
“Kayıp Çocuklar” öykü kitabı yazarı eğitimci Misbah Eratilla, çocukları ifade ederken, “Kalbi kırık çocuk kanadı kırık kuş gibidir. Nasıl ki kuşlar kanatları kırılınca uçamazlar çocukların da kalpleri kırılınca büyüyemezler.” Diyor.
Batman (VANMED) - Eğitimci-yazar Misbah Eratilla’nın “Kayıp Çocuklar” isimli kitabı geçtiğimiz günlerde Efsus yayınları arasında çıktı ve kitapçı raflarındaki yerini alarak okurla buluştu.

29 yaşanmış öyküden oluşan kitaptaki her bir öykü ebeveynlere, eğitmenlere ve toplum öncülerine önemli mesajlar veriyor.
Vanmed olarak Yazar Eratilla ile kitaba dair bir röportaj gerçekleştirdik.
*Çocukların tüm duygularını içeren bir kitap; korkular, öfkeler, beklentiler, umutlar, hayal kırıklıkları ve içinde rol model olacak kimlikler de var, bu kurguları yaparken nasıl bir yol ve yöntem izlediniz?
Öğretmenin meslek olarak işi çocuktur. Meslekte iyi olabilmenin yolu çocuğu tanımaktan geçer. Öğretmen, ana okuldan üniversiteye kadar çocuklarla yürümesi gerektirir. İyi bir öğretmen, iyi bir anne-baba olmanın yolu ise çocuğu tanımaktan geçer. Çocuk 0-18 yaş aralığında fiziksel ve ruhsal olarak her yıl değişir.
İşte hikâyelere başlamadan önce çocuğun fiziksel ve ruhsal gelişimin tanımak için yerli ve yabancı yazarlarda 10 bine yakın sayfa taradım. Çocuğu tanımaya başlarken yaş itibariyle çocuk neden küser nasıl barışır. Nasıl kırılır. Bu kırılmalar kaç yıl sürer gibi okumalar yaptım. Zamanla kitaplarda okudukları ve sınıfta gördüklerimi uygulamaya çalıştım. Yıllar sonra kalbi kırılan çocukların yetişkin olduklarında izlerin hala sürdüğünü gördüm. Görüştüğüm yetişkinlerden aldığım dönütlerde çocuklukta yaşadıkları olumsuzluklar ömür boyu peşlerini bırakmadıklarını duydum.
Daha sonraları öğretmenlerin, anne- babaların çocukları eğitirken yaptıkları yanlışların ömür boyu paslı bir çivi gibi yüreklerinde kaldığını örneklerle dinledim.
Öyleyse gelecekte çocuklarımıza huzurlu, mutlu bir dünya bırakmak istiyorsak nasıl ki bir tohumu toprağa atıldığımızda en küçük bir çizik gelişmesini engelliyorsa çocuklarımızın yedikleri darbeler de insanlığın gelecek dünyasını etkiler. Hikâyelerimin temelinde çocuğu tanımak için çokça kaynaklardan alt yapımı kurdum ardında gözlemlerim ve görüştüğüm çocuklarla hikâyelerin kurgusunu yaptım. Hayatın içinden yaşamış temeli sağlam hikâyeler kurguladım. Yetişkinlerin çocukluklarında yaşadıkları kırılan ve tahrip olan kalpleri yazdım. Hikâyelerimi okuduğum kaynaklar, gözlemlerim ve yaşadığım olaylar üzerine kurdum.

*Kitapta kendi yaşamınızdan da örnekler var sanırım?
Evet, kitapta benim de yaşadığım hikâyeler var. Zaten önce kendimi yazdım. Okulda, evde gördüğüm olaylar beni çok etkilemişti. Çocukluk yıllarımda bir öğretmenin bana kötü davranması hayatım boyunca hafızamda canlı kalmasıyla yazmaya başladım. Başımı okşayan öğretmeni de hiç unutmadım onu da yazdım. Yaşadıklarım birer örnek olarak yazmama sebep oldu. Hani çok meşhur bir söz var; ‘çocukluk insanın ana vatanıdır’ diye, çok derin ve anlamlı bir söz. Demek ki çocuklukta yaşanan bir şey hiçbir zaman unutulmaz. Öğretmenden yediğiniz bir tokat, babanızdan yediğiniz bir azar yürekte kanayan bir yara gibi sürekli akar. Böylece ben de çocukluğumdan yola çıkarak önce yaşadıklarımı kaleme döktüm. Hikâyesini yazdığım kişilere çocukluklarını sorduğumda onların da aynı duygularla yüklü olduğunu gördüm. Derste ‘aferin’ dediğin bir çocuğun yıllar sonra o aferinle motive olduğunu ve karşıma öğretmen veya doktor olarak karşına çıktığında neler kaçırdığımı anladım. Çocuğun ne kadar hassas olduğunu öğreniyorsun. Böylece her güzel bir söz iyi bir tohum olarak yarınlarda koca bir ağaç olacağını öğreniyorsun.
*Kitabın adı polisiye bir romanı hatırlatsa da aslında öykülerde kaybolan çocuklar yok, neden böyle bir isimlendirmeyi uygun gördünüz?
Kitaba “Kayıp Çocuklar” ismini vermek bir anket sonrası oldu. Kitapta 29 hikâye var, hikâyelerden birini kitaba ismi olarak vermek istedim. Anket sonucu bu isim öne çıktı. Kayıp çocuklar hikâyesine gelince, çocukluk yıllarımda okula giderken, mahallede oynarken kimsede bu çocuk kayıp olur, başına bir şey gelir endişesi yoktu. Sabah evde çıkıp akşam ve döndüğümüzde bile ‘nerede kaldın’ diye soran olmazdı. Sokaklar ve okullar güvenliydi. Şimdi her anne baba çocuğunu okula kendisi getirir kendisi götürür veya servisler bu işi görür. Her anne- babanın zihninde ‘çocuğum kaçırılabilir başına bir şey gelir’ endişesi hâkimdir. TV ve medyada her gün kaçırılan çocuklarla ilgili haberlerden geçilmiyor. Haberleri izleyen bir çocuğun tek başına okula giderken yaşadığı korkuyu anlattım. Çocuk kendini tek başına sokakta güvende görmüyor. Öğrencileriniz okula gelirken veya eve dönerken yaşadıkları kaçırılma korkusunu yazmaya çalıştım. Bazen bir olayın korkusu, yaşanmasından daha fazla etki yaratır.

*Nasıl bir duygu içinde yazdınız her bir öyküyü?
Çocukları tanıdıkça dünyalarını sevdim. Çocukların hassas, ince, kırılgan duygularını incitmemek gerektiğini anladım. Kalbi kırık çocuk kanadı kırık kuş gibidir. Nasıl ki kuşlar kanatları kırılınca uçamazlar çocukların da kalpleri kırılınca büyüyemezler. Kalbi kırık çocukları ömür boyu sorunlu birer birey olarak karşımıza çıkacaklarını unutmamak gerekir.
*Bu çocuk hikayeleriyle neyi amaçladınız?
Öğretmenlerin, anne babaların, öğretmen adayların telafisi olmayan yanlışlar yapmaması için bu hikâyeleri yazdım. Büyük yıkımları önlemek için çocukların dünyasını tanımak gerektiğine inanıyorum. Çocuklarını tanımadan büyüten toplumlar sorunlu yetişkinlerle karşımıza çıkar. “Toplum niye bozulmuş” diye gelen gür seslere cevap olarak “ektiklerimizi biçiyoruz” diye bir cevap duyarız hep…
*Böyle bir kitap yazma düşüncesi nasıl hasıl oldu, neden ‘kayıp çocuklar’ hikayesi?
Bir çamaşır makinasını, bilgisayarı, televizyonu çalıştırmak için bir kataloğu olur. Bunları çalıştırmak için kataloğa bakarız. Aman bir hata yapmayayım diye dikkatli davranırız. Peki, bir çocuk dünyaya gelirken her ay her yıl farklı büyürken onu tanıyabiliyor muyuz? Onu tanımak için ne yapıyoruz. Yoksa çocuğu anne babasında öğrendiği gibi mi büyütüyoruz. Peki ya öğretmenler çocuğun iç dünyasına ne kadar inebiliyor. Onu ne kadar anlayabiliyor. Kırk yılı aşkın mesleki hayatımda kalbi kırık çocukları görünce bu hikâyeleri yazmaya başladım desem doğrudur. Hiçbir çocuğun kalbi kırılmasın diye olayları hikâye olarak kurguladım.
Son olarak şunu söylemek isterim; çocuğu tanımanın en kısa yolu onu karşılıksız sevdiğinizi göstermektir. Çocuk buna inanırsa o zaman mutlu ve huzurlu bir toplumun temeli de atılmış olur. Öyleyse çocuklarımızı önce sevelim ki birbirini seven bir toplum oluşsun.
(2).jpg)
Misbah Eratilla
Misbah Eratilla Kimdir?
1958 yılında Siirt’in Kurtalan ilçesinde dünyaya geldi. Mersin Öğretmen Lisesi ve Eğitim Enstitüsü’nde okudu. 40 yılı aşkın süredir Milli Eğitim Bakanlığı bünyesindeki okullarda çeşitli kademelerde görevler aldı. Halen Batman’da eğitmenlik yapan Eratilla evli ve 3 çocuk babasıdır.
Vanmed ve çeşitli gazete ve haber sitelerinde yazıları yayınlanan Eratilla’nın yaşanmış okul hikayelerinden oluşan "Kırmızı Kurdelenin Sırrı" adlı bir kitabı daha bulunmaktadır.
.jpg)
Röportaj: Mazlum HARMANCI - VANMED









































Nviskarekî pir xurte.
Allah razı olsun Hocam.