--°Van
DOLAR49,75
EURO55,83
GRAM6.421
ÇEYREK10.619

Yeşil Sol Parti Van adayı Çiftyürek: Amed özgürleşmeden Ankara demokratikleşmez

Yeşil Sol Parti Van adayı Çiftyürek: Amed özgürleşmeden Ankara demokratikleşmez
Kürdistan Komünist Partisi Genel Başkanı ve Yeşil Sol Parti’nin Van Milletvekili adayı Sinan Çiftyürek, Kürt meselesinin çözümsüz kalmasının temelinde demokratikleşmeye yönelik adımlarım cılız olmasında yattığını söyledi. Türkiye’de demokratikleşme yerine daha çok korumacı bir anlayışın hakim olduğunu ifade eden Çiftyürek, “Amed’in özgürleşmesi Ankara’nın demokratikleşmesinin ön koşuludur. Amed özgürleşmeden Ankara demokratikleşmez.” Dedi.

Vanmed (Van) - 14 Mayıs milletvekili seçimleri için Yeşil Sol Parti listesinden Van milletvekili adayı gösterilen Kürdistan Komünist Partisi Genel Başkanı Sinan Çiftyürek, Vanmed’in sorularını cevaplandırdı.

Kürt meselesinin ülkedeki temel sorun olduğu gibi ortaya çıkan diğer tüm sorunlara da dolaylı olarak etkide bulunduğunu belirten Çiftyürek, sorunun çözümü için Meclis’in doğru adres olduğuna dikkat çekti.

Meclis’te çözülmezse bile sorunun konuşulması ve tartışılmasının önünün açılabileceğine işaret eden Çiftyürek, Kürtlerle ilgili korkuların doğru ve makul bir dille aşılmasının yerinin Meclis olduğunu ifade etti.

 

Güçlü bir grupla Meclis’te yer almak istediklerini söyleyen Çiftyürek, sorularımıza şu cevapları verdi:

Türkiye’de Kürt meselesinin çözümü konusunda neden ilerleme sağlanamıyor, AK Parti ilk yıllarında bazı adımlar atsa da şimdi böyle bir sorun yok diyor, neden hep başa dönülüyor?

Kürt meselesi Türkiye cumhuriyetinin yüz yıllık meselesidir. Ve Türkiye Cumhuriyeti Lozan dolaysıyla şu an da yüzüncü yılına gidiyor. Yüz yıl önce 1908’lerde Rus devrimcileri Çarlığı nasıl yıkacağız diye tartışıyorlardı, Jön Türkler ise Osmanlı’yı nasıl kurtaracağız diye tartışıyorlardı. Acı gerçek şu; üzerinden yüz yıl geçti ama Türkiye’de iktidarı ile muhalefeti ile cumhuriyeti nasıl demokratikleştireceğiz diye tartışmıyorlar, nasıl koruyacağız diye tartışıyorlar.

Neden demokratikleşme tartışılamıyor?

Cumhuriyetin genetik yapısına korku işlemiş. Korkunun temelinde dün Ermeniler vardı, Rumlar vardı, bugün Kürtler var. Haklı bir korku mu, hayır, yersiz bir korku.. Temelinde de Orta Asya’dan göç etme yatıyor. Buranın otantik halkı olarak kendilerini görmemeleri yatıyor. Bu da yanlış.. Sonuçta buradalar ve Kürt halkıyla bin yıldır Anadolu’da birlikte yaşıyorlar. Bu korku tartışmaların önünü kapatıyor.

İkincisi, birçok konuda son yıllarda politikada net bir biçimde kilitlenme yaşanıyor. Öyle bir kilitlenme ki, Cumhur İttifakı Kürt meselesini ne tutabiliyor ne bırakabiliyor ne çözebiliyor ne sürdürebiliyor. Bir kilitlenme var. Bu kilitlenme Kürt meselesi çözülmeden de aşılamaz. Bu kilitlenmede öyle bir noktaya savruldu ki devlet sanki ikinci milli kurtuluş savaşı veriyor. Kime karşı? Amerika’yla savaşmıyor, Fransa’yla savaşmıyor, Kürtlerle savaşıyor. Yazık ediyor, hem Kürt halkına yazık ediyor hem Türk halkına yazık ediyor. Bütün halklar zarar görüyor. Bütün kaynaklar oraya sarf ediliyor.  Muazzam bir işsizlik var. Bu kilitlenmenin aşılması lazım.. Cumhur İttifakının stratejisi içerde ve dışarda Kürtlerin yokluğu üzerine kurulu. Ya kırılma ya soykırım… Özellikle Rojava’da.. Tehlikelidir bu.  

İran bile esneyebiliyor, İran’ın Kürdistan Eyaleti var. Türkiye cumhuriyeti katı davranıyor. Kürt sorununun barışçıl demokratik yollardan çözümü mümkündür, eğer ‘bin yıldır kardeşiz’ diyorsanız o zaman kardeşinizden korkmayın.

 

Bu kilitlenme nasıl aşılır?

Amed’in özgürleşmesi Ankara’nın demokratikleşmesinin ön koşuludur. Amed özgürleşmeden Ankara demokratikleşmez.  Korkuyor, diyor ki "ben demokratik hak ve özgürlükleri geliştirsem bölücüler bundan yararlanır." Son 30 yıldır İzmir, İstanbul, Konya, Kayseri Ankara’dan ekonomik olarak özerklik istiyor. Bir nevi Avrupa Yerel Yönetim Şartı kendilerine uygulansın istiyorlar. Çünkü katı merkeziyetçilik bu illerin kaynaklarını öz gürce kullanmaları önünde büyük bir engel teşkil ediyor. Ankara’nın tüm ülkede yerel yönetimlere özerklik hakkı vermesi lazım, kaynakları özgürce kullanabilmeleri için. Yine ne  gündeme geliyor; diyor ki ben bu illere bu hakkı tanırsam Diyarbakır’a da vereceğim, ya Diyarbakır ayrılırsa..? Kısacası bu kilitlenmenin aşılması Kürt meselesinin barışçıl demokratik yollardan çözülmesine bağlıdır.

Bunu Meclis’te çözmek mümkün müdür, bu konuda ne kadar umut sahibisiniz?

Meclis Kürt meselesini çözer mi, bu seçilecek Meclis, çok zor, ama en azından şu olur; bu Kürt meselesi nedir, elma mıdır armut mudur, bunun hem tarihsel arka planı hem de güncel boyutuyla Meclis’te konuşursun. Ilımlı bir dille konuşulup, tartışılırsa çözülmese bile toplumda bir rahatlama olur, insanlar oturup düşünmeye başlar nedir bu diye. Ama şimdi Kürt diyorsun herkes bir anda ayağa fırlıyor, kıyameti koparıyorlar. E niye yani size Kürdistan serbest bir tek bize mi yasak? Cumhurbaşkanı Erdoğan ikide bir Kürdistan diyordu geçmişte. Hatta vekillerini azarladı  ‘cahilsiniz siz’ dedi. Ama bizim vekiller söyleyince kıyamet koparılıyor. İlk öncü bunun önü açılacak. İkincisi; Cumhur İttifakının stratejisi Kürt yokluğu üzerine kurulmuş. Millet İttifakı biraz daha farklı bir pozisyon alıyor. Kürt meselesine doğrudan girmiyor ama dolaylı bazı mesajlar veriyor. Mesela kayyum siyasetini artık uygulamam diyor. Önemlidir bu. Avrupa Yerel Yönetimler Şartını uygulayacağız diyorlar. Bu da önemlidir. Fakat şöyle bir handikap var; Millet İttifakı da tıpkı Cumhur İttifakı’nda olduğu gibi kırmızı çizgilere sahip, yani devlet söz konusu olduğunda bu her ikisinin kırmızı çizgileri aynıdır, ne kadar kavga da etseler Kürt meselesinde ortaklar. Biz bu yaklaşım şeklini Meclis’te doğru bir dille kıracağız.

Bunu başarmanız mümkün mü nasıl bir yol izleyeceksiniz?

2019 seçimlerinde Kürtler Millet İttifakı’nı destekledi, CHP son 25 yıldır alamadığı anakentleri kazandı. Kürt halkının desteği ile. Millet İttifakı fiilen şunu dedi; demokrasinin yükü Kürde meyvesi bana. Bu önümüzdeki seçimlerde Kürtler buna izin vermeyecek, “demokrasinin, özgürlük mücadelesinin yükü bana ise faydası da bana olmalı” diyecek. Bunun için de iki şey lazım; birincisi sokakta Kürt muhalefetinin güçlü olması lazım. İkincisi, Meclis’te güçlü bir grubun olması lazım.. Bu ikisinin birliği bir basınç uygular.     

Bu her iki ittifaka karşı Kürt halkı da bir strateji belirlemeli. Bizim önerimiz şu;  bu seçimlerde AKP’den kopacak oyların başka bir sistem partisine gitmesini engellemeliyiz. Zorla değil, sandıkta. Yani çağrı yapmalıyız ki yapıyoruz, Kürt Özgürlük ve Demokrasi İttifakı olarak çağrı yapıyoruz, diyoruz ki tercih Kürt siyaseti arasında olur. Yeşil ve Sol Parti’ye vermiyorsan başka bir Kürt partisine ver. O nedenle Kürt siyaseti ayrı da girse seçimlere, sistem partilerini sandıkta zayıflatma stratejisiyle hareket etmeli. İkincisi; Anayasa’da Kürt halkının varlığının kabulü, bu önemlidir. Bütün Kürt siyaseti ortak hareket etmese bile aynı hedefte olmalı. Anayasa’da Kürt halkının kabulü demek birçok talebinin kabulü demektir. Sadece Kürtlerin değil tabi ezilen halkların ve inançların kabulü. Üçüncüsü, Kürt meselesinin çözümü kültürel hakların çözümü değil artık. 2015’in altından çok sular aktı. Irak’ta yarı bağımsız bir yapı var, Rojava’da da belli bir aşama var, şimdi Türkiye’de “dilini konuşabilirsin” demekle olmaz. Kürt Özgürlük ve Demokrasi İttifakı olarak bu seçimlerde bir statü öne çıkarmalıyız diyoruz.

Peki, yerel sorunlarla ilgili olarak plan ve projeleriniz neler, Van’ın sorunları hakkında neler biliyorsunuz?

Van ile ilgili tarihsel bilgilerim var tabi ama kentin sorunlarını tespit etmek için yoğun bir çalışma içindeyim. Buradaki tüm kesimleri STK’ları, ekonomi sektörünü, basını, kanaat önderlerini herkesi dinleyeceğim. Onların görüş ve önerilerini alacağım. Buradaki dinamiklerden bilgi almadan olmaz. Bu süreçte aldığımız bazı notlar var, açılışlarda, konuşmalarda dile getireceğimiz sorunlar var. Bunlardan biri doğal olarak Kürt meselesi.. İşsizlik ve ekonomik sorunlar can alıcı sorunlardır. Tabi ki çevre sorunu, ekoloji, Van’ın da en önemli meselelerinden biridir. Van aynı zamanda halklar ve inançlar başşehridir, bunu işleyeceğiz biz.

Vanlıların en çok dile getirdiği yakınmalar milletvekillilerinin seçildikten sonra Van’ın sorunlarına ilgisiz kaldıkları yönündeki yakınmalardır, siz seçildiğinizde yerel sorunların çözümü için Ankara ile Van arasında bir köprü görevi görebilecek misiniz?

Önemli bir soru. Hayatım boyunca sokakları seven birisi oldum hep. Başkanlık moduna hiçbir zaman girmedim, milletvekili moduna da girmedim. Dokunmak çok önemli bir kavramdır. Van’a dokunmazsan, sorun ve sıkıntılarıyla halkın yanında durmazsan o zaman sen niye vekilsin? Lakin benim pozisyonumu belirleyecek olan sadece ben değilim tabi ki bana kalsa ben sahada çalışırım, seçildiğimizde Meclis’te nasıl bir görev dağılımı olur, pozisyon ne olur, ama bana kalırsa Van’ın milletvekillerinin sadece seçim sırasında değil seçildikten sonra da Van’ın sorunlarıyla ilgilenmeleri gerekiyor. Van’ın sözcüleri olmaları gerekiyor, sözcüleri olmazlarsa o zaman Van’ın vekilleri değiller. O bakımdan Van halkından gelen ‘vekiller seçiliyorlar ama bir daha Van’a uğramıyorlar’ şeklindeki eleştiri saygıdeğerdir ve haklıdır.  

Röportaj: Adil Harmancı


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN
HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş kaza geçirdiÖnceki Haber

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş...

AKP’den milletvekili aday adayı olmak için istifa eden Hatay'ın İl Sağlık Müdürü Hambolat hakkında gözaltı kararıSonraki Haber

AKP’den milletvekili aday adayı olmak iç...

Haber Yorumları

  • Hüseyin Koç14-04-2023 15:54

    Sayın Çiftyürek meclise ve demokrasiye güç katacaktır.

  • Hüseyin Koç14-04-2023 15:54

    Sayın Çiftyürek meclise ve demokrasiye güç katacaktır.

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar