
Suriye'nin HTŞ öncülüğündeki geçici yönetimi temsilcisi Esad Hasan Şeybani, Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen Safedi ve ABD Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın imzalarıyla 16 Eylül'de Dürzi kenti Süveyda için hazırlanan "Yol Haritası Anlaşması" Dürziler tarafından reddedildi.
VANMED HABER MERKEZİ - Dürzi toplumunun oluşturduğu Süveyda Yüksek Hukuki Komitesi, HTŞ öncülüğündeki Şam yönetiminin "Süveyda Krizinin Çözümü İçin Yol Haritası" başlıklı anlaşma bildirisini sert bir dille reddetti. Şam'ın bildirisini "iç çelişkilerle dolu" ve "sorumluluktan kaçınma" girişimi olarak nitelendiren Komite, uluslararası toplumu Süveyda halkının kendi kaderini tayin hakkını desteklemeye çağırdı.
Suriye'nin HTŞ öncülüğündeki geçici yönetimi temsilcisi Esad Hasan Şeybani, Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen Safedi ve ABD Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, 16 Eylül'de Şam'daki Tişrin Sarayı'nda Süveyda'da düzenin yeniden tesisi ve vilayetin Şam'a entegrasyonu için ortak yol haritası anlaşması imzaladı.
İmzalanan anlaşmaya ilişkin bildiri yayımlayan Süveyda Yüksek Hukuki Komitesi, önerilen çözüm yollarını reddetti.
Şam geçici yönetiminin hem bağımsız uluslararası soruşturma talep edip hem de hesap vermenin Suriye hukuku çerçevesinde gerçekleşeceğini belirtmesinin bir çelişki olduğu vurgulandı.
Komite, "suçlananın aynı zamanda yargıç olması mantıklı değildir" diyerek, HTŞ ile birlikte Suriye yargı sisteminin siyasallaştığını ve adil yargılama için güvence sunmadığını belirtti.
Açıklamada, HTŞ geçici yönetiminin kendisini "uzlaşmacı" bir taraf olarak gösterme çabası reddedilirken, HTŞ'nin "binlerce sivili öldüren, kaybettiren ve kaçıran katliamların doğrudan ortağı" olduğu ifade edildi. Sorumluluktan kaçmanın uzlaşmaya değil, cezasızlık politikasını pekiştirmeye hizmet ettiği belirtildi.
Komite, yerel meclisler ve ortak polis güçleri kurma önerisinin ise "Süveyda üzerinde yeni bir vesayet kurma" ve "halk arasında fitne ekme" girişimi olduğunu vurguladı. Bu tür adımların iç bölünmeyi derinleştireceği konusunda uyarıda bulunuldu.
Kendi kaderini tayin hakkı vurgusu
Bildiride en dikkat çekici noktalardan biri, Süveyda halkının kendi kaderini tayin hakkına vurgu yapılması oldu. Komite, Süveyda'deki suçların ve onlarca yıllık dışlama politikalarının, halka bu hakkı talep etme konusunda haklı nedenler verdiğini belirterek, halkın "özerk yönetim veya ayrılık yoluyla kaderlerini özgürce ve bağımsız olarak belirleme hakkına hukuki ve ahlaki olarak sahip olduğu" açıkça ifade edildi.
Uluslararası topluma çağrı
Son olarak, Birleşmiş Milletler, Güvenlik Konseyi ve tüm uluslararası taraflara bir çağrı yapan Komite, Süveyda halkına zorla dayatılan hiçbir düzenlemenin tanınmamasını, bağımsız soruşturma mekanizmalarının sağlanmasını ve uluslararası sözleşmeler gereği halkın kendi kaderini tayin hakkının desteklenmesini istedi.
Bildirinin sonunda, Temmuz 2025'te yaşanan olayların "talihsiz olaylar" değil, "tüm unsurları tamamlanmış insanlığa karşı suçlar" olduğu vurgulandı. Komite, suçluların ancak şeffaf ve uluslararası bir süreçle hesap verebileceğini belirtti.
Yol haritasında neler var?
Üç ülkenin imzaladığı yol haritasının detaylarını Ürdün Dışişleri Bakanlığı paylaştı.
Metne göre Suriyeli makamlar, ABD ve Ürdünlü yetkililerin desteği ve uluslararası ortakların katılımıyla Süveyda'da kamu düzenini yeniden tesis edecek.
Anlaşma, Suriye'deki kurumların yeniden inşa edildiği, tüm Suriyelilerin temsil edildiği, hukuki ve vatandaşlık haklarının güvenceye alındığı kapsayıcı bir siyasi süreç yürütülmesini öngörüyor.
Ürdün ve ABD, yeniden inşa, kurum inşaası, terör ve aşırılıkla mücadele, toplumsal anlaşmazlıkların çözülmesi ve ulusal uzlaşmaya varılması gibi konularda Şam yönetimini destekleyecek.
Anlaşmada Süveyda vilayetinin Suriye'nin asal parçalarından biri olduğu ve ülkeden kopmasının söz konusu olmadığı vurgulandı.
Bu uğurda hassas ve kademeli bir yaklaşım benimsenerek Süveyda'da güvenin yeniden oluşturulacağı ve vilayetin Suriye devletine tamamen entegre edilmesi için çalışılacağı söylendi.
Dürzi liderlerin bir kısmı, çatışmalar sırasında ve sonrasında Suriye'den ayrılıp İsrail himayesine girme çağrısında bulunmuştu.
İsrail, Dürzilere yönelik tüm saldırılara askeri karşılık vereceğini açıklamış, başkent Şam dahil birçok noktada Suriye ordusu unsurlarını hedef almıştı.
Anlaşmada ayrıca Suriye devletinin Süveyda'daki şiddet olaylarının tüm faillerinin Suriye hukukuna uygun biçimde yargılanması konusunda kararlılığı vurgulandı.
Şam yönetimi, Ürdün ve ABD'nin desteğiyle vilayete yeterli insani ve tıbbi yardım geçişini sağlamayı da taahhüt etti.
Yol haritası metninde Suriye İçişleri Bakanlığı'na bağlı "eğitimli ve kalifiye" güçlerin Süveyda-Şam otoyolunda devriye gezmesi ve Şam'a bağlı tüm milis güçlerin vilayetten çekilmesine dair maddeler de yer alıyor.
Bölgedeki idari işlerin sürdürülebilmesi için ise Süveyda'daki toplulukların tamamının temsil edildiği bir yerel konsey kurulması planlanıyor.
Bu konseyin Şam ile irtibat halinde olması ve ulusal uzlaşma sürecinde öncü rol alması bekleniyor.
Ne olmuştu?
Süveyda'da 13 Temmuz'da Dürzi milisler ve HTŞ'nin kışkırtasıyla Sünni Bedevi aşiretler arasında çatışmalar patlak verdi.
Ülkenin farklı bölgelerinden Arap milislerin ve Şam'daki HTŞ'ye bağlı silahlı grupların da vilayetteki çatışmalara dahil olmasıyla şiddet olayları daha da büyüdü.
İngiltere Merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi'ne göre olaylarda 789'u infaz edilen Dürzi siviller olmak üzere 2 binden fazla kişi yaşamını yitirdi.
Çatışmaların ardından HTŞ geçici yönetimi 19 Temmuz'da ateşkes ilan edildiğini duyurdu.












































Yorum Yazın