
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti, 24 Mayıs 2026 tarihinde Abdullah Öcalan ile gerçekleştirilen görüşmeye ilişkin yazılı açıklama yaptı.
VANMED HABER MERKEZİ - Açıklamada, görüşmenin yaklaşık üç buçuk saat sürdüğü belirtilerek, Abdullah Öcalan’ın Türkiye’de yürütülen süreç, demokratikleşme, hukuk ve toplumsal uzlaşı başlıklarında değerlendirmelerde bulunduğu aktarıldı.
Öcalan’ın, “Büyük bir özveriyle yüklü toplumların büyük düşünce ve büyük etik değerler olmadan dönüşüm mümkün değildir” dediği belirtilen açıklamada, toplumsal barışın yalnızca hukuki değil, güçlü bir siyasal ve ahlaki zemine ihtiyaç duyduğu vurgulandı.
“Türkiye’de siyasi iklim değişti”
Açıklamaya göre Öcalan, Ortadoğu’daki gelişmelere işaret ederek yeni bir siyasal dönemin oluştuğunu savundu. Türkiye’de de siyasi atmosferin değiştiğini ifade eden Öcalan’ın, geçmiş dönemde “kayyım ve benzeri uygulamalarla” yürütülen siyasetin artık sürdürülemez hale geldiğini dile getirdiği kaydedildi.
Öcalan’ın, sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi için TBMM’nin aktif rol üstlenmesi gerektiğine dikkat çektiği aktarılarak, Meclis çatısı altında kurulacak bir komisyonun toplumsal hassasiyetleri dikkate alarak çalışmalar yürütmesinin önemine vurgu yaptığı belirtildi.
“Demokratikleşme yalnızca bir siyasal mesele değil”
Heyetin açıklamasında, Öcalan’ın “çerçeve bir yasa”, demokratikleşme süreci ve hukuki altyapı konularına da değindiği ifade edildi.
Demokratikleşmenin yalnızca siyasi bir başlık olmadığına işaret eden Öcalan’ın, bunun aynı zamanda tarihsel ve toplumsal bir ihtiyaç olduğunu söylediği aktarıldı.
Açıklamada ayrıca, Kürtlerin mevcut süreçte temel aktörlerden biri olduğu vurgulanarak, Türkiye’deki demokratik dönüşümün başarıya ulaşabilmesi için Kürt meselesinin demokratik çözümünün önem taşıdığı belirtildi.
“Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne destek çağrısı”
Öcalan’ın mesajında, siyasi partiler, akademisyenler ve farklı toplumsal kesimlere de çağrıda bulunduğu ifade edildi.
Heyet açıklamasına göre Öcalan, “Barış ve Demokratik Toplum Süreci”ne destek verilmesini isteyerek, sürece katkı sunabilecek tüm çevrelerin daha aktif sorumluluk üstlenmesi gerektiğini kaydetti.
DEM Parti Basın Bürosu’nun aktardığına göre, Öcalan’ın değerlendirmeleri şöyle:
"Büyük bir öfkeyle yüklü toplumları büyük düşünce ve büyük etik değerler olmadan dönüştürmek mümkün değildir. Toplum; hayatın her düzeyinde etik, siyasal, hukuksal ve ekonomik açılardan büyük bir sıkışma yaşıyor. Bunun için süreçte ısrar ve acele ediyoruz.
Ortadoğu konjonktürünün halen her şeye gebe olduğunu düşünüyorum. İran ve İsrail gibi devletler katılaşıyor ve daha da katılaşacak gibi görünüyor. Ortadoğu’da milliyetçilik ve ayrışmayı geliştirmek, mikro-milliyetçilikleri büyütmek zarar verir. Bölgedeki riskli gelişmeleri gözetecek, önleyecek, kanlı hesaplaşmaları aşacak bir süreç çalışması yürütüyoruz.
Ve elbette tüm yapılanların yasal bir temele kavuşması önemlidir. Beklentide kalmak, beklenti halini sürdürmek sadece risk üretir. Kaybedecek zamanımız yoktur. Bütün aktörlerin bu tarihi sorumluluk anlayışla hareket edeceğine ve TBMM’nin de çalışmaları bu hassasiyetle yürüteceğine inanıyorum.
Çerçeve bir yasa, demokratikleşme sürecinin kök hücresini oluşturabilir.
Yasal düzenleme bizi gerçek bir pozitif inşaya, demokrasi çarkının döndüğü bir sürece sokacaktır. Demokratikleşme hayati bir ihtiyaçtır ve sürecin başarısı bizi bu hedefe yakınlaştırır.
“Bir siyasi partinin genel merkezine kapısını balyozla kırarak girmek demokraside olacak şey midir?”
Bir siyasi partinin genel merkezine kapısını balyozla kırarak girmek demokraside olacak şey midir? Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik uygulamalar ve yaşanan gelişmeler, doğru işleyen bir demokrasinin ve demokratik siyasetin olmamasıyla ilgilidir. İşleri bu noktaya getiren sebep budur, cumhuriyetin temelindeki demokrasi ilkesinden yoksunluktur. Demokrasiye, sanki bir lüks, bir demagojiymiş, lafazanlıkmış gibi yaklaşarak önemsememenin sonuçları vahim bir hatadır. Cumhuriyetin demokratik niteliğini geliştirmek kadar aciliyet taşıyan bir durum yoktur.
Biz bu ülkede, bunun zeminini geliştirmeye ve imkanlarını büyütmeye çalışıyoruz. İmralı’da çözüme doğru yasal adımlara giderken cumhuriyeti demokratik bir çıkışa, demokratik bir hukuka hazırlamayı çok önemsiyoruz. Bunu hem parti içi hem partiler arası demokrasi eksikliğini de gidermeye yönelik bir adım olarak görüyoruz. Tüm çabaların karşılığı, cumhuriyeti demokratik bir içeriğe ve kültüre kavuşturmak, bunları güvence altına alan sağlam bir hukuk sistemi kurmak olacaktır. Bu temelde herkesi Barış ve Demokratik Toplum sürecine katkı sunmaya çağırıyorum.
Kürtlerin demokratik cumhuriyete entegrasyonunun anlamı budur. Kürt meselesinin yıllarca kilitlediği bir durumu aşmaya çalışıyoruz. Kürt meselesinden kaynaklı şiddet öğesi, çözüm sistematiğiyle aşılıyor. Bu sürece Türk-Kürt ilişkilerini yeniden düzenleme, çağdaşlaştırma, modernleştirme süreci de diyebiliriz.
Barış ve Demokratik Toplum sürecine destek sunan uluslararası aydın ve akademisyenlerin mesajları kitaplaştırılmış. Bu çerçevede her türlü öneri, eleştiri ve katkıyı en titiz şekilde değerlendirmeye hazır olduğumu vurgulamak isterim. Barışa ve demokrasiye en fazla ihtiyacımız olan dönemde çok önemli destekleri için hepsini selamlıyorum."









































Yorum Yazın