--°Van
DOLAR49,75
EURO55,82
GRAM6.437
ÇEYREK10.619

VE BALIK ONU YUTTU

VE BALIK ONU YUTTU
Şair-yazar Zekeriya EKİNCİ, İranlı yazarın 'Ve Balık Onu Yuttu' isimli kitabı için "Hayal gücünü çaldırmak istemeyen, seçimlerin var olan sistemler için bir karnaval olduğunu görmek isteyen, oturaklı bir örgütlülük ile ancak hedefe ulaşılabileceğine tanıklık etmeyi arzulayanların mutlaka okuması gereken bir kitap." yorumunu yapıyor.

“Bir otobüs sürücüsünü düzelmiş kıçından her zaman tanıyabilirsin.” sözü odağında New York’ta yaşayan bir yazarın İran’ın dünü ile bugününü sosyal ve siyasal bağlamda kurgulayan bir romanı var elimde. Ve Balık Onu Yuttu adlı roman, İranlı yazar Amir Ahmadi Arian tarafından İngilizce yazılan ilk kitabı olmasına karşın hayli ses getirdi birçok ülkede. Yazar, Alevi ve Safevî Şiiliklerin karşılaştırmasını siyasal bir tutuklunun yaşamından hareketle gerçekleştirir. Bu karşılaştırmada Şiiliği bir özgürleşme kuramı olarak gösterirken, tıpkı Ehl-i Sünnet Müslüman düşünürlerin İslâmiyet’i bozduğu gibi Şiiliği yozlaştıranın da muhafazakâr Safevî mollaları olduğunun altını çizer.

Olay kurgusunun büyük bölümü, yalnız yaşayan roman kahramanı Yunus Turabi ile işkenceci polis şeflerinden Hacı Said arasında girişinde “Burada Tanrı yoktur!” yazısı bulunan İran’ın ünlü Evin Cezaevi’nin bir hücresinde geçer.

12 Eylül darbesini bizzat yaşayan insanların romandan bir tat alabileceklerini sanmam. Çünkü işkence bölümleri -ki yaşamın tamamı İran’da bir işkencedir- Eylül diktası için siyasal tutuklulara dua ile bağışlanan bir durum gibidir.

Her diktatörlükte olduğu gibi gözlerin bağlanması -beyaz Toros marka araba misali- otomobillere alınıp yok edilmesi, kaçınılmazdır.

İngilizceden çevirisi Cengiz Yücel tarafından yapılan ve Bilgi Yayınevi tarafından piyasaya sürülen kitapta anlatım, akıcı bir dille tek kahraman çevresinde ve birinci kişinin ağzından yapılır.

Ağaçlar altında konuşurken yapraklara dikkat edildiği SAVAK döneminden Ettela’at dönemine geçiş yapılırken umut adına bir tükenmişliğin resmi çizilir romanda. Resmin solgun renklerinde Ahmedinejad’ın portresi vardır. Ne var ki eleştirilen Ahmedinejad değil, İran’ın baskıcı rejimidir.

Bir bakanın oğlunu tanımadan döven bir otobüs şoförünün girdiği grev bahane edilerek gözaltına alınmasıyla başlar roman. Sokaklar grev esnasında muhbirlerin av alanıdır. Hayat zordur Tahran sokaklarında. “Ahmedinejad gibi bir soytarıyı kurtuluş olarak görmüştük ve şimdi hepimizi uçurumdan aşağıya yuvarlayan da oydu.” diyen yazar, kahramanı Yunus Turabi’nin ağzından emperyalizmin oyuncağı olmanın özeleştirisini de yapmaktadır aslında.

Roman boyunca otobüs şoförünün anlatım dilini kullanan yazar, sokak dilinden söylenmesi gerekeni söylemekten kaçınmaz:

“… Saddam’a ne olduğunu unuttun mu? Adam onlarca yıl heriflerin kıçını yaladı, sırf onları mutlu etmek için bizle savaştı, sonra ne zaman kendi kararını vermeye kalktı adamı güzelce becerip geberttiler.”

Hayal gücünü çaldırmak istemeyen, seçimlerin var olan sistemler için bir karnaval olduğunu görmek isteyen, oturaklı bir örgütlülük ile ancak hedefe ulaşılabileceğine tanıklık etmeyi arzulayanların mutlaka okuması gereken bir kitap.

Sahi, roman kahramanı Yunus Turabi’yi balık yutabilecek midir?...


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN
Bakan Koca: Maske, yakın zamanda hayatımızdan çıkmış olacakÖnceki Haber

Bakan Koca: Maske, yakın zamanda hayatım...

Prof. Dr. Ahmet ÖZER: CHP GENEL SEKRTERERİ SELİN SAYEK BÖKE İLE TOPLANTISonraki Haber

Prof. Dr. Ahmet ÖZER: CHP GENEL SEKRTERE...

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar