşması sağlanacaktır. Dernek yöneticileri, davranışlarıyla ne lokal ameliyattan yana tavır koyarlar ne de hastalığa yakalanan hastanın mekândan terkini sağlarlar.

Bir etkinlikte kişiye ait olmayan bir unvanı varmış gibi göstermek ve hak edilmeyen bu unvanı kabullenmek psikolojik bir rahatsızlıktır.   

Derneklerin üye defterlerindeki ad ve uyduruk unvan yazımları, tıp fakültelerinin Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı için yeni bir tez konusu olarak ele alınmalı ve ivedilikle yürürlüğe konmalıdır.
Hastalığın tanısı, hastanın, “Ben kimim?” sorusuna vereceği doğru cevapla gerçekleşebilir. Doğru cevap, kişilikte olgunlaşmayı sağlar. Aksi halde tanı konamayan hastalık ileri bir safhaya ulaşır ve kronikleşir.

Kendine ait olmayanı kendine aitmiş gibi gösterip kariyer peşinde koşanların peşinde koştukları alana zarar vermekten öteye geçemedikleri ve benzemeye çalıştıkları sanatsal kişilik içinde kaybolduklarını tekrar etmeye gerek yoktur, sanırım.


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN
Gaziantep'teki hastane yangınında yaşamını yitirenlerin sayısı 11'e yükseldiÖnceki Haber

Gaziantep'teki hastane yangınında yaşamı...

HDP'li Işık: Van’da yüzlerce esnaf iflas etmişSonraki Haber

HDP'li Işık: Van’da yüzlerce esnaf iflas...

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar