--°Van
DOLAR49,63
EURO55,96
GRAM6.527
ÇEYREK10.761

Nureddin Şimşek: Bayrak kimin kalkanı, kimin yarası?

Nureddin Şimşek: Bayrak kimin kalkanı, kimin yarası?
"(...)​Gerçek vatanseverlik; bayrak üzerinden hamaset yapmak değil, o bayrağın altında yaşayan emeklinin, işçinin, gencin onurlu ve tok yaşamasını sağlamaktır."

Türkiye’nin sınır ötesinde, Suriye ve Rojava hattında askeri hareketliliğin ve can kayıplarının arttığı bir dönemde; Nusaybin sınır kapısında Türk bayrağının indirilmesi olayı bir kez daha gündeme bomba gibi düştü. Ancak bu sahne bize hiç yabancı değil. Toplumsal hafızamız, ne zaman gerçek sorunlar can yakmaya başlasa raftan indirilen bu "deja vu" sahneleriyle dolu.

​Asıl Gündemden Kaçışın Adı: Bayrak Siyaseti..

​İktidar, bu tür olayları anında bir fırsata çevirerek milliyetçi duyguları köpürtmeyi ve topluma ırkçılık dozu yüksek bir söylem aşılamayı gelenek haline getirdi. Bayrak, kutsal bir simge olmaktan çıkarılıp; başta ekonomik buhran olmak üzere konuşulması gereken tüm can yakıcı sorunların üzerine çekilen bir kalkan haline getiriliyor.
​Taktik çok tanıdık: Milliyetçi damarı kabart, gerçek gündemi gizle! Peki, bu provokasyondan kim besleniyor? Kim kaybediyor?

​"Türkiye’nin Bayrağı mı, Türk’ün Bayrağı mı?"

​Şunu netleştirelim: Bu ülkenin bayrağı, üzerinde yaşayan her dinden ve her etnik kökenden insanın ortak değeridir. Kimsenin bayrakla bir derdi yok; asıl dert, bayrağın siyasi bir sopaya dönüştürülmesinde. Yıllar önce Selahattin Demirtaş’ın vurguladığı o kritik ayrımı hatırlamakta fayda var: "Bayrak bir ırkın değil, bir devletin temsilidir. Türkiye’nin bayrağıdır." Kürtlerin bayrağa bir düşmanlığı olmadığını, ancak bayrağın bir dayatma ve baskı aracı olarak kullanılmasının tepki doğurduğunu belirten Demirtaş; bayrak yakma gibi eylemleri de "batıdan doğuya gelecek desteği kesmek için yapılan provokasyonlar" olarak nitelendirmişti. Bugün gelinen noktada, bayrağı "fetişleştirenler" aslında onun kapsayıcı gücünü değil, bölücü bir argüman olarak kullanılma potansiyelini seviyorlar.

​Cebimizdeki Yangın ve Sınırdaki Bayrak
​Bugün bu olayların faturası yine DEM Parti ve çevresine kesilmeye çalışılıyor. Baskı altındaki bir siyasi yapıyı daha da marjinalleştirmek, iktidarın elindeki en kullanışlı kart. Oysa biz sınırda bayrak kavgasını izlerken, mutfaktaki yangın evi sarmış durumda.

​Emekli: 20 bin liraya mahkûm edilmiş, yaşam mücadelesi veriyor.
​Memur: Maaşı her ay altın karşısında, enflasyon karşısında eriyor.
​Emekçi: Açlık sınırının altında, nefes alamaz halde.

​Tam da bu noktada karşımıza şu seçenek sunuluyor: Ekonomik çöküşü mü konuşacağız, yoksa sınırda dalgalanan bayrağı mı?

İktidar, dış politikadaki tıkanmışlığı ve içerideki yoksulluğu milliyetçilik örtüsüyle kapatmaya çalışıyor. Rojava’daki çatışmaların ve Suriye operasyonlarının meşruiyet zemini, ne yazık ki bu provokasyonlar üzerinden inşa ediliyor.

​Örtülerin Altındaki Gerçekler
​Ahmet Şık’ın o meşhur savunmasında dediği gibi: "Benim bayrağın arkasına gizleyecek bir suçum, dinin arkasına gizleyecek bir günahım yok." Maalesef bu topraklarda bayrak ve din, uzun süredir birilerinin suçlarını ve başarısızlıklarını örtmek için kullandığı birer pelerine dönüştü.

​Gerçek vatanseverlik; bayrak üzerinden hamaset yapmak değil, o bayrağın altında yaşayan emeklinin, işçinin, gencin onurlu ve tok yaşamasını sağlamaktır. 

Bayrak hepimizin; onu siyasi manevraların kirli bir aracı yapmaktan vazgeçin.

​Zaman provokasyonlara kapılma değil, ekonomik çöküşle, hukuksuzlukla ve toplumsal kutuplaşmayla yüzleşme zamanıdır. Bakalım bu sefer halk, bayrağın arkasına gizlenen o devasa boşluğu görecek mi?


  • 0
    SEVDİM
  • 5
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN
Mesud Barzani: “Kürtleri bölgeden yok etmek gibi bir plan varsa, o vakit hepimiz biriz”Önceki Haber

Mesud Barzani: “Kürtleri bölgeden yok et...

Rakka’da IŞİD bayrağı dalgalandırıldıSonraki Haber

Rakka’da IŞİD bayrağı dalgalandırıldı

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar